YAZARA MAİL GÖNDER ‘Bridget’ şehirli kadınlara doğal olma cesareti veriyor

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Tek başına ayakta durabilen şehirli kadınların sembolü 'Bridget Jones', son filmi ile yine hepimizin üzerinde etki bırakacak gibi görünüyor. İtiraf edin kızlar; 'Bridget Jones'un kitaplarını okuyan ve filmlerini izleyenler olarak, kendinizi hep onunla özdeşleştirdiniz. 20'li, 30'lu yaşlarınızı onunla geçirdiniz. 'Bridget'in tezatların kadını olma hali, size sürekli 'Ah aynı ben!' dedirtti. Haksız mıyım? Şimdi serinin üçüncü filmi 'Bridget Jones'un Bebeği' ile macera 12 yıl aradan sonra devam ediyor. Bugünlerde sinema salonları, 'Bridget'in hikayesinde kendini bulmuş kadınlarla dolup taşıyor. Ben de o kadınlardan birkaçını koluma taktım ve sinemanın yolunu tuttum. Peki 'Bridget' nasıl bir kadındı, bir hatırlayalım... O, tipik bir 21'inci yüzyıl kadını; çalışan, bekar, maceraları yaşasa da kendisini yalnız hisseden, zeki ama sarsak, kilo problemi nedeniyle sürekli diyete başlayan, 'dipteyim sondayım depresyondayım' modunda, 30'lu yaşlarında sempatik bir metropol kadınıydı. Bu filmde ise karşımıza 43 yaşında, daha olgun bir kadın olarak çıkıyor. Filmin başında; tek başına kutladığı doğum gününde, yalnızlığın ve melankolinin kucağına düşüyor. Ardından ani bir kararla kendisini rock festivalinde buluyor. Yeni tanıştığı bir erkekle, tek lik bir serüven yaşıyor. Derken, eski aşkı 'Mark Darcy' ve bir kez birlikte olduğu Amerikalı milyoner 'Jack' arasında kalıyor. Üstelik de, karnında babasının 'Mark' mı yoksa 'Jack' mi olduğunu bilmediği bir bebekle! Sonrası mı? Sonrası filmde... Peki bu filmde en çok neler dikkatimi çekti? Filmde; modern çağın flört, iş ilişkileri ve sosyal yaşam trendlerine dair çok sağlam tespitler var. Bunlara bir göz atacak olursak...

ÇADIR TATİLİ:
'Bridget', izleyiciyi sosyal yaşam trendi glamping ile tanıştırıyor. Bu akım; tatil anlayışında lüksü, doğal ve sadelikle birleştirmek anlamına geliyor. Beş yıldızlı otellerden sıkılan tatilciler, hipster usulü çadır kuruyor. Filmde; 'Bridget'ın çadır maceralarını izlemeye doyamayacak, hatta arkadaşlarınızla bir glamping planı yapacaksınız. Gelecek yaz 40'larındaki Türk kadınlarını; Fethiye Kayaköy'de, Datça Bördübet'te çadır kurarken görürsek, onların 'Bridget' etkisinde kaldığını söyleyebiliriz.

DİJİTAL DETOKS:
Filmde 'Bridget'in ne Facebook, ne de Instagram hesabı var. Hepimiz, onun sosyal medyada birileriyle flört etmesini bekledik ama yok, onun umrunda değil! Hatta yalnızlığı dindirmek için akıllı telefonların kullanılmasına fazlasıyla karşı. Baylar bayanlar, sanırım hepimiz biraz ara vermeli ve kafamızı telefondan kaldırmalıyız artık. Filmde 'Bridget', kendisini 'beceriksiz ve zamanı geçmiş' olarak görüp işten çıkarmak isteyen genç patronuna şöyle diyor: "Sırf sen sansasyon peşinde koşuyorsun diye, ben anlamı olan şeylere ilgi duymaktan vazgeçmeyeceğim. Bir gün, dürüstlük ve samimiyetin devri geri gelecek!" İşte 'Bridget'in bu sözleri, birçok kadını dijital dünyanın filtreli hayatlarından kurtaracak, eminim. Insta-hayatlarda, herkes olmadığı kadar havalı, zengin, zayıf ve mutlu. Ama peki ya gerçekler? Biraz 'Bridget'i dinleyin ve siz de yalanlardan kurtulun derim.

40 YAŞ GÜZELLİĞİ:
'Bridget', bir kadının çocuk doğurma kararını tek başına da verebileceğini gösteriyor bu filmde. Çocuğuna tek başına bakabileceğini ve babadan hiçbir şey talep etmeyeceğini defalarca söylüyor. Hatta bekar kadınların da sperm bankası vasıtasıyla çocuk sahibi olabileceğini hatırlatıyor. 'Bridget'in etkisiyle, 40'lı yaşlarında 'çocuk da yaparım kariyer de' diyen kadınlar tüm dünyada çoğalacak gibi görünüyor. Öte yandan kadınların bu feminist tavrı, erkekleri kızdırabilir.

ESTETİKSİZ RENEE:
'Bridget Jones'a hayat veren Renee Zellweger, yıllar içinde yaptırdığı estetiklerle gündeme gelmişti. Ünlü oyuncunun yüz ifadesinin değiştiği, botoks nedeniyle başka bir kadına dönüştüğü yazılmıştı. Bu filmde Zellweger, eski haline dönmüş; yüzünde ne botoks, ne de dolgu var. Hatta yüzü fazlasıyla kırışmış, çizgileri derinleşmişti. Bu da, estetik mağduru kadınlara bir ümit olsun.

?ŞEHRE DÖNDÜK SIRADA NE VAR?
Madem yaz tatili bitti, şimdi şehrin tadını çıkarma zamanı. Bakın; Eda Taşpınar bile 'a ayak bastıysa, sonbahar/kış sezonu açılmış demektir. Peki şimdi ne yapıyoruz? 1- Yeni sezon dizilerinden bir demet yapıp her güne serpiştiriyoruz. Kanallar arası reyting savaşlarında neler yaşanacağına bakıyoruz. 2- Bu hafta sonu tüm gece kulüpleri makyajlanıp, cilalanıp kapılarını açıyor. Siz de İstanbul gece hayatındaki hareketin bir parçası olabilirsiniz. Ve siz mekancılar; artık derin bir oh çekebilirsiniz. 3- Spor salonları, diyetisyenler ve spor eğitmenlerinin randevuları tıka basa dolacak! Yazın ve bayramın ağırlığını attıracak hızlı programlara başlanacak. 4- Yazlık-kışlık gardırop düzenlemesi yapılacak. Yazlıklar kaldırılacak; parkalar, montlar, hırkalar, çizmeler çıkarılacak. Kat kat giyinmeye hazır olun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.