YAZARA MAİL GÖNDER Cadının elması kadar parlak!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Onlarca denemeden sonra bu kez sigarayı bıraktım galiba. Gerçi büyük konuşmamak lazım, daha altı ay oldu. Ne yazık ki, sigaranın yerine oyalanmak için abur cubur yiyorum. Olsun; önemli olan, sigarayı bırakmak.
Son günlerde 'Madem yemeden duramıyorum bari meyve yiyeyim' diyerek bizim gazetenin ilerisindeki marketten meyve almaya başladım. Dün aldığım elmaların parlaklığı beni çok şaşırttı. 'Cadı'nın, 'Pamuk Prenses'i zehirlemek için kullandığı elma kadar parlaktı. Şüphelendiğim için elmaları iyice yıkadım. Servisteki arkadaşlara da "Hiç böyle parlak elma gördünüz mü?" diye sordum.
GÜNAYDIN'ın deneyimli sayfa tasarımcısı Emre Yılmazer, "Mumla parlatıyorlar, istersen kanıtlayayım" diyerek bir bıçakla elmanın kabuğunu hafifçe kazıdı. Gerçekten de üzerinden muma benzeyen beyaz bir madde çıktı. Meğer elmayı mumla parlatma yöntemi epeydir uygulanıyormuş.
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Genel Başkanı Mustafa Göktaş, konuyla ilgili vakti zamanında şu açıklamayı yapmış: "Meyveler mumla parlatılıp vatandaşa yutturuluyor. Dev şirketler bunu bitki mumları ile yaparken, birçok ruhsatsız ve merdiven altı dediğimiz yerde bu işi yapanlar ise ölçüyü fazla kaçırıyor. Ve milletin sağlığı ile oynuyorlar. Bu tür meyveleri normal su ile yıkayınca mum geçmiyor. Çok iyi yıkanması lazım. Reyonlarda gördüğünüz elma, portakal, erik, armut gibi meyvelerin parlaması mumlanmalarından. Kalitesiz mum kullanıldığı gibi, renklendirilen parlatıcılar da var. Zaman zaman elinize renk bulaşması da bundan. Özellikle narenciye ürünlerinde mumlama çok görülüyor. Bu, bilinçsizce yapılıyor."
Vallahi ben bitkisel mumlamaya da karşıyım; ne kadar az kimyasal olursa o kadar iyi.

GIDA MÜHENDİSİ LAZIM
Anlayacağınız, kanser olmayalım diye sigarayı bırakmak da yetmiyor. Yediğimiz meyve-sebzelerde, hormonun dışında bir de bilinçsizce kullanılan kimyasal maddeler ve ilaç kalıntıları var.
Türkiye'deki kanser hastalığının artışında, yediklerimizin etkisi de çok fazla. Haberlerde okuyorsunuzdur; bazen yurt dışına yollanan meyve ve sebzeler, üzerlerinde çok fazla ilaç kalıntısı olduğu için geri gönderiliyor. Ne oluyor o fazla tarımsal ilaç kalıntılı meyve ve sebzeler acaba? Elbette iç piyasaya sürülme ihtimali var.
Türkiye işsiz ziraat ve gıda mühendisleriyle dolu. Bilinçli tarım için ziraat mühendislerinden daha çok faydalanılmalı. Türkiye büyük bir ülke ve dev bir gıda sektörüne sahip. Meyve- sebzeyi, eti, balığı, hazır gıdayı geçtim, bir de ülkemizde yüzbinlerce kafe, restoran, büfe var. Bu müesseseler ya açılırken ya da bayramdan bayrama denetleniyor.
Sigarayla mücadelede çok yol kat ettik ama Türkiye'nin sağlıklı, kansersiz bir hayat için daha sıkı gıda denetimine ihtiyacı var. Özel ya da devlet kurumları hiç fark etmez, denetim için daha çok gıda mühendisi çalıştırılmalı. Gıda mühendislerinin işini başkaları yapmamalı.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.