YAZARA MAİL GÖNDER Türk erkekleri candır çünkü...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Dünkü yazımda Türk erkeklerini bir parça gömdüm. (Bu benim hobim zaten). Yani Gonca Vuslateri'nin 'Çocuğumu yabancı adamdan yapacağım' çıkışına arka çıktım.
İnsanın canına tak edince, yaş 35'e gelince, her türlü seçeneği düşünüyor tabii.
Valla billa ben de, tanıdığım bütün kadınlar da Türk erkeklerinden çok çektik, çekiyoruz, çekmekteyiz. Hem onları seviyoruz, hem de gıcık kapıyoruz.
Bakış açılarına, gereksiz çıkışlarına ayar oluyoruz ve güçlü, çalışan, şehirli kadınlar olarak sürekli; 'Türk erkekleri özgür ruhuna dar evladım, senin yabancı bir adamla evlenmen lazım' önerisini duyuyoruz. Bazen de gaza geliyoruz 'Hanimiş benim Michael'ım, Robin'im' diye sağa sola bakıyoruz.
Yani bize 'Pes et, havlu at, toprağından çekil, savaşı bırak, umudunu kes' diyorlar.

MAÇOLUĞU SEVERİZ
İyi de Türk erkekleri de birçok yönden candır canım. Çünkü:
Koordinatlarını biliriz. Sinirlerini, sevinçlerini, kıskançlıklarını, yumuşak karınlarını, gaza gelişlerini, çocuk gibi susup oturuşlarını çoktan çözmüşüzdür.
Kara kaşlarına, kara gözlerine, buğday tenlerine, kollar yelken gururlu yürüyüşlerine bayılırız.
'Moderniz' dediysek de biraz maçoluk her kadının hoşuna gider. Ne o öyle sıfır kıskançlık, süper rahatlık falan...
Şimdi adetlerimizi, alışkanlıklarımızı yabancı bir adama en baştan anlatacak halimiz yok, anlatsak da pek bir kıymeti, anlamı, geçerliliği yok. Ee biz alışkanlıklarımızı seviyoruz.
Türkçe'nin oyunlarıyla kurulu şakalarımızı yabancı sevgiliye çevirirsek şakadan eser kalmaz. Mesela bu, benim gibi şakacı kimliğiyle sempati puanlarını toplayan kızlar için felaket bir durum.
Aynı şekilde bir Özdemir Asaf, bir Turgut Uyar, bir Edip Cansever şiirinde buluşmamız zor. Gerçi hoşlandığımız bir Türk erkeğiyle aynı şiirde henüz buluşmuşluğumuz yok ama biz bu ihtimali sevmeye devam ediyoruz yani.
Ee peki şarkılar ne olacak? Çocukluğumuzun, gençliğimizin, hayatımızın şarkılarına? Sezen'lere, Kayahan'lara, Mazhar'lara, Kenan'lara? Şimdi ben adama 'Çok şeker hadi hop give me five, küresel dünya küresel life' üstüne 'Şinanay da yavrum şina şinanay' desem, adam şoka girer herhalde.

AYARSIZ VE AŞIRI
Onca ortak anıya, olaya, duruma, karaktere, ortak kokuya, sahile, kasabaya, toprağa, çiçeğe kıyabilir miyiz hiç. Bunları o dört gözle beklediğimiz yabancı erkekle paylaşamayacağız tabii.
Kim ne derse desin Türk erkeği balık etli kadın sever. Sırf bu yüzden bile candır.
Yani şimdi elin adamının canı kahvaltıda menemen çeker mi? Ya da bezelye, pilav, cacık üçlüsü gözünde tüter mi? Tütmez.
Sevgisini gösterme yolu tuhaf biçimde boğazdan geçer Türk erkeğinin.
Diyelim tatlı krizimiz tuttu; ekler, üstü milföy, üstü profiterol, üstü keşkül, üstü dondurma alır gelir. Ayarsızdır. Aşırıdır.

POHPOHLA, HER ŞEYİ YAPAR
Bir gözyaşımıza icabında kuzu olur oturur, seni ağlatan olursa aslan kesilir.
İki pohpoh, üç 'Sen mükemmelsin' dedik mi, altı boş nutuklarını alkışladık mı istediğimiz her şeyi yapıverir Türk erkeği.
Eğer sizi seviyorsa ve aranız bozulmuşsa öyle karşınıza gelip de sakin sakin konuşamaz. Gider küp gibi içer; ya kapınıza dayanır ya da telefonla şarkılar dinletir. 'Seviyorum laaan' diye naralar atan tek erkek modelidir.
Tuhaftır, zordur, bi acayiptir, çocuksudur, özgüveni çoğunlukla yerlerde sürünür ama esasen 'İyisi de iyidir' Türk erkeğinin.
Bilindiktir, bizdendir, aynı nağmedendir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.