YAZARA MAİL GÖNDER İmparatorluk bilinci, asırlık taziye

YAZARLAR

Gün, 1915 sonrası gasp edilen Ermeni mallarından olan Matosyan matbaasına 'çökerek' yayın hayatına başlayan ve özeleştirisini yapmamış olan Cumhuriyet'in "Bir daha asla" manşetiyle açıldı. Ki aynı Cumhuriyet, savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeli mültecileri, "'Kusura bakma. Git kendi ülkene' diyeceğiz" sözleriyle tehcir etmeyi seçim vaadi olarak sunan CHP'yi de 'Demokratik devrim rüzgârı' manşetiyle desteklemişti. Bu anlamda "Haydi bir daha" başlığı, çizgilerine daha uygun olurdu ya, geçelim.
Sonra gözler 24 Nisan'ın 100. yılında, cumhuriyet tarihimizde ilk kez resmi törenle tehcir kurbanı Ermenilerin anılacağı Kumkapı'daki Meryem Ana Patriklik Kilisesi'ne çevrildi. Törende halktan yoğun katılımın yanı sıra, tüm cemaatlarin ruhani liderleri, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve İstanbul Müftü Yardımcısı da hazır bulundu. Ak Parti'den İstanbul milletvekili adayı Markar Esayan da oradaydı.
Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan'ın vaazını takiben, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya üzerindeki tüm Ermenilere taziyelerini sunan mesajı Türkiye Ermenileri Patrikliği Ruhani Meclis Başkanı Başrahip Tatul Anuşyan tarafından okundu. Şöyle sesleniyordu Cumhurbaşkanı:
"Osmanlı İmparatorluğu'na ve Cumhuriyetimize yaptıkları ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi katkıları daima takdirle hatırladığımız Ermeni toplumunun, coğrafyamızın her köşesindeki hatıralarını güzel duygularla yâd ediyorum (...) İnsanlığın en büyük felaketlerinden olan I. Dünya Savaşı'nda, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde de her milletten milyonlarca insan ebediyete intikal etti."
Ardından Cumhurbaşkanı, Sultan Abdülhamit'i tahttan zorla indirip, ondan emanet aldıkları ve sınırları Yemen'den Adriyatik'e uzanan imparatorluğu birkaç yıl içinde, hemen hemen bugün yaşadığımız sınırlara indirgemeyi beceren İttihatçıların bölücü ve yıkıcı mirasını değil, Osmanlı'nın bir arada yaşama iradesini sahiplendiğini gösterircesine şu ifadelerle devam etti:
"Bu savaş sırasında, etnik ve dini kimliği ne olursa olsun, benzer şartlar altında hayatlarını yitiren Osmanlı vatandaşlarının tamamını da rahmetle ve hürmetle anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletini, bu acıları unutmadan ama bunlarla baş etmesini de bilerek kurmayı başardık. Bugün de, huzur, barış ve kardeşlik temelinde daha güzel günlere ulaşmak için, etnik ve dini kimliğine bakmaksızın, tüm vatandaşlarımızla, dostlarımızla birlikte çalışıyor, mücadele ediyoruz."
Törenin sonunda ise barış güvercinleri uçuruldu, Erivan'a ve tüm acıların başkentlerine doğru...
Türkiye uluslararası baskılara rağmen, kendi müstakil pozisyonunu inşa edecek güce de özgüvene de sahip olduğunu gösterdi. Bu sağduyu çağrısı, er geç karşılık bulacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.