YAZARA MAİL GÖNDER Siyaset mühendisliğinin gölgesinde ekonomi!

YAZARLAR

"Demokrasi, hukuk güvenliği, siyasi istikrar ve piyasa ekonomisi..."
Bu sihirli dörtlünün aynı anda olması ve at başı gitmesidir esas olan. Birisi aksadı mı veya diğerlerinden eksik kaldı mı sistem tıkanıyor demektir!
17 Aralık 2013'ten bu yana yaşadığımız gelişmelerin Türkiye'nin taşıyıcı dört sütununu temelden hedef aldığı açık bir gerçek değil mi?

***

Ortalığa dökülüp saçılan, soruşturmanın gizliğini, masumiyet karinesini alt üst eden kayıtlarla nasıl bir kutuplaştırma oyunu oynandığı görülmüyor mu? Bırakın kişileri, kurumların bile şizofrenik hal aldığı, ülkenin kişilik bölünmesine sürüklenmesi için her türlü şantaj yönteminin denendiği fark edilmiyor mu?
***

İddia edilen hususlar kuşkusuz soruşturulmalı. Ama o iddiaların sadece hukuki olduğu savunulabilir mi? Hukuki olmaktan çok siyasi olduğu reddedilebilir mi? Her türlü fikri farklılığın, ideolojik keskinliğin, zaman ayarlı planlar üzerinden hesap kesim zamanında mıyız? Yoksa milli iradeyi önceleyen, iç ve dış kurguları bozan bir duruş aşamasında mıyız? Kuşkusuz, milletin dediğine kulak vermek ve istikametine uymak zorundayız! Tabii ki daha fazla demokrasi, daha fazla şeffaflık da taleplerimiz arasında olmaya devam edecek!
***

Son 45 günde tanık olduklarımızın üstüne, ekonomideki ön faturayı da eklediğimizde özet bilanço şöyle:
Türk Hazinesi'nin dış kredibilitesi açısından önemli gösterge kabul edilen Kredi Takas Riski (CDR-Credit Default Risk) Kasım 2013'te 203 seviyesindeyken, Aralık'ta 213, Ocak 2014'te 244, Şubat'ta ise 256 seviyesine çıktı. (53 puan arttı)
Merkez Bankası net döviz rezervi Aralık 2013'te 111.5 milyar dolar iken 31 Ocak 2013 itibariyle 104.2 milyar dolara indi. (7.3 milyar dolar eridi)
Aralık 2013'te 119.3 milyar dolar olan yurtiçi yerleşiklere ait yabancı para mevduatı Ocak 2014'te 121.8 milyar dolara yükseldi. (Yatırım tercihinde yabancı paranın karşılığı 2.5 milyar dolar arttı)
Aralık 2013'te yüzde 10.9 olan ortalama ticari kredi faizi Ocak 2014'te yüzde 12.3'e çıktı. (1 ayda kredi maliyeti 1.4 puan arttı. Bu artış diğer kredi türlerinde 2.4 puanı aştı)
Özetle... Türkiye sahnesindeki senaryo bellidir. 2001'deki şartları oluşturmak! Yani, "siyasete duyulan inancı sarsmak, ekonomideki güven ortamını zedelemek!"
Ve bunun için ana muhalefet başta olmak üzere diğer partilerde sanal iktidar heyecanı yaratıldığı anlaşılıyor. Oysa bugün iktidarı hedef alan operasyonun birkaç ay sonra o partilere de yöneleceği "siyaset mühendisliği" ile karşı karşıyayız!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.