YAZARA MAİL GÖNDER Nerede bu Arap turistler?

YAZARLAR

Önceki gün Nişantaşı'nda oturan bir arkadaşım saat 15:00 olduğu halde mağazaların büyük çoğunluğunun kapalı olduğunu söyledi. Taksim'e gitmeye çalışan ancak polisin engeliyle karşılaşan eylemciler Cihangir, Nişantaşı ve Beşiktaş'ın arka sokaklarına doğru kaçmaya başlamıştı. Televizyondaki görüntüler iç acıtıcı türdendi. Eylemciler kaçıyor, polisler kovalıyor, her yer biber gazı... Neticede pazar günü pek tatsız geçti bu bölgelerde ve atılan gaz bombalarının da etkisiyle birçok mağazanın camı da yere indi.
Tabii camlar yere indi ama bu mağazaların vitrinlerindeki hiçbir mala kimse el sürmedi. Yağma olmadı. Ertesi gün de mağazalar kapılarını hiç açmamayı tercih etti.
Peki bu durum daha ne kadar sürecek?
Ekonomi hayatı olağandışı gelişmeleri daha ne kadar göğüsleyecek, göğüsleyebilecek? Firmalar hiç satış yapmadan geçirdikleri günün acısını kimden çıkaracak?
Olan yine çoğu asgari ücret almakta olan yüzlerce satış danışmanına mı olacak? Açıkçası bir sürü soru var ve eminim hepiniz bu soruları içinizden soruyorsunuzdur. İstanbul'da gece hayatının en hareketli geçtiği aylardayız ve burada da ciddi bir ekonomiden söz ediyoruz ama konserler, festivaller, sergiler bir bir iptal olmaya başladı. Tüm bu iptallerin reel ekonomiye etkisi yakında ortaya çıkar.
Dün İstinye Park'ın kurucularından Zafer Yıldırım'a alışveriş merkezindeki durumu, giriş çıkışın azalıp azalmadığını sordum. Ne de olsa ekonominin en iyi göstergelerinden biri bu merkezler. "Kalabalık azalmıyor. Ciroları göremiyoruz henüz ancak haziran giriş rakamlarını görmeye başladık. Geçen yılın aynı ayıyla kıyasladığımızda büyük bir değişiklik yok, hatta yüzde 2-3'lük bir artış var" diyor. Mağazalar genelde bu aylarda satışlarını yüzde 20 artıracak diye öngörüde bulunuyormuş ancak şimdi bu oranın daha düşük kalacağı tahmin ediliyormuş.
Fakat başka ilginç bir tespit geldi İstinye Park'tan. Geçen yıl bu aylarda alışveriş merkezinde en kalabalık gruplar Arap turistlere aitti. Ramazan ayı yaklaşırken Araplar İstanbul'a akın etmiş ve İstinye Park gibi alışveriş merkezleri de hınca hınç dolmuştu. Zafer Yıldırım, "Arap turist dolu olması lazımdı. Hesabımız öyleydi. Yabancıları göremiyorum ne yazık ki. Bu olaylardan çıkarabildiğimiz sonuçlardan biri bu" diyor. Belli ki Arap turistler de Gezi Parkı'nda başlayan ve sokaklara yayılan bu eylemler nedeniyle yönlerini İstanbul'a çevirmemiş ya da programlarını iptal etmişti.
Böyle bir ortamda, tek bir dilekte bulunabilirim. O da şu: Başbakan Erdoğan ile gruplar halinde görüşen ve Gezi Parkı'ndaki eylemcilerin taleplerini, isteklerini dile getiren ve bir diyalog başlatan girişimlerin ve Başbakan'ın "yargı kararını bekleyelim" sonra da İstanbul halkına soralım önerisinin ardından parkın boşaltılmasını istemesi, eylemcilerin de kabul etmemesiyle kapanan diyalog yollarının yeniden açılması.
Türkiye, gerçek bir demokrasi ülkesi olduğunu herkese göstermeli ve bir an önce yönetim ve halkın bir bölümü arasındaki uçurum kapanmalı. Başka bir Türkiye daha yok. Hepimiz birbirimize tahammül etmeliyiz, farklı yaşam tarzlarına saygı göstermeliyiz, bir parkın sadece park olarak kalmasını isteyen gençliğe de kulak vermeyi ihmal etmemeliyiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.