YAZARA MAİL GÖNDER "Bizim millet" ve Çankaya yokuşu

YAZARLAR

Dışarıda öylesine büyük bir dünya var ki... Bizim siyasilerimiz, bilhassa muhalefettekiler bu dünyaya genelde küçük bir pencereden bakabiliyorlar.
Genel merkeze gelen partililer, TBMM Genel Kurulu'ndaki gündemler, takip edilen haberler, okunan e-mailler veya atılan tweetlerden ibaret bir dünya bu...
Denilebilir ki, "Bilgi teknolojileri böylesine yaygın, bilgi akışı bu kadar hızlı iken daha ne olacak?"
Lakin mesele bu kadar basit değil. Bilgi, herkese, eş zamanlı ve aynı nitelikte dağılmıyor ki! Üstelik bir süre sonra algıda seçicilik de baş gösteriyor.
Her konu sadece politik tercihe göre yorumlanıyor. Siyasi miyopluk gelişiyor.
Çoğu zaman olayların içindeki insanların beklenti ve talepleri net görülemiyor.
Derken... Yanılsama başlıyor.
Bu sürecin muhalefet açısından en dramatik sonuçları seçim mağlubiyetleriyle yaşanıyor.
İktidar açısından da büyük oy koalisyonunun verdiği ortak mesaj, parti önceliklerinin mutlak onaylandığı gibi bir güç birikimine dönüşüyor.

***

Önce şunu kabul edelim... "Bizim millet" diye bir genelleme vardır. Ve çoğu genelleme gibi yanlış çıkarımlar yapmamıza da yol açar. Bu riske rağmen iki tespiti paylaşmak durumundayım:
1- Bizim millet, her işi, hemen olsun ister. Üstelik her işinin kendi istediği şekliyle hallolmasını bekler. Kuralların esnetilmesini sever. Bin kez işini yapsanız ama bir kez hayır deseniz size bakışı değişir.
Onun gözünde, "bir hayır", "dokuz yüz doksan dokuz eveti" götürür.
2- Bizim millet, kendi işini nasıl yaptığına fazla bakmadan üç işi mükemmel yapar. Yani... Bizim memlekette 76.5 milyon "Başbakan" vardır, ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiğini bilir. 76.5 milyon "teknik direktör" vardır, takımın nasıl oynaması gerektiğini bilir. 76.5 milyon "yayın yönetmeni" vardır, nasıl manşet atılması gerektiğini bilir.
E, bu kadar çok bilenin olduğu ülkeyi yönetmek "zor zanaattir!" İşte bu nedenle, hangi makamda olursa olsun, bizim yöneticiler kendilerine göre bir ortalama tutturur.
***

Şimdi bu kabuller ışığında, bir ortalama da biz tutturduğumuzda şunları söyleyebiliriz:
Bizim millet;
Negatife değil pozitife odaklıdır. Sürekli şikâyet eden, beğenmeyen, hep olumsuzu işaret eden ancak bir kez işin doğrusunu yapamayan yöneticileri tercih etmez.
Sorun ne olursa olsun bir "orta yol" bulunmasını içinden geçirir. Olmadı mı, iç sesinin ortalaması ile karar verir. Zira son noktada kararlılığı önemser, dirayetli duruşun peşinden gider.
Dışa açık, olup bitene de meraklıdır. Umudunu korumak ister. "Eldeki bir daldaki ikiden iyidir" der.
İstikrara yatırım yapar. "İstikrar içinde değişim" ise sihirli formülüdür.
Özetle...
Tablo bu kadar açıkken, yaklaşan Çankaya seçimi öncesinde masa başından formül üretilmesi, millete göre değil de derin mahfillerin arzusuna göre Cumhurbaşkanı tanımı yapılması komik kaçmıyor mu?


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.