Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NAZLI ILICAK

Menderes zehirlendi mi?

Birçok faili meçhul cinayetin aydınlatılmaya çalışıldığı ve çoğunun gene karanlıkta kaldığı günümüzden yıllar öncesine uzanalım.
Dün 17 Eylül'dü. Yani Menderes'in alelacele, öğlen vakti idam edildiği gün. Neydi bu acelenin sebebi? Niçin 17 Eylül'ün 18 Eylül'e kavuştuğu sabaha karşı asmak yerine, bir an önce Menderes'ten kurtulmak istemişlerdi?
15 Eylül'de Yassıada Mahkemesi'nden idam kararları çıktı. İdam cezası alan sanıklar, İmralı'ya götürüldüler. Onların arasında Adnan Menderes yoktu. Çünkü karar gününün sabahı "intihar" etmiş, komaya girmişti. Milli Birlik Komitesi'nin onayladığı 2 isim, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, 15 Eylül'ü 16 Eylül'e bağlayan gece yarısı İmralı'da asıldı. Diğerlerinin cezası müebbede çevrildi.
2 idamı Milli Birlik Komitesi kısmen onayladı dedim ama esasında irade Komite'de değildi. Ordu bünyesinde, Türk Silâhlı Kuvvetler Birliği isimli bir cunta kurulmuştu. Onlar, çok sayıda Demokrat Partilinin asılmasını talep ediyordu. Genç subaylar da zaten bu ekibi destekliyordu. O günkü havayı yansıtan anılar var. Biri, Yüzbaşı Ayhan'ın İmralı hatıraları; Tercüman'da yayınlanmıştı. Cemal Gürsel'in İmralı'ya telefon açtığını, "İnfazı durdurun, yeniden müzakere edeceğiz" dediğini söylüyordu. İmralı'daki bazı genç subaylar, asılmamış olmasına rağmen, "Menderes çoktan asıldı" cevabını vermişti. Yüzbaşı Ayhan'a göre, infazın, aceleyle, hemen öğleden sonra gerçekleşmesi, müdahaleleri engelleme isteğinden kaynaklanıyordu. Nitekim aynı subaylar idam sayısının 3'e düşürülmesi karşısında da hoşnutsuzluk göstermişlerdi. Ada komutanı Tarık Güryay, hatıralarında, bazı subayların kendisine "Hepsini asıverelim; Milli Birlik Komitesi kararı elimize geç geçti deriz" teklifini yatıklarını belirtiyor.
Silâhlı Kuvvetler Birliği cuntasının bir üyesi olan Faruk Güventürk ile sonraki yıllarda konuşmuştum. Söylediklerine "27 Mayıs Yargılanıyor" kitabımda yer verdim: "Binden fazla mektup almışımdır. Telefonlar... Gece yarısı eve telefon ederlerdi. 'Hele bir asın, çoluğunuzu çocuğunuzu yok edeceğiz; hele bir kıllarına dokunun' Öyle bir hava yaratıldı ki, bunları asmadın mı Silâhlı Kuvvetler korkmuş duruma gelecekti."
Yazımın başında "Menderes intihar etmişti" dedim ama, o günkü şartlar düşünüldüğünde, Menderes'in, onu bir an önce ortadan kaldırmak isteyen birileri tarafından zehirlenmesi ihtimali göz ardı edilmemeli. Bu konuda, Menderes'in avukatı Burhan Apaydın'ın verdiği belgelere dayanarak bir kitap yazmıştım: "Menderes'i Zehirlediler".
Menderes, 15 Eylül'de sabaha karşı saat 4'te, nöbetçi Subay Mehmet Taşdelen tarafından yatağında hareketsiz şekilde yatarken bulunuyor. Mehmet Taşdelen, ilk günden itibaren onun bir fotoğrafını çekmek istiyor ama başaramıyor. O gün nöbet kendisine geldiğinde usulca odasına giriyor. Bakıyor Menderes hareketsiz yatağında yatıyor ve ağzından köpüklü bir sıvı sızıyor; hiç hareket etmediğini görünce görevlilere haber veriyor. Doktorlar, raporlarında, koma halinin "hariçten ithal edilen hipnotik bir maddeyle husule geldiğini" belirtiyor. Emin olmak için kan, idrar ve mide suyunu Adli Tıp'a gönderiyorlar. Adli Tıp raporunda, Menderes'in mide muhteviyatı, kan ve idrarında sadece "acide barbiturique"e rastlandığı belirtiliyor. O gün adada bulunanlardan ve anılardan öğrendiğimize göre, 14 Eylül akşamı saat 21'de Menderes'e Limünalsodik iğnesi yapılmış. Zaman zaman, Menderes'in gerginliğini azaltmak için bu iğnenin yapıldığı biliniyor. Akla gelen bir soru: Acaba Menderes'e 14 Eylül akşamı yüksek dozda, onu komaya sokacak şekilde bir iğne yapılmış olabilir mi? Olabilir... O günkü Türkiye'nin gergin ortamında, idam sonrası olaylar çıkacak endişesiyle Menderes'in bu şekilde sessizce bertaraf edilmesi düşünülebilir.
Komadan çıktıktan sonra, Menderes'in yanına Ada Komutanı Tarık Güryay geliyor ve nasıl intihar ettiğini soruyor. Adeta ona intihar ettiği telkinini yapıyor. Zaten kendi anılarında da, "Menderes, 33 Ekuanil ve 3 Nembutal hapı içerek intihar etmiştir" diye yazıyor. Oysa Adli Tıp raporunda Ekuanil'in ana maddesi olan Mebprobomat'a rastlanmıyor. Vücutta sadece Limünalsodik'in etkisini gösteren acide barbiturique var.
"Özal zehirlendi mi?" diye dava açılırken, Menderes'le ilgili bu ciddi iddiaları da hatırlatmak istedim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER