YAZARA MAİL GÖNDER Ermeni meselesini sadece Erdoğan çözebilir

YAZARLAR

Birçok konuda hitap ettiği kitle azınlıklara tekabül eden eski Kemalist rejimin ideolojisinin geniş kitlelere aynı anda hitap edebildiği tek mesele vardı. Eski Türkiye'de Ermeni meselesi etrafında birbirinden hiç hoşlanmayan kesimler ittifak içine girebiliyordu.
İttihatçı Kemalist zihniyet Ermeni meselesi etrafında bir anda Türkleri, Kürtleri, Alevileri, Sünnileri, laikleri, dindarları çatısı altında birleştirebiliyordu eski rejim döneminde.
Halkın çoğunluğunun kimliğine ve yaşam tarzına düşman ulusalcı ve laikçi ideoloji için hayat öpücüğü idi 1915 mevzusu.
Aynı sapkın pozisyon Ermeni Diyasporası'nın ulusalcı kanadı için de geçerliydi. Nitekim diyaspora ulusalcıları da tıpkı bizdeki ulusalcı faşistler gibi Erdoğan'ın vicdanlı açıklamasından çok rahatsız oldu. Çünkü Erdoğan iki taraftaki faşistlerin ve bir de Batı'ya gidip Türkiye'nin izole edilmesi için kodamanlara yalvaran sömürge beyinli tiplerin oyununu bozuyordu.

***

İşte bu sebeple Erdoğan'ın 24 Nisan açıklaması Türkiye'nin geleceği için hayati önemdedir.
Ezberleri ve oyunları bozan Başbakan Erdoğan eski rejimden kalan son putu da yıkarak bu coğrafyanın temel hastalığı İttihatçılığı tabuta tam olarak yerleştirmiştir.
Geriye tabutun kapağını kapatıp mezara nakletmek kalmıştır. Sonra da mezar toprakla kapatılacak ve mermer sütundan mezar taşı konulacaktır.
Önümüzdeki süreçte bunları yaşayacağız. Elbette 100 yılın getirdiği zorluklar yaşanacak ama halkın çoğunluğunun çok sevdiği Erdoğan her zorluğu aşmasını bildi bugüne kadar. Erdoğan halkının arkadan ittiği değil önünde bayrak olan, halkına öncülük eden, gerektiği yerde halkını ikna eden bir lider profilidir. İşte bu yüzden hem Kürt meselesini hem de Ermeni meselesini Erdoğan'dan başkası çözemez.
Eylül 2008'de şöyle yazmıştım... "Bu ülkede İttihatçı zihniyetten bir yandan herkes şikâyet eder, bir yandan da bu coğrafyada herkes bir yanıyla İttihatçıdır. Bu acı gerçek değişmedikçe de bu bozuk düzen bu şekilde yaşamaya devam edecek maalesef." İşte şimdi bu kısır döngü bitiyor. Bozuk düzenin çarklarını kırıyor Erdoğan.
***

Türkiye'nin dindarları İttihatçılardan hoşlanmaz.
Özellikle Talat Paşa figürüne yönelik sevgisizlikleri had safhadadır.
Talat Paşa dendiği zaman dindar bir insanın aklında oluşan temel imaj, Talat'ın mason ve İslam düşmanı olduğudur.
Fakat aynı dindarların bir kısmı, hiç hoşlanmadıkları Talat Paşa'nın yönetimindeki İttihatçı hükümetin Ermeni kardeşlerimizi mecburi göçe zorlamasını ve çoluk çocuk yollarda katledilmelerine göz yummasını, hatta bunu teşvik etmesini savunuyordu bugüne kadar.
Müslüman vicdanına sahip bir insan bu felaketi niçin savunur?
Daha doğrusu nasıl savunabilir?
***

Aynı zihniyetin takipçileri dindarlara da türlü zulmetmedi mi?
İstiklal Mahkemeleri'nde şapka yüzünden İskilipli Atıf Hoca gibiler katledilmedi mi? Yalan dolan gerekçelerle Cavit Bey gibiler asılmadı mı? Bu İttihatçı zihniyet Kuran öğrenmek isteyenleri bile potansiyel suçlu görmedi mi? Çocukların Kuran öğrenmesini yasaklamadı mı? Bu zihniyet evinde Kuran meali bulundu diye insanları hapse tıkmadı mı? Binlerce Müslüman evinde jandarma basacak diye İslami kitaplar saklanmadı mı? O saklanan kitaplar arama sırasında bulununca jandarma tarafından yakılmadı mı?
Bilinmelidir ki bu 1915 kıyımına imza atan İttihatçı zihniyet Ermenileri ve Hıristiyanları ne kadar düşman gördüyse, dindar Müslümanları ve İslami hayat tarzını da bir o kadar düşman olarak gördü. Kürtleri ve Alevileri de aynı şekilde düşman belledi. Düşman olduklarına karşı inkâr ve mümkünse imha politikasını yürüttü. İttihatçı zihniyet uyguladığı zulüm politikalarını düşman olduğu kesimlerin demografik oranlarıyla ters orantılı olarak hayata geçirdi.
Yarın devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.