Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

28 Şubat'ın dış ayağı

28 Şubat yüzleşmesi, iç hesaplaşma boyutu kadar dışarıda saklı kalan gerçekleri arayıp bulmayı da gerektiriyor. Karargah kurgusunun "medya, yargı, sivil toplum ve üniversiteler" eliyle nasıl uygulamaya konulduğu dün gibi hatırlanıyor. Oysa bir iki cılız beyanat dışında Washington merkezli ve New York antetli planlamalar hala yeterince bilinmiyor. "Postmodern darbeyi cesaretlendirmedik, sadece sessiz kaldık" diyen Amerikalı aktörler, aslında olayın özünü perdeliyor.
1997'nin ilk aylarında iki ayrı cenahın ABD'de gerçekleştirdiği temasların içeriği dahi, "Sonrasında yaşananlar hiç de tesadüf değilmiş" demeye yetiyor.
1- Refahyol Hükümeti'nin kilit ismi Fehim Adak'ın 14 Ocak 1997'de Washington'da yaptığı görüşmeler...
2- Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir'in yine Washington'da, Türk-Amerikan Konseyi'nin kapanış balosundaki 22 Şubat 1997 tarihli konuşması.

***

28 Şubat'taki MGK Toplantısı'ndan bir hafta önce ABD'de bin kişilik davetli topluluğuna konuşan ve "laiklik muhtırası" yazdığı söylenen Çevik Bir'in, bizatihi bulunduğu ülkedeki aktörlerden cesaret almadığı iddia edilebilir mi? O gün protokol masasında oturan Devlet Bakanı Abdullah Gül'ün, Org. Bir'i dinledikten sonra neredeyse tüm salon ayağa kalkarken oturmayı tercih etmesine ne diyeceğiz peki? Çevresindekilerin ayakta alkışladığı konuşma için Bakan Gül'ün, bir süre bekledikten sonra zoraki ayağa kalkması nasıl yorumlanabilir acaba? Üstelik Gül, o tarihte "Gölge Dışişleri Bakanı" olarak tanımlanıyor ve Refah Partisi'nin dışa açık yüzü olarak tanınıyordu. Hükümetin bir bakanı Washington'daki karar merkezlerine kendi bakış açılarını anlatmaya çalışırken anayasa gereği siyasi otoriteye bağlı olması gereken bir generalin aynı anda Hükümeti ıskat etmesi, "dışarıya entegre ilişkiler ağı" kurulduğunu hissettirmiyor mu?
***

Org. Bir'den bir ay önce, Ocak 1997'de ABD'ye giden Devlet Bakanı Fehim Adak'ın, "Erbakan'ın özel temsilcisi" gibi karşılanması ve araya sıkıştırılan dış mesajların niteliği kolayca geçiştirilebilir mi? Adak'ın, o sırada çokça tartışılan İran'la enerji anlaşmasını savunması oldukça dikkate değer bir durumdu. Bugün de ABD yönetimi, İran'dan enerji alımının sınırlanması için aralarında Türkiye'nin de yer aldığı pek çok ülkeye diplomatik baskı uygulamıyor mu? Adak'ın, ABD'den KKTC'nin tanınmasını istemesi, Dünya Bankası'na ise Türkiye'deki kısa vadeli iç borçların uzun vadeli ve düşük faizli dış borca dönüştürülmesini önermesi yeterince anlamlı değil mi? Türk bakanın bilahare New York'ta buluştuğu para sihirbazlarınca adeta sınava tabi tutulması, "eğitim sürecinden geçti, dünyanın realitesini öğrendi" dercesine hafife alınması basit bir şey mi?
***

Demem o ki...
Refahyol Hükümeti'ni tasfiye günlerini anlayabilmek için Haziran 1996-Haziran 1997 arasında geçen bir yılda ABD'ye yapılan ziyaretleri, ziyaretçileri, görüştükleri yetkilileri bilmek, hali hazırda farklı versiyonları sahnelenen oyunları boşa çıkarmak ve o oyunları yazan stratejik yapıları çözmek açısından çok önemli.
ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon'un şimdilik deşifre olmayan yazışmalarına karşın ABD Hazinesi ve Dünya Bankası'nın, Türkiye'deki hükümeti sıkıştırmaya dönük yazıları Ankara'daki arşivlerde öylece duruyor.
28 Şubat'ın "ABD-İsrail, IMF-Dünya Bankası, uluslararası bankalar-rating kuruluşları" şeması gün yüzüne çıkarsa, herkes için ibret verici olduğu hatta masum insanların bile piyon olarak kullanıldığı görülecektir!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA