YAZARA MAİL GÖNDER Mazlumlar! Ayağa kalkın! Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor

YAZARLAR

Ey dünyanın bütün mazlumları ayağa kalkın! Ümitlenin, mazlumların dayanağı olan Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor.
Ey dünyanın ezilmiş halkları, horlanmış toplumları ayağa kalkın. Şu çağları aşıp gelen Hz. Muhammed'dir (s.a.v.).
Ey dünyanın hakları gasp edilmiş, sömürülen halkları ayağa kalkın; şu geçen tabuları yıkılmış olan Hz.
Muhammed'dir (s.a.v.).
Ey dünyanın ezilen ve horlanan kadınları! Ayağa kalkın, şu geçen özgürlük Peygamberi Hz.
Muhammed'dir (s.a.v.).
Ey vücudu bombalarla parçalanmış, elinden ekmeği alınmış, oyuncağı kırılmış, uçurtması parçalanmış, yüzü siyaha bulaşmış çocuk! Yüzündeki tozları sil, kurtarıcın Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor.
Ey köprü altında mendil satan, koltuğu altında boyacı kutusuyla sokak sokak gezinen, öksüzler yurdunda büyümüş annesiz babasız çocuk ayağa kalk! En büyük yetim Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor.
Ey savaşın yetimleri, patlamış bombaların en mağdurları, ey ezilmiş olan Müslüman'ın, Hıristiyan'ın, Yahudi'nin, Ateist'in, Budist'in, Brahmanist'in, Şintuist'in, mağdur çocukları! Ey hangi dinden ve ırktan olursa olsun, maddeye tapınmış, menfaatini ilahlaştırmış, şımarık burjuvanın, küfür baronlarının ezdiği çocuklar! Ayağa kalkın, dünya çocuklarına özgürlük vaat eden Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor.
Ey uyuşturucu simsarlarına, sahte gülücüklerin dünyasına, neon ışıklarının furyasına, silah tüccarlarının doymaz iştahlarına, şeytan tapınaklarının gizemli âlemine, insan düşmanı - insan görünümlü- iblislere kurban olan dünyanın gençleri! Toparlanın. Gençlerle dünyanın en büyük inkılabını gerçekleştirmiş olan Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyor.
Ey dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun, inleyen, sızlayan, sızlanan, gözyaşı döken, aç kalmış, ilaçsız kalmış, medetsiz kalmış, ezilmiş, horlanmış, istismar edilmiş, hukuku çiğnenmiş, eğitim hakkı elinden alınmış, diktatörlere mahkum edilmiş, dünyanın bütün mağdurları!
Sevinin, şu geçen sizin bütün hastalıklarınızın tabibi olan Hz. Muhammed'dir (s.a.v.).

***
Siyah kadının oğlu!
Medine'de bir gün. Sahabe kendi aralarında oturmuşlar, sohbet ediyorlar. Kimler mi var? Hz. Halid, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Bilal, Hz. Ebu Zerr. Bir konuda yoğunlaşmışlar.
Tartıştıkları konuda Hz. Ebu Zerr (r.a.) görüşünü söyler. Biraz da ısrar eder görüşünü kabul ettirmek için. Hz.
Bilal
ise, "sana katılmıyorum" der. "Bu teklifin makul değildir, bence" der.
Hz. Ebu Zerr (r.a.) ise sinirlenir.
Şöyle der: Sen mi beni tenkit ediyorsun siyah kadının oğlu! Eski bir köle olan Hz. Bilal, sarsılır.
Hayret eder ve şöyle der: Sen mi bunu söylüyorsun ey Ebu Zerr.
Beni annemin rengiyle mi suçluyorsun.
Sen nerede olduğunun farkında değil misin?
Aslında söz bir defa ağızdan çıkmıştı.
Geri gelmezdi ki! Hz. Ebu Zerr bu cümleyi söyleyecek biri değildi. Ama işte, bir an olan olmuştur.

