YAZARA MAİL GÖNDER Hantal bürokratik düzen ve başkanlık sistemi

YAZARLAR

Geçen hafta işsizlik rakamları açıklandı ve tuhaf biçimde rakam çok yüksek çıktı. Öte yandan milyonlarca işveren de işçi arıyorum ve bulamıyorum diye şikayet ediyor. Öyle durumdayız ki bazı işleri Türkiye'ye gelen yabancı işçiler üstlenmiş durumda. Türkler belli işleri üstlenmek istemiyor.

***

Etrafımda birçok tanıdığım insan yabancı işçi çalıştırıyor. Hem şirketler bünyesinde hem bireylerin yanında çalışan yabancı işçiler var. Aynı paranın iki katını Türklere versen bile çalışmıyorlar. Türkler bir yandan çok müteşebbis bir millet. Gerçekten bu ülkenin canavar gibi teşebbüs gücü var. Öte yandan hiçbir şey üretmeden para kazanmak isteyen memur zihniyeti de hala ülkemizde yaygın. O sebeple gerçek anlamda iş yapmaları gereken mesleklere yanaşmıyorlar. Çünkü devletçi düzen tam değişmiş değil...
***

AK Parti'nin başarılı ekonomik politikaları olduğunu kimse inkar edemez ama AK Parti de 2015 Türkiye'si itibariyle hantal bürokratik düzeni hala yıkabilmiş değil. Bu kokuşmuş düzen gereği epey sayıda Türkiye yurttaşı gerçek işlerde çalışmak yerine devlete kapağı atmayı ve ömür boyu bedavadan geçinmeyi tercih ediyor...
***

Türkiye müthiş imkanları olan bir ülke. Buna rağmen halkımızın fakirlik içinde olması -kişi başına 10 bin dolar gelir bu ülkenin hak ettiği rakam değil- ülke kaynaklarının bürokrasi eliyle heba edilmesi rezaleti sürüyor. İnsanlarımıza boşu, boşuna eziyet çektiriliyor. İnsanlarımız hem eziyet çekmektedir yani, hem sırtlarına binilmiştir, hem de boğulmaktadırlar! Bürokrasi hem halkın sırtına binmiştir, hem de aynı zamanda halkı boğmaktadır. Aynı zamanda halkın bir kısmını da bedavacılığa alıştırmaktadır...
***

Devletçi birokratik düzen Türkiye'de olduğu gibi, devletin her alanda bireyin, vatandaşın karşısına bir taraf, bir güç ve tabii, rakip güç olarak çıkması; bireyin inisiyatifine, onun yaratıcılığına yol vermemesidir. Bunun sonucunda birey ve tabii, toplum maddi ve manevi olarak mutlu olsa, diyecek bir şey kalmaz elbette ama, tam tersi olmakta; devletçiliğin hakim olduğu tüm ülkelerde insanlar mutsuzluğa, umutsuzluğa ve yoksulluğa sürüklenmektedir.
***

Buna en somut ve en yakın ömek, malum eski komünist blok ülkeleridir. Türkiye sözde komünizmi reddetmiş olmakla birlikte, 1930'lardan çok yakın tarihlere kadar devletçiliğin tam anlamıyla hakim olduğu bir ülke oldu. Tüm serbest pazar söylemine rağmen, bugün bile büyük ölçüde devletçi anlayış hakimdir bürokrasi içinde. Örneğin, Türkiye'de bürokrasinin girişimciye tavrı eski komünist rejimlerdekinden daha kötüdür. Ekonomik nosyon olarak hala Çin kadar bile olamamıştır Türkiye. 2015 sonrası başkanlık sistemiyle beraber bu bürokratik ve devletçi düzeni aşacağımızı umuyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.