YAZARA MAİL GÖNDER Yok böyle gece

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Düşünün; Bülent Ersoy, Muazzez Abacı, Mustafa Sağyaşar, Kutlu Payaslı, Zekai Tunca, Ali Şenozan, Neşe Can, Ayşe Taş aynı sahnede birlikte fasıl yapıyor, sonra teker teker çıkıp Türk sanat müziğinin en seçkin eserlerini seslendiriyorlar. Böyle bir geceyi insan, hayatında kaç kez yaşayabilir ki?
Cumartesi gecesi Bostancı Gösteri Merkezi'nden dudaklarımızda kocaman birer tebessüm ve kiri pası alınmış kulaklarımızın verdiği hafiflikle ayrıldık. İçimden, 'Keşke bu eşsiz gece, birkaç bin kişinin ayrıcalığı olarak kalmasaydı' diye geçirdim. Dile kolay, bir devre damgasını vurmuş sanatçılar bir arada sahneye çıkıyorlar.
Dünyanın başka ülkesinde olsa, yayıncı kuruluşlar için ihale açılır, bu geceyi yayınlamak, sponsor olmak, reklam vermek için herkes kuyruk olurdu. Ama nerdeee... Türk sanat müziğinin izleyici ile buluştuğu en önemli mekanları, gazinoları yok ettik önce... Sonra 'assolistlik' müessesesini... Ardından bu şahane müzik türünü prime time'lardan kovalayıp TRT'nin gölgedeki bir kanalında adeta 'hücre hapsine' aldık. Biz Akşam Sefası'nın, Salı Sefası'nın, Makam Farkı'nın izleyicileri ne yazık ki bir avuç kaldık...
O gece Bostancı'da 8-10 yaşıma döndüm... Merhum anneannemin beni elimden tutup götürdüğü Gar Gazinosu'ndaki kadınlar matinesine... Unuttum sandığım şarkılar nasıl da döküldü dudaklarımdan heyecanla, zevkle...
'Hayatta bir daha birbirlerinin yüzüne bakmazlar' denilen Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı'nın sahnedeki sarmaş dolaş halleri aklıma bir Zeki Müren şarkısını getirdi: 'Eski dost düşman olmaz...'
Diva, "Siz bu müziğe layıksınız" deyip önce Tatyos Efendi'den bir eser, sonra da 13'üncü yüzyıldan kalma ve kayıtlı ilk klasik Türk sanat müziği eseri olma özelliği taşıyan bir mehter esintisi ile çıkmasın mı karşımıza! Bu şahane mesaja, bu dimdik duruşa bin kere helal olsun...
Abacı'dan Vurgun, Mustafa Sağyaşar'dan Karam.... Ve bu sütunlara sığmayacak daha ne güzellikler... Ah keşke bir de bu gecenin anlamını pekiştirecek, o günlerin deyimiyle bir 'takdimci' olsaydı. Halit Kıvanç mı, Mustafa Yolaşan mı, Erkan Yolaç mı, Ayşe Egesoy mu, Ateşböceği Ercan mı, artık kim olursa işte... Eğer tadı damakta kalan bu gecenin ikincisi yapılırsa, ihmal edilmemeli...
En çok da neye yandım biliyor musunuz? Yanımda bir kavanoz getirmediğime... Bu eşsiz sanatçıların sahneden salona yayılan nefeslerini içine doldurup anneannemin baş ucuna koyamadığıma...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.