Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Pazar gecesi Miraç Kandili. Artık ramazana iyice yaklaştık. Miraç gecesi ramazana hazırlığın son duyurusu gibi.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke'de peygamberliğini ilan edişinin 12-13'üncü yılında bir gece Mekke'de iken yanına gelen Cebrail tarafından Kudüs'e götürüldü.
Kudüs'te peygamberlerin ruhaniyetleriyle görüştü. Onlara imamlık yapıp namaz kıldırdı.
Daha sonra yine vahiy meleğinin beraberliğinde Sema'ya yükseltildi.
Orada olağanüstü olaylara şahit oldu. Melekler âlemini gördü, kötülük işleyen insanların ahirette ne tür azaplarla karşılaşacaklarına dair misal âlemine şahit oldu. Cennet ve cehennemden manzaraları gördü.
Sema'nın katlarından çıkarken oradaki peygamberlerle görüşüp onlarla kısa sohbette bulundu. İzzet gördü.
İkram gördü. Şanlı bir misafir olarak kabul edildi.
Hiçbir faniye nasip olmayan özel muameleye şahit oldu. Orada Cebrail'i asli suretiyle gördü. Ölüm meleği ve Mikail adlı meleği gördü.
'Sidretül Münteha' denilen özel bir alana davet edildi. Hiçbir melek veya peygambere nasip olmayan bir mertebeye ulaştırıldı. Sidrede nura büründürüldü. Nur gördü. Orada zatına vahyedilen vahyedildi. Gözü başka yere kaymadı.
Görülmesi gereken ne varsa gördü. Sonra tekrar geldiği yere götürüldü.
Sabahleyin de bu gizemli, kutlu, şerefli yolculuğu ilan ettiğinde ise Mekke'de tabir caizse yer yerinden oynadı.
Gördüğünü ispat etmesini istediler.
Birkaç örnekle ispat etti. Onunla alay eden nasipsiz müşrikler suskun kaldılar.
Ama yine de inkârlarına devam ettiler.
Hz. Ebu Bekir gibi müminler ise Hz.
Resul'ün her anlattığına tam bir teslimiyetle inandılar.
Bu büyük yolculuk;
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) fiziki bir yolculuğudur.
Bazılarının sandığı gibi rüyada olan bir gezinti değil! Hangi rüya bu kadar büyük gürültü koparır ve meleklerin itirazına sebep olabilir.
Eğer Hz. Peygamber bana rüyada bu yolculuk nasip oldu deseydi elbette önemsemez, olabilir derlerdi. Ama Hz.
Peygamber ben vücudumla bu makamlara getirildim dediği için büyük gürültüler koparılmış, hatta bazı zayıf iradeli Müslümanlar tereddüde düşmüşlerdi.

Namaz ve Miraç Miraç yolculuğunun en büyük hediyesi ve bizlere yükletilen sorumluluğu beş vakit namaz ve cuma namazıdır.
Beş vakit namaz müminin miracı sayılmıştır.
Günahtan koruyan bir zırh gibi görülmüştür.
İbadetleri içinde en sürekli olanı ve Yüce Rab ile konuşma anlamını taşıyan elbette ki namazdır.
Her türlü riya, kibir, haset, gösterişten uzak olan namaz sahibini cennettin daimi sakini, Rabbinin sevdiği kulu eyler.
Dilerim bu yazımızı okuyan her kardeşim -eğer namaz kılmıyorsa beş vakit namazına devam etmiyorsa- inşallah bugünden itibaren tevbe ederek gerçek namaz ehli olurlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER