Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hakikaten komik adamlar. Evet, Hürriyet'in Dupond ile Dupont'undan bahsediyorum. Gazetenin eski başkırosu olan Dupond da selefi de dün köşelerini Muhammed Ali'ye ayırmışlardı; satıyor ya.
Daha geçkin olan Dupond Ali'den "Gezi çocuğu" diye bahsederken, az geçkin Dupont efsane boksörün ötekilerin, çevrede tutulmuşların sesi olduğunu, yumruklarını onlar için, onların düşmanlarına indirdiğini anlatıyordu.
Evet, 'de "kara derili," "göbeğini kaşıyan adam," "kokuyorlar da" dedikleri halktan yana ne kadar adam, yazar, gazeteci, siyasi varsa linç etmiş gazetelerinden sırıtarak...
Gezi'de başımıza "devrimci" kesilen Hürriyet'in niçin Ali'nin haklarını savunduğu yoksulların, çevredekilerin mahallelerinde satılmadığına aldırmadan...
Ali'nin inançlarından ötürü dışlananların sesi olduğu için, daha da açıkçası aslında Müslümanlığı "seçmesi" yüzünden bir dönem linç edildiğinden hiç söz etmeden...
Bugün ülkedeki pozisyonlarının, Ali'nin ABD'de karşısına dikildiği "sömürücülerin" kapı kulluğu olduğunu bile bile...
Muhammed Ali'nin ABD'de yanında durduğu kesimlerin 'deki muadillerini, yoksulları, dindarları, Kürtleri, Ermenileri, yurtsever solcuları manşetlerinden linç etmiş o mecradan, üstelik zerre kadar yüzleri kızarmadan...
Eğitim hakları engellenen kız öğrencilere, Hrant Dink'e, Ahmet Kaya'ya, şiir okudu diye cezaevine giren siyasilere karşı manşetlerinden nasıl nefret kustuklarını, aşağıladıklarını, hedef gösterdiklerini unuttuğumuzu sanıyor olmalılar.
Yoksa Muhammed Ali'nin, bugün tefli köleliğini yaptıkları patronlarının türevleriyle gölge boksu yaptığını bile bile böyle pişkince gerçeği eğip bükebilirler miydi?

***


Bir karar verseniz
Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geri kabul anlaşması imzalanmadan Avrupa Birliği yetkilileriyle yaptığı diplomatik pazarlığı "Mültecileri üç otuz paraya sattı" diye eleştirdiler.
Şimdi ise, Erdoğan'ın Alman federal Meclisi'nin "soykırım" kararı üzerine geri kabul anlaşmasını diplomatik bir koz olarak kullanıp buzdolabına kaldırmasına kızıyorlar.
Anlayan beri gelsin.
E madem geri kabul anlaşmasına karşıydınız, 'nin çıkarlarını gözetmediğini düşünüyordunuz istediğiniz oldu işte.
Sorun ne? Bu "Buzdolabına kaldırma" kararının da Türkiye'nin çıkarına olduğunu anladınız da ondan mı yine kimyanız bozuldu?

***


Peki, Lancelin Fransa değil mi?
Fransız emekçilerinin sokak gösterilerine dair haberlerin ulusal medyalarında yer almaması eleştirilirken bir skandal da ülkenin meşhur L'Obs dergisinden geldi. Derginin yöneticisi Aude Lancelin, Paris'teki eylemcilere destek verdiği gerekçesiyle işten kovuldu.
Yıllarca ifade özgürlüğü patentini, De Gaulle'ün muhalif Sartre'ı sahiplenmesi hikâyesiyle satan, "Sartre Fransa'dır" diye ahkâm kesen Fransız entelijansiyası sus pus.
Peki ya Gezi'de ortalık yakılıp yıkılırken ya da PKK mahalle işgallerine başlayıp sivil katliamına soyununca penguen geyiğine saran uluslararası sivil toplum?
Mesela, Freedom House? Türkiye'de canlı yayın araçlarını yakan vandallarla poz veren gazetecilere polisin kimlik sormasını "basına sansür" diye raporlaştırmışlardı ya. Sizce kuruluş, 2016 raporunda Fransa'daki bu ve onlarca baskı skandalına bir satır olsun ayırır mı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER