YAZARA MAİL GÖNDER CHP: Gülün rengi mi siyasetin gerçeği mi?

YAZARLAR

Sol partilerde sanki gelenek. Kimin yıldızı parlıyorsa gönder İstanbul'a. Kazanamayacağı yarışta aday göster. Sonra mağlup olarak dönsün ve Ankara'ya tabi olsun!
Bu senaryonun farklı bir versiyonu CHP'de yeniden tekrarlanacak gibi. Ama önce, iki örneği hafızalarımızda canlandırmamız lazım. Yıl 1999. DSP'nin o sıralar parlak ismi Zekeriya Temizel. Kendisi, gıyabında karar verilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday gösterildi, seçilemedi. Partisinden fazla oy alsa da Temizel, iki sene sonra siyaset sahnesinden çekildi. 10 yıl sonra benzeri bir siyasi oyun daha sergilendi. Bu kez CHP'de adı sıkça duyulan Kemal Kılıçdaroğlu, 2009 Yerel Seçimleri'nde İstanbul'da Belediye Başkanlığı yarışına itildi. Kılıçdaroğlu, ezberi bozup yüzde 37 oyu görürken, CHP'nin ülke çapındaki oy oranını da aştı. Seçim kaybetmiş Kemal Bey'in kaderi tesadüfen döndü. CHP'deki şok lider tasfiyesi üzerine "genel başkan projesi" diye delegeye takdim edildi. Kurultaylar da kazandı. Lakin "Yeni CHP" seçim başarısı gösteremediği için Kemal Bey rüzgârı çabuk dindi.

***

Şimdi, Kılıçdaroğlu'nun CHP'si, stratejik bir tercihin arifesinde: "İstanbul'u kazanmaya çalışmak veya genel seçime kadar koltuğu korumak!"
Mevcut şartlar 1999 ve 2009'dan farklı. Zira satranç tahtasında ileri sürülecek piyon, öyle kolay harcanacak cinsten değil. Son kareye kadar ilerleyip vezir olması muhtemel. Üstelik medyatik, her türlü dengeyi gözetecek kadar usta ve gerçek niyetini siyaseten maskelemekte mahir. Henüz CHP'ye katılmadığı halde, el altından yapılan tüm anketlerde en yüksek oyu alabileceği görülen isim de o!
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'den bahsettiğimiz çok açık.
***

Peki, CHP'deki "Sarıgül hesaplarında bilanço ne durumda?"
Partinin etkili yöneticileri, örneğin Adnan Keskin, Sarıgül için zihni hazırlığı tamamlamış görünüyor. Gürsel Tekin'in gönlünde yatan aslan biliniyor da sürpriz aday olarak bekleyen Muharrem İnce'ye ne demeli? Bu ağır toplara karşı dışarıdan içeriyi zorlayan Sarıgül ise kolay lokma olmayacağını baştan belli etti. Zaten, taktik mücadele de burada başladı. Bir yanda "Sarıgül'le belki İstanbul'da şans yakalayabiliriz" diye düşünen bir başkent ekibi var. Buna karşın, "Hele bir partiye başvursun, düşünürüz" kabilinden kuyruğu dik tutmaya çalışan çekirdek CHP'yi de göz ardı etmemek lazım. "Sarıgül, CHP'ye katılmak için bize biat etsin" diye bekleyenler de onlar. Kolu kanadı budanmış Sarıgül'e bir ihtimal kapı aralayacaklar.
Halbuki Sarıgül, başka havada. "Hem İstanbul'u alırım hem de partiyi kurtarırım" mesajıyla yüklü. "Gelirsem, ekibimle ve söküp atamayacağınız kadar güçlü gelirim" diyen bir kişilik.
***

Gel gör ki, 9 Eylül'de kuruluş yıldönümünü kutlayacak CHP için bunların hepsi sıradan işler aslında. Asıl önemli olan mevzu başka! 2014'teki seçim vesilesiyle "Motoru eski, kaportası modifiye CHP'ye son genel başkan adayı mı aranıyor, yoksa gerçekten yenilenmeyi içselleştirmiş CHP'ye ilk genel başkan adayı mı hedefleniyor?"
Bu soruların yanıtı, yerel seçim planlamasından öte anlamlar taşıyor. Zira CHP, değişen dünya ve Türkiye dinamiklerini okumak, demokrat sol kimlikle küllerinden doğmak, tüm toplumla buluşmak istiyorsa, eskimiş isimlerden birini daha deneyerek sadece zaman kaybeder. Solda yeni parti arayışı hızlanır!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.