YAZARA MAİL GÖNDER Yoksa boğulursunuz...

YAZARLAR

Profesör Şerif Mardin, Kadir Has Üstün Başarı ödülünü aldıktan sonra sahnede hazırlanan koltuğa oturdu. Konuşmasını yapacaktı.
Önce bir anekdot anlattı. Kendisine ilkokul diploman var mı diyen komutanına, askerde yok demişti. Lise diploması da yoktu. Ama doktora diploması vardı. Gelin görün ki, orada da Johns Hopkins Junior University yazıyordu. Komutan 'junior' sözcüğünün Amerikan üniversitelerinde ikinci sınıf öğrencilerinin adı olduğunu söyleyip bu ne iştir diye sormuştu. Şerif Bey açıklamasına açıklamış, o önemli değil, asıl ondan sonra dedi ki, işte böyle, bu ödül hemen hemen hiçbir yere ait olamamış bir kişiye verildi...
Bu doğrudur. Doğrusu da budur; yani, bir yere ait olmadıkları için bazı insanlar büyük bilim insanı olmuşlardır. Düşünün ki, 50 yıldan fazla bir zaman önce yazdığı Genç Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu isimli kitap hâlâ aşılamamışken, sayısız yurt dışı makaleyle Osmanlı-Türk düşünce sistematiğini ve toplumsal yapısını çözümlemişken Hoca, Türkiye Bilimler Akademisi'ne alınmamıştı. (Bu kitabın adının 'Doğuşu' diye çevrilmesi meseleyi tam açıklamıyor. Hoca 'birth' dememiş kitabının başlığında. 'Genesis' diyor.
Bence 'yaratılış, oluşum ve köken' daha doğru sözcüklerdir.) Nedeni Said Nursi hakkında yazdığı kitaptı. Şimdi söyleyin bakalım bir yere ait olanlar mı ayakta, olmayanlar mı?
Şerif Mardin benim için gerçek ve çok büyük bir bilim insanıdır. Çünkü elbette çok önemli cevaplar da üretmiştir ama asıl çarpıcı yanı işin, sorduğu sorular, yaptığı tespitlerdir. Soru bir kere ortaya atıldı mı nasılsa bir cevap veren bulunur.
O gün de öyle yaptı. Muhteşem bir saptamada bulundu. Türkiye'deki siyasal düşünceler tarihinin anlamsız bir şekilde okutulduğunu, bir kronoloji içinde anlatıldığını ama adı geçen büyük düşünürlerin görüşlerini meydana getiren şartların ele alınmadığını belirtti. Bu elbette gerçeğin özüne inmeyen, analitik olmayan, üstünkörü, yasak savar bir eğitim anlayışıdır. Oysa o koşullar ve görüşlerin üzerine oturduğu 'derin yapı' ele alınsa ortaya bambaşka bir zihniyet çıkacaktır. Sadece irdelenen kişi bakımından değil, irdeleyen ve öğrenen kişi bakımından da.
Mardin Hoca bizdeki düşünce ve toplum oluşumlarına da bu anlayışla eğildi. Çok değerli jüri onu değerlendirirken önemli iki saptamada bulundu ve onun adının geçtiği bir yerde başka 'aday' olamayacağını belirtti. Bir de birçok saygın jüri üyesi, onun kendi kuşağı için bütün mevcudiyetiyle bir ilham kaynağı olduğunu belirtti. Daha ne olsun?...
Ama 'Gelecek Vaat eden Bilim İnsanı Ödülü'nü alan Yrd. Doç.Dr. Şener Aktürk de çok değerli bir genç akademisyen. O da çok parlak şeyler yapıyor. Müthiş bir eğitimi var. Yakınlarda Türkçeye çevrilen Almanya, Rusya ve Türkiye'de Etnisite Rejimleri ve Milliyet (Bilgi Üniversitesi Yayınları) isimli kitabını ilk çıktığında İngilizce okumuş ve çok beğenmiştim. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bundan sonraki çalışmalarını da bekliyorum.
Bu iki isme ödül veren jüride olmaktan onur duyuyorum. Bunca hengâmenin yaşandığı Türkiye'de Kadir Has Ödüllerinin ve bu isimlerin üstünde düşünülmesi gerektiğine inandığımdan yazdım bu yazıyı.
Sıra sizde, okuyun yoksa bu boş tartışmaların ortasında boğulursunuz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.