Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Eskiden baharın bir kokusu vardı. Ben baharın geldiğini, tüm apartmanı saran közlenmiş sivri biber kokusundan anlardım. Kışın karpuzu, yazın muzu özlerdim. Sebze-meyvenin hormon marifetiyle her mevsim yetişmesinden sonra mevsimleri özlemeyi de unuttum...
Eskiden televizyondaki maçları özlerdim. Bir Şampiyon Kulüpler Kupası Finali yayınlanacak diye üç gün önceden eve kuruyemiş stoklardı bizimkiler. Muhammed Ali'nin maçları için saatimizi sabahın dördüne kurardık... Şimdi her gün, her an maç yayını var.
Sahi, en son bir televizyon yayını için ne zaman sabahın köründe kalktığını hatırlayanınız var mı?
Ben bir haftadan diğerine, yıldız futbolcuları özlerdim. Cemil Turan'ı, Rıdvan Dilmen'i... Şimdi sadece bir futbolcuyu izlemek için maça gideniniz kaldı mı?
Ediz Hun'un yeni filmi ne zaman gelecek diye bekleşirdik Marmara Adası'ndaki yazlık sinemanın afiş tahtasının önünde... Şimdi uzun süre filmde oynamadığı için üzüldüğünüz kim var?
Komiser Columbo'yu, Kaçak'ı özlerdik altı günde... Şimdiki dizi enflasyonunda, her bölüm haftada üç kez tekrarlanırken ve internet sayesinde kaçırdığınız bölümler sadece bir 'tık' ötenizdeyken yeni bölüm için gün sayanınız kaldı mı?
Okulu özlerdik, sıra arkadaşlarımıza kavuşacağız diye... Gelsin diye Eylül'ü iple çekerdik. O zamanlar yarış atı değildi çocuklar, cümbür cemaat yaz kurslarına, dershanelere yazılmazdık hiçbirimiz...
Uzaktaki akrabalar da özlenirdi ya... Toplu mesaj çekmenin, görüntülü hatla konuşmanın kolaycılığına sığınmazdı kimse... Üstelik 90 liraya İstanbul'dan Adana'ya uçmak mümkün değildi o günlerde... Cumartesi akşamüstü 17.00'de açılan öğrenci diskoteklerini, otel lobilerindeki 'okul çaylarını' beklerdik dört gözle...
Bir de slow çalsın diye orkestrayı... Çünkü sevgiliye sarılmanın başka yolu yoktu... Şimdiki gibi alt alta, üst üste değildi okul çağındakiler...
Sevgililerin sesini özlerdik delikanlılığımızda... Evdeki telefona kız yerine babası çıktığında pat diye kapatırdık telefonu... O zamanlar henüz kısa mesajla 'SS' yazacak kadar aymaz, kaba ve üstünkörü değildi aşklar... Sevgiliyi özlemek, aşkların en güzeliydi...
Galiba en çok özlemeyi özledik...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER