YAZARA MAİL GÖNDER Hakan Fidan paradigmasının başarısı

YAZARLAR

49 yurttaşımızın IŞİD terör örgütünün elinden kurtarılsına tüm Türkiye olarak çok sevindik...
Herkes kabul ediyor ki bu büyük bir başarıdır. Gazetemiz SABAH'ın özel dosyasında 49 yurttaşımızın kurtarılmasının öyküsünü detaylarıyla okuyacaksınız.
Gerçek bir sabır ve serinkanlılık örneği bu kurtarma süreci. Bu başarıda şüphesiz birçok kişinin ve kurumun payı vardır ama bu operasyon temel olarak Hakan Fidan paradigmasının eseridir... Bu cümleyi özellikle kullandım.Yani bu olay özelinde 49 rehinenin kurtarılması Hakan Fidan'ın başarısıdır gibi bir cümle değil bu. Zaten bu başarıdan sonra bu cümleyi Türk medyasında çoğu yorumcu yazacaktır...

***

Hakan Fidan paradigması hem PKK ile hem de IŞİD gibi silahlı örgütlerle mücadele sürecinde olabilecek en gerçekçi ve en rasyonel çözüm yöntemini benimsemiş bir istihbarat paradigmasıdır.
Terörizme karşı kontr-terörizm zihniyetine hep karşı olmuş bir adamdır Fidan. Her zaman bir örgütü ya da yapıyı var eden nedenler üzerinde duran ve bir yandan bu nedensel zemini kurutmaya odaklanan bir yandan da doğrudan teması hep önceleyen bir bakıştır. Nitekim son çıkan MİT kanununda da MİT mensuplarının teröristlerle ya da ilgili suç örgütü temsilcileriyle doğrudan temas kurmasını yasal hale getiren maddeler çok önemliydi. Bu maddeleri Hakan Fidan özellikle istemişti. 49 vatandaşımızın kurtarılmasıyla neticelenen o operasyon bu yasa maddeleri geçmeseydi hayatiyet bulamazdı...
***

Hakan Fidan akademik kariyerinde de senelerce tüm dünyanın istihbarat kuruluşlarını paradigmatik seviyede incelemiş ve sorun çözme yöntemleri üzerine onbinlerce sayfa tetkikler yapmış entelektüel bir MİT Müsteşarıdır. Fidan bütün bu entelektüel ve akademik birikimini devlet görevleri üstlendiği son 12 yıl boyunca da sahada test etmiştir. Dahası bütün bunların ötesinde Hakan Fidan'ın bir dünya görüşü ve tasavvuru vardır...
***

Fidan'dan önceki MİT Başkanlarının bir dünya görüşü ve tasavvuru yok muydu? Evet yoktu... Şüphesiz içlerinde değerli devlet adamları vardı ama en değerlileri dahi reaksiyoner devlet milliyetçisiydi. Türkiye için savunma yapmanın ötesinde sınırlarımızı aşan küresel bir bakışları ve perspektifleri yoktu. Her zaman defansif bir konumdaydı Türk devleti ve istihbarat kurumları.
Hakan Fidan döneminde ilk defa defansın ötesinde oyun kurmaya ve ofansif olmaya çalışan bir Türk istihbarat mentalitesi oldu...
***

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da Dışişleri Bakanlığı perspektifi aynı temelden hareket ediyordu.
Zaten Davutoğlu'nun Hariciye doktrininin fiili yürütücüsü ve uygulayıcısı hep Hakan Fidan oldu. 49 rehine olayı da baştan sona bir Hakan Fidan operasyonudur... Bu iki entelektüel aktörün de devlet görevinde önünü açan Recep Tayyip Erdoğan oldu. En zor koşullarda bile Erdoğan bir an bile Davutoğlu ve Fidan'ı kurban vermedi.
Hariciye ve istihbaratta paradigma değişimi kolay olmuyordu. Bu süreçte hatalar, tuzaklar ve tezgahlar oluyordu. Erdoğan yeri geldi siyasi hayatta tecrübesiz olan Davutoğlu ve Fidan için o derin siyasi tecrübesiyle paratoner oldu. Çünkü ikisinin de vizyonuna ve perspektifine inanıyordu...
Liderlik denen şey de böyle bir olgu işte...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.