YAZARA MAİL GÖNDER Piyasalar, "Bilek mi bükecek, işbirliği mi yapacak?"

YAZARLAR

Bir süredir, uluslararası fonların Türkiye temsilcileri Ankara'yı mesken tutmuş durumda. Siyasi havayı koklamaya, 28 Ağustos sonrasını tahmin etmeye çalışıyorlar. Kafaları çok net ama zihin bulandıranlar da var. Samimi olarak diyorlar ki...
"Küresel risk iştahı zirvede. 2015 sonbaharına kadar fırsat penceresi açık duruyor. Türkiye, yatırım yapılabilir, güven veren, kârlı bir ülke. Merkez Bankası'na faiz indirimi şansı tanıyan koşullar da mevcut! İşler yolunda."
Bu tespitleri paylaştıktan sonra, frene basıyorlar. Muhtelif karamsar senaryolara daha fazla kulak kabartıp, gereksiz tereddüde kapılıyorlar.
Kaygılarını destekleyecek bahaneleri de sıralıyorlar...

* Yeni ekonomi yönetimi kimlerden oluşacak?
* Cari açığın iyileşme trendi devam edecek mi?
* Tarım fiyatlarının baskısı karşısında enflasyondaki düşüş eğilimi gecikecek mi?
* Irak'taki güvenlik riski ihracatı durduracak mı?
* Rusya'ya yönelik yaptırımlar Türkiye'ye yansıyacak mı?
* Arjantin'in teknik iflası, gelişmekte olan piyasalarla birlikte Türkiye'yi etkileyecek mi?

***

Esasen, ekonomide her zaman, değişik nedenlerle sorulabilecek sorular bunlar. Önemli olan pozitif faktörlere rağmen, neden negatiflere itibar edildiği? Bam teli burası... Yani... 2014- 2015 arasını "geçiş dönemi" olarak niteleyen piyasaların, zıt kutuplara savrulan pozisyon alma biçimi... Özel sohbetlerimizden anlıyoruz ki, piyasa aktörleri arasında 2 tez çarpışıyor:
"2015'e kadar bekle- gör ve kazan" diyenler bir yanda... "2014 sonbaharından itibaren yeni kabineye ve ekonomi takımına dişimizi gösterelim, ayar verelim" diye konuşlananlar diğer yanda. Bu şizofrenik hal, piyasaların istikrarlı davranışını bozabilecek kadar ciddiyet kazanıyor.
Bir de yabancı fonları manipüle eden dış siyasi unsurlar var. O cephe de hayli hareketli. İsrail'in Gazze'deki katliamına karşı sesi yüksek çıkan tek ülke Türkiye. Türkiye ekonomisinin kredi notu üzerinde oynanabilecek güncel oyunlara da dikkat etmek gerekiyor.
***

Her şeye rağmen Ankara'ya düşen görev belli:
Siyasi öngörülebilirlik eşliğinde, "istihdam piyasasının yeniden inşası, ertelenmiş vergi reformunda adımların atılması, enerji verimliliğinin artırılması, ar -ge'ye dayalı üretim kültürünün gelişmesi, dünya çapında marka çıkaracak motivasyon, kamuda yerinden yönetime geçiş, devlet personel rejiminde köklü değişim, herkes için hukuk güvenliğinin tesisi!"
Çare...
"Kumpaslara karşı uyanık olmak ve yeni başarı hikâyesi yazmak!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.