Hz. Bilal Resulullah'ın huzurunda

Hz. Bilal, Resulullah'a (s.a.v.) gider ve "ey Allah'ın elçisi duydunuz mu, Ebu Zerr beni kırdı. Beni annemle ayıpladı. Bana siyah kadının oğlu dedi" der.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) rengi değişti. Müthiş bir rahatsızlık duydu.
Ebu Zerr (r.a.) da efendimize koşmuş, belki de özrünü beyan edecekti.
İçeri girdi ve selam verdi.
Hz. Peygamber (s.a.v.) o an o kadar hiddetlenmiştir ki, selama cevap verip vermediğini bile bilmiyoruz. Belki dudaklarını tepretmeden cevap vermiştir.
Hz. Ebu Zerr'e döndü ve şöyle buyurdu:
"Ey Ebu Zerr. Sen onu annesiyle mi ayıpladın! Sen öyle bir adamsın ki hâlâ sende cahiliye döneminin kalıntıları var. (Buhari, İman, 22.)
Ebu Zerr (r.a.) ağlamaya başladı.
Resulullah'ın (s.a.v.) yanına gelip oturdu.
Şöyle seslendi: "Ey Allah'ın elçisi benim için bağışlanma dile. Allah'ın beni affetmesi için dua buyur."
Sonra Ebu Zerr (r.a.) kalkar ve Hz.
Bilal'in evine gider. Kapının yanında yere uzanır. Başını toprağa koyar. Hz.
Bilal gelince, kapısının önünde yere uzanmış olan Ebu Zerr'i (r.a.) görür.
Ne bu hal deyince, Ebu Zerr (r.a.) der ki: Bilal! Kardeşim, ben seni annenle kınadım. Hata ettim. Sen o ayaklarınla başıma basmadıkça, ben kalkmayacağım. Bu başa o ayak basmalıdır. Basmalı ki, o baştan çıkan söz affedilsin.
Hz. Bilal (r.a.) ağlar. Hayır der, kalk kardeşim. Senin başına basmayacağım, ben seni affettim. Kuran-ı Kerim, Sahabeyi işaret ederken buyurur ki: "Allah kalplerini birleştirmiştir. Halbuki sen bütün yeryüzünü harcasaydın onların kalbini bir araya getiremezdin." (Enfal, 63)
Kimimiz beyaz, kimimiz sarı, kimimiz siyah, kimimiz kırmızı. Ne fark eder ki. Tümümüz Hz. Adem'in çocukları değil miyiz? Hangimiz hangimizden farklı ki. Mezarda ırkımızdan, rengimizden, aşiretimizden sorgulanmayacağız.
İmanımızdan ve amelimizden sorgulanacağız. Allah katında en şerefli olanımız, takvalı olanımız değil mi (Hucurat, 13) daha ne zamana kadar boş şeylerle övünecek veya yerineceğiz.
Bize mürşit olarak Yüce Kuran ve Allah'ın Nebisi Hz. Muhammed (sav ) yetmiyor mu?
***
Zalimler ayağınızı denk alın! Şu gelen Hz. Muhammed'dir (s.a.v.)
Ve dünyanın zalimleri,
Ve dünyanın diktatörleri,
Ve dünyanın ölüm bezirgânları, halkları kobay gibi gören cellatları,
Ve dünyanın bütün haram yiyenleri, haramzadeleri,
Ve dünyanın bütün menfaatine tapınan; ilkesiz, çıkarıcı sahte inananları, sahte inançsızları, sahte Müslümanları, sahte Yahudileri, sahte Hıristiyanları, sahte ateistleri!
Özetle, inançlarını veya inançsızlıklarını menfaate çeviren her kesimin ilkesiz şarlatanları,
Ve ey İslam'ı ve Müslümanları her şartta çirkin, terörist, kötü ve hor göstermeye çabalayan dünyanın her bölgesindeki hâkim unsurları,
Ve ey her zaman zalimin yanında saf tutan menfaat tüccarları,
Ve ey haksız bile olsa güçlüye sürekli alkış tutan insanların yüz karaları,
Ve ey çekemeyen kıskanan, kıskançlık ateşi imanına galebe çalan, insanları hakka ve hakikate, insanları; Allah'a, Kuran'a ve Hz. Resul'e (s.a.v.) çağıracağına kendi inisiyatifine ve arkadaş grubuna çağıran,
Ve ama iki metre ötesini göremeyecek kadar basiretsiz olan aldanmış insan! Ve tüm insancıklar ve insaftan vicdandan, merhametten, affedicilikten, toleranstan, tatlı dilden, sıcak yürekten nasip olmamış olanları ayağınızı denk alın, şu gelen Hz. Muhammed'dir (s.a.v.).






Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.