YAZARA MAİL GÖNDER Ummadığın anda kapında

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Seyfi Dursunoğlu 80'i geçmiş...
Hâlâ kazandığı astronomik rakamlar konusunda "Perhizdeyim, istediğimi yiyemiyorum, gezmeyi de sevmiyorum; bu yaşta bu parayı ne yapayım?" diyor.
Bazıları şimdi bu satırları okuyunca, "Tövbeler olsun ama Allah da parayı kime vereceğini bilmiyor, bana verseydi bak neler yapardım" diyecektir.
Hayır efendim, tam tersi.
Allah tabii ki kime, neyi, ne kadar ve ne zaman vereceğini çok iyi biliyor.
Kendisi "110 yaşına kadar yaşamak istemem" dese de, umarım o kadar yaşar ve daha uzun yıllar bizimle birlikte olur.
Ama kaçınılmaz son geldikten sonra çoluğu çocuğu olmayan Dursunoğlu, mal varlığını nereye bağışlayacağını önceden açıklamıştı.
Türkan Saylan'ın Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı'na gidecek o servet.
Olabilecek en hayırlı işlerden birine yani.

YAŞAM KOÇLARI...
Bu arada Dursunoğlu "Bu kadar para kazanacağım aklıma bile gelmezdi" de diyor.
Peki yaşam koçları, pozitif enerji yumakları, evrene mesaj göndericiler, karmacılar, aynacılar...
Siz ne diyorsunuz bu duruma?
Hani biz hayal edecektik, kafamızda imajı yaratacak, o resmi de evrene gönderecektik; evren de bize bu dileği iadeli taahhütlü geri döndürecekti?
Bir şeyi ancak çok istersek olacaktı?
Şimdi böyle dediğime bakmayın; bunları zaman zaman ben de düşünüyor, ben de inanıyor ve söylüyorum ama demek ki bu işler biraz da kısmet işi.
Seyfi Dursunoğlu bu kadar çok parası olacağını aklına bile getirmemiş ama yılardır kafasından para yağıyor adamın.
Düşünce gücü ve davranış bilimleriyle ilgilenenlerin savunduğu bir başka tez burada devreye giriyor sanırım. "Gerçekleşmesini çok istediğiniz o olay kafanızdan tamamen çıktığında, artık ümidinizi gerçekten yitirdiğinizde ve başka tarafa yöneldiğinizde; işte o zaman yani ancak hiç ummadığınız anda o isteğiniz gerçekleşir" derler ya hani.
Yıllarca hamile kalmak için bilimsel, büyüsel; önlerine gelen her yöntemi deneyen ve sonunda doğuramayacaklarına gerçekten ikna olan, hatta bu yüzden evlatlık edinen kadınların bir anda pat diye hamile kalması gibi.
Fakat böyle durumlarda artık o dileğin gerçekleşmesinin pek kıymeti harbiyesi kalmıyor tabii.
Misal; Tonguç seni fark etsin, sana aşık olsun diye adaklar adıyorsun, evreni mesajlarınla bunaltıyorsun, göz yaşı döküyor, ondan gelecek bir mesaj için ömründen ömür vermeye hazır oluyorsun ama Tonguç başka meralarda kuzu kovalıyor, seni bir türlü fark etmiyor.

BİR BİLDİĞİ VARDIR...
Sonunda bu işin olmayacağını iyice anlayıp enerjini ve gözlerini Tonguç'un üzerinden çevirip bir anda Berkitcan'ı fark ediyorsun. İlgin ve sevgin ona yöneliyor. Tonguç artık aklına bile gelmiyor.
Hatta geldiğinde "Off, nesine aşık olmuşum ben bu denyonun?" bile diyorsun.
İşte tam da o zaman; Tonguç'un gecikmeli olarak yüzünü sana döndüğü, seni ve kıymetini fark ettiği ama artık bunun ne yazık ki hiçbir işe yaramadığı zaman oluyor.
Tıpkı 'Huysuz Virjin'in gençliğini, bodrum katların küflü odalarında memur maaşıyla geçirmesi, yaşlılığında ise artık bir merdiven bile çıkmanın zor geldiği zamanlarda üç katlı villada yaşaması gibi.
Ama yine de tekrarlıyorum, 'O'nun vardır bir bildiği.
Biz yine isteklerimizi, dualarımızı, mesajlarımızı içtenlikle sıralayalım.
Ama delinin donuna tutunduğu gibi de tutunmayalım. 'Katip arzuhalim yaz yare böyle' deyip sakince olacakları bekleyelim. En hayırlı zamanda, en en hayırlı biçimde diye de ekleyelim.
Haydi Allah kabul etsin!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.