YAZARA MAİL GÖNDER HDP ve MHP'nin tutum birliği

YAZARLAR

DHKP-C'liler, Çağlayan adliyesini basıp, bir Cumhuriyet savcısını rehin aldılar. Savcının, başına silah dayanmış fotoğrafını sosyal medyada paylaştılar. Halk, savcının akıbetini tedirginlik içinde beklerken, ülkenin ana muhalefet lideri, yine sosyal medyadan, hükümetin adliye basılıp savcı rehin alınsın diye kasıtlı olarak ülke çapında elektrikleri kestiğini iddia edebildi. Bu akıllara zarar ve canhıraş biçimde üretilen acemi komploculuk, DHKP-C denince gözlerin CHP'ye çevrileceğini bilmelerinden kaynaklanıyordu.
Hâlbuki CHP'nin, Gezi sürecinden bu yana mütemadiyen şiddeti meşrulaştıran pozisyonundan geri dönmesi yeterdi. Ne var ki Kılıçdaroğlu, saldırı sonrasında, kendi aklınca Ak Parti'yle ilişkilendirmeye çalıştığı teröristlere terörist bile diyemedi, savcının cenazesine gelemedi...
Şehit savcı ve ailesine sahip çıkan sadece hükümet oldu. Ne yazık ki MHP bile bırakın millî olmayı, insancıl bir duruş bile sergileyemedi.
Ağır silahla donanmış PKK'lılar, 'ağaç dikme şenliği' için, Ak Parti'ye oy verdiği bilinen bir köye inip 'seçim propagandası' yapmaya kalktı. Devlet izin vermedi, ordu müdahale etti. Çatışma çıktı. Neticede PKK'ya silahlı propaganda imkânı tanınmadı. HDP, beklendiği üzere, belinde silah elinde mikrofon propaganda yapmaya gelen PKK'lılara toz kondurmadı. Kılıçdaroğlu gibi, yine bu işin arkasında hükümetin olduğunu iddia etti. Doğan medya HDP'nin elinden tuttu. Bahçeli de, sadece şahsi siyasî tarihi değil, MHP'nin siyasî tarihi açısından bir ilke imza attı ve PKK'yı değil, TSK'yı ve hükümeti suçladı.
Geçmişte, "Ateşkes Ak Parti'nin işine yarıyor. Silahlar patlamadıkça Ak Parti oy kazanıyor" diyen koro da bu sefer ağız değiştirdi. HDP'nin silahla ve PKK ile ilgisinin hatırlatılması Beyaz Türk seçmeni irkilteceğinden, onlar da TSK kendi kendine çatışmış, PKK'lılar 'fidan dikme şenliği'ne gelen çevreci aktivistlermiş, 10.000 mermi de aksesuarlarıymış gibi yapmayı tercih etti. Üç yıldır sürecin altını oymaya kalkanlar, 'süreci Ak Parti'den korumalıyız' demeye başladı.
Cengiz Çandar, bu husustaki fikir değişimiyle, mezkûr koronun güzide bir üyesi. Çok değil, daha iki ay önce, 'hükümetin ateşkesin sürmesine ihtiyacı var' yazmıştı:
"Devlet" ve hükümet çevrelerinden gelen söylentiye bakılırsa, Abdullah Öcalan'dan "Türkiye'de savaşa son" açıklaması bekleniyor... Çünkü, seçim yılında iktidarın ihtiyacı bu yönde." (Radikal, 8 Şubat 2015)
İki ay sonra ise, bu sefer ateşkes değil, kan akması hükümetin lehineydi. O yüzden hükümet provokasyon yapmıştı:
"Zaten olayı işittiğim ilk anda teşhisi hiç tereddütsüz koymuştum. Olayın, HDP'nin "barajı aşma ihtimalinin yükselmesi"ne karşılık, iktidar kaynaklı bir "provokasyon" olduğu ayan beyan ortadaydı." (Radikal, 15 Nisan 2015)
Seçimlere giderken, CHP, HDP, MHP ve vesayetçi kâlemleri aynı noktada buluşturan ve silaha/ şiddete mesafe koyamayan bu fırsatçı tutum gerçekten ibretlik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.