YAZARA MAİL GÖNDER 4 yıldızlı gerilimden, normalleşmeye...

YAZARLAR

Kökleri, AK Parti'nin kuruluşuna kadar uzanıyor. 2001'in ekonomik kriz şartları... Parçalı koalisyonun zayıflıkları... Yerleşik siyasete karşı halkta biriken tepki... Hepsi hesaba katılıyor. Bu yüzden Jandarma Genel Komutanlığı'nın istihbarat elemanları sahaya sürülüyor, nabız tutuluyor. Yetmiyor, gayri resmi anketler yaptırılıyor. 2002 seçimlerinden AK Parti'nin birinci çıkacağı hatta tek başına iktidara gelebileceği görülüyor. Haliyle eski alışkanlıklar depreşiyor. Erkenden "kurmay planlama" başlatılıyor. Ancak bu kez ülkedeki değişim talebi dikkatle okunamıyor. İktidar ama muktedir olamayan siyasetçileri sindiren o güç, aşırı özgüvenle hareket ediyor. Bırakın hukuka aykırı iş ve işlem yaptığını düşünmeyi, tam tersine "asli görevini" yerine getirdiğini düşünüyor! 3 Kasım 2002 gecesi gardını alıyor. Siyasete ayar vermeyi kararlaştırıyor.

***

Hafta içinde idari yargıdan önemli isimlerle buluştuk. Daha Yargıtay'ın Balyoz kararı açıklanmamıştı. Konu, 2014'teki seçimlere, haliyle Yüksek Seçim Kurulu'nun kritik rolüne geliverdi. Malum, YSK; Danıştay ve Yargıtay'dan seçilen üyelerden oluşuyor. Sohbette, 2002'ye ilişkin hafızalar tazelenince bazı ayrıntılar paylaşıldı. Örneğin, Seçim Kurulu'nun, Tayyip Erdoğan'ı milletvekili listesinin dışına çıkaran vetosunda, Karargâh'ın etkisi hatırlatıldı. Hatta o gün karar veren üyelerden bazılarının sonradan pişmanlık duyduğundan bahsedildi.
***

AK Parti'yi hizaya getirme girişimi aslında, Aralık 2002'deki kış dönemi Yüksek Askeri Şûrası'na rastlıyor. YAŞ'ın ihraç kararlarına "şerh" konulması, "dört yıldızlı sinirleri" geriyor. Aba altından sopa gösteriliyor. Asıl gövde gösterisi 2003 yılının Ocak ayına bırakılıyor. Yeni Yıl bahanesi ile Gazi Orduevi'nde resepsiyon düzenleniyor. Mutat olduğu üzere Ankara Temsilcileri ile yetinilmiyor. Yayın yönetmenleri ve medya patronları da ismen çağrılıyor. O gece her kameriyenin altında bir komutan konuşlanıyor. Önceden hazırlanan mesajlar ayrı ayrı fısıldanıyor. Öldürücü darbe sona bırakılıyor. "YAŞ kararlarına şerh düşülmesi irticayı cesaretlendirir" dendiği sırada Diyarbakır'da THY uçağı düşüyor. Gazeteciler dağılıyor, mesajlar tam amacına ulaşamıyor. Ancak söz konusu kritik hamle, TSK'nın refleksini bilenler tarafından bir kenara not ediliyor.
***

Oysa Org. Hilmi Özkök ile yeni siyasetin lideri Tayyip Erdoğan arasında Genelkurmay'daki ilk buluşmada bir mutabakata varılıyor. Org. Özkök "Lütfen aracılarla konuşmayalım" diyor ve telefonu göstererek, "Yanlış anlaşılmaları gidermek üzere doğrudan temasta kalalım" önerisini iletiyor. O görüşmede Erdoğan'ın yanında bulunanlar bu tarihi anı hiç ama hiç unutmuyor. Esasen benzeri çok sayıda olay, kurgu ve örtülü uyarının perde arkası da artık gayet iyi anlaşılıyor... İşte bu yüzden, daha Tayyip Erdoğan, 9 Mart Siirt yenileme seçimlerine girmeden önce 5-7 Mart 2003'te icra edilen Plan Semineri'nin "darbe provası" olduğundan kuşku duyulmuyor. Zaten Org. Özkök'ün fark ettiği oyunla ilgili olarak o dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ da Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde söz verdiği halde Kuvvet arşivindeki kayıtları açıklamıyor! Nihayet bugün gelinen aşamada; yargılamanın niteliğini, delillerin kalitesini tartışanlar bile Seferberlik Tetkik Kurulu bağlantılı siyasete askeri müdahale teşebbüsünü inkâr edemiyor.
Yargıtay da hükümetlerin iktidara geliş ve iktidardan ayrılış kurallarının Anayasa'da yazıldığını, başkaca meşruiyet tanımlaması olamayacağını belirtip, nihai noktayı koyuyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.