YAZARA MAİL GÖNDER Çözüm Süreci, taraflar, pozisyonlar...

YAZARLAR

Cumhuriyet tarihinin en önemli barış girişiminin adıdır "Çözüm Süreci." Temelleri, demokratikleşme paketleri ile atılan, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile olgunlaşan bu süreç, en kritik aşamasında büyük kırılma yaşadı. Şimdi, ana doğrultuyu kaybetmeden, çözüm trenini yeniden rayına oturtma çabası sergileniyor. Ve hayli güçlük yaşanıyor. Gelinen noktada süreçteki aktörlerin iç seslerini duymakta ve pozisyonlarını güncellemekte yarar var.

***

1- Selahattin Demirtaş... Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve yüzde 9.76'lık oy performansı, onun için sonun başlangıcı oldu. "Dağda bedel ödediğini", "şehirde mücadele ettiğini" düşünen çatışmacı ekip, 6-7 Ekim olaylarını savunma görevini Demirtaş'a yükleyerek, siyaseten bitişini de ilan etti. Silahın, siyasi kadrolar üzerindeki ağır vesayeti bir kez daha tescillendi.
2- HDP... Parti içinde çözümü samimi olarak isteyenlerle, silahın sağladığı göreceli avantajı kaybetmek istemeyen, konjonktürden medet uman isimler arasındaki ayrım netleşti.
3- Kandil ve Avrupa... Örgütün, yabancı istihbarat kuruluşlarının etkisine açık iki kanadı, sürecin önüne geçti. Milli kapasite ile yürütülen çözüm çabasına, Kobani üzerinden geliştirilen senaryo yüzünden yabancı ajanlar da sızdı. "Hükümet sizi oyalıyor. Seçimden sonra adım atmayacak. Biz garantör olarak devreye girelim" diyen ülkelere fırsat yaratıldı.
4- PKK... Terör örgütünün, Suriye kolu olarak bilinen PYD'nin, IŞİD'le savaşta ABD'nin müttefiki haline gelmesi, uluslararası toplumda yeni bir algı yarattı. "Seküler Kürt hareketi" etiketi ile PKK'nın, küresel terör örgütü listesinden çıkarılmasına dönük hamleler hızlandı.
***

Devlet cephesine gelince...
1- İmralı... Sürecin ana aktörü konumundaki Öcalan'a bakışta ikilem doğdu. Çözüme eksen kaydıran beyanları, Suriye'deki Kürