YAZARA MAİL GÖNDER Necdet Özel ve 2009'dan bir ibret hikâyesi

YAZARLAR

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel sık sık "Genelkurmay Başkanı neden konuşmuyor?" sorusuyla karşılaştığı için dertli. Haklı olarak bir açıklama yaptı.

***

"Ben görev ve yetkileri yasalarla belirlenmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı ve bir kamu görevlisiyim" dedi Necdet Paşa. Evet kamu görevlisi yani devlet memuruyum dedi Orgeneral Özel. Asil bir askere yakışan şekilde evrensel hukuka uygun bir açıklama yaptı. Öyle bir militarist geleneğe sahibiz ki "Türkiye'nin başkenti Ankara'dır" gibisinden bir "Ben kamu görevlisiyim" açıklaması bile alkışlanacak bir davranış oluyor.
***

Böyle düşünülmesi çok doğal çünkü sadece 3-4 sene önce bu ülkenin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kendisine devlet memuru olduğu hatırlatılınca çıldırıyor ve bunu yazanı vatan haini olarak ilan ediyordu. Ben "devlet adamı değilsin devlet memurusun İlker Paşa" diye yazdığım için 301'den yargılandım ve hakkımda 38 dava açıldı.
***

O zaman da bu zaman da hâlâ kimi generaller darbeci eylemlerini inkâr edip olayı Gülen cemaatinin komplosuna bağlıyorlar. Necdet Paşa'ya cevap veren birkaç Eski Türkiye generali de aynı bilindik yönteme başvurmuş. Bu inkârcı darbeci paşalar yüzünden gerçekten darbeyle ilgisi olmayan sadece ismi listelere yazılmış zavallı askerler de haksız yere içeri atıldı.
***

Bakın bu TSK ve cemaat mevzusunda 27 Haziran 2009'da yayınladığım meşhur "Devlet adamı değilsin devlet memurusun İlker Paşa" yazımda neler yazmışım:
...Başkalarının da size karşı dürüst olması için, en başta sizin dürüst olmanız gerekir İlker Paşa.
Gelin o başka açılardan da dürüst olalım. Biliyoruz ki, Başbuğ'un tüm konuşmasının gerisinde Emniyet istihbarat birimlerine vurgu var. Bu istihbarat birimlerinin içindeki Gülen hareketi mensuplarına dokundurma var. Zaten hemen her konuşmasında temel vurgu "bir cemaat" dediği Gülen hareketine yönelik Başbuğ'un.
Siz, Genelkurmay tarihinde olmuş ve halen olmakta olan, bu ülkenin yurttaşlarının varlığına kasteden andıçları, lahikaları, eylem planlarını, psikolojik harp manevralarını reddederseniz, başkaları da Emniyet içindeki varlıklarını reddederler. Siz bal gibi varolan ve herkesin de ne olduğunu bildiği psikolojik harekât planlarını "Yasal platformda kanıtlanamaz" diye savuşturursanız, başkaları da haliyle kontr-harekât planlarını hayata geçirmek için tetikte bekler. Bu ülkenin yurttaşları, özgürce girebildikleri kimi devlet kurumları vasıtasıyla varlıklarını sürdürmek ve garantiye almak için kendi orduları geçmişte ne yaptıysa, aynılarını yapacak hale gelir.
...Gülen hareketi de bu "ikinci sınıf yurttaş" addedilen grupların içinde en büyük ve en güçlü olanı. Ve şu an sizin baş hedefiniz. Bu hareket de "survive" edebilmek için teyakkuz halinde yaşıyor. Evet, Emniyet teşkilatı içinde, özellikle istihbarat birimlerinde Gülen hareketinin kurumlarından yetişmiş ya da bir şekilde bu harekete sempati duyan çok sayıda emniyetçi var. Bunu inkâr etmek de dürüstlük olmaz.
...Askerî istihbarat ile Emniyet istihbarat arasında sürekli bir psikolojik harp var. Ben bu ikili durumdan rahatsız olduğumu daha evvel de yazdım. Ergenekon zihniyetine karşı kontr-Ergenekon taktikleriyle mücadele edilmesini meşru görme fikri beni ürkütüyor. Fakat İlker Başbuğ, böyle müfrit konuşmaya ve davranmaya devam ettiği müddetçe, bu durum değişecek gibi de gözükmüyor.
***

Herhalde sakalımda ak çıkmadığından toy zannedildiğimden TSK'yı o zaman yönetenlerden hiç kimse bu sözlerimi önemsemedi. Beni düşman gördüler. Sonuç ortada. Yaşadığı dönemi okuyamayan ve 2 sene sonrasını bile göremeyen her kişi, kesim topluluk ya da kurum marjinalize olmaya ve sonrasında da tasfiye olmaya mahkûmdur. Yaşananlardan bugün için de herkes ama herkes ibret almalı ve ders çıkarmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.