Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Orduyu ideolojisiyle görmek

Genelkurmay Başkanlığı'ndaki devirteslim töreninde görevden ayrılan ve göreve gelen komutanların uzun, kapsamlı konuşmalarını dinlerken kendi kendime askerlik bir ideolojidir diyordum. Bu yeni olmayan, o kadar iyi bilinen siyaset bilim kuralını kendi kendime tekrarlıyordum.
Her şeyden önce bir ideolojidir askerlik. Kendisine ait pratiğinin olması, özel uygulamalar içinde biçimlenmesi bu ideolojiye daha da özgül bir nitelik kazandırır. Eğer o ideoloji ve onun kişilere, kitlelere nüfuz etmesini sağlayacak tekniklere sahip bulunmasa, ilk günden beri, orduların mevcudiyeti de mümkün olmazdı. Kaldı ki, gerek Michael Mann'dan, gerekse Ernest Gellner'den beri ulus devletlerin ulusal ordularla nasıl iç içe geçerek biçimlendiğini, her ulus devletin söz konusu askeri ideolojiyi ayakta tutabilmek için nasıl çoğu zaman da hayali olan düşmanlar ürettiğini biliyoruz. Neredeyse ulusal ordusuna teslim olmamış bir ulus devlet teşekkülünü tahayyül etmek bile mümkün değil.
Fakat daha önce de yazdığım gibi mesele bu değil. Ulus devletlerin kuruluşunu Mann, bana göre toplumsal güç kavramının kaynakları ve tarihi üstüne yazılmış en iyi kitaplardan birisi olan yapıtında 1914'le sınırlandırır. O tarihten sonra demokrasiyi kuran ordular dönüşürler ve demokrasinin kurduğu ordu ortaya çıkar. Siyaset ve asker arasındaki ilişki o tarihten başlayarak, özellikle de 1945 sonrasında, her milletin kendi siyasal kültüründen kaynaklanan çileler pahasına, farklılaşır ve ordu siyasetin denetimi altına girer.
Soğuk Savaş belki bazı uygulamaları geciktirmiş, bazı tökezlemelere yol açmıştır ama Batı demokrasisinin en önemli başarı ve kazanımlarından birisi budur. (İlginçtir; Cezayir'in sömürge karşıtı hareketine karşı Fransa'da baş gösteren askeri ayaklanma eski bir asker olan de Gaulle tarafından bastırıldı. Bizde de Talat Aydemir olayını gene eski bir "ordular kumandanı" olan İnönü bertaraf etti. Düşünelim...)
Böyle bakınca, problem, askerliğin bir ideoloji olması değil, askeri ideolojinin toplumsallaşması ve siyaset-askeriye ilişkisinde dengenin ikinciler lehine bozukluğudur.
Hiç kuşkusuz askerliğini belirli bir dünya görüşüne ve tartışılsa bile düşünsel bir derinliğe oturtmaya çalışan Orgeneral Başbuğ' un da, Orgeneral Koşaner'in de konuşması bu çerçevede hâlâ çok "bize özgü" bir dokuya ve içeriğe sahipti. Her iki komutan da uzun konuşmalarında Türkiye'nin neredeyse tüm siyasal sorunlarına değiniyor, bunları kurumlar düzeyinde tahlil ediyor, nihayet kendi görüşlerini öne çıkarıyordu. Her iki konuşma da bir politika deklarasyonu içeriyordu. Bu yaklaşım ister istemez basınla, aydınlarla, kurumlarla çatışmaları ve gerginlikleri kapsıyordu.
Bu konuşmaları izleyince ve irdeleyince yakın dönemin Türk siyasal ve toplumsal yaşamının anatomisini çıkarmak mümkündü. Kendisine özgü tarihsel konumunu muhafaza etmeye çalışan, ideolojisini toplumsallaştırmayı öngören, siyasal olayların kendi istediği şekilde biçimlenmesine çalışan bir yaklaşım o konuşmalarda somutlaşıyordu ve itiraf etmek gerekir ki, katıydı.
Bu katılık bize sadece yakın geçmişi değil yakın geleceği de çiziyordu. Öyle anlaşılıyor ki, ordu, bulunduğu konumu, geçmişte taşıdığı ağırlığı, oynadığı rolün etkinliğini korumaya çalışacaktır. Eğer bu arada kurmaylığın bir gereği olarak gerek dünya konjonktüründe gerekse iç politikada meydana gelen itkileri ve sonuçlarını yeterince algılayamazsa ordu, önümüzdeki kısa erimde daha sık ve yoğun bir çatışmanın ortaya çıkacağı besbellidir. Hele devam eden davalar nedeniyle muvazzaf ve mütekait komuta kademesinin bir ölçüde sarsılması bu öngörünün bir başka mesnetidir.
Bunun hoş, güven verici, rahat bir durum olduğunu söylemek mümkün olmadığına göre çarenin demokrasi olduğunu, demokrasinin ordusuna dönüşmek olduğunu söylemek herhalde malumu ilam niteliği taşır mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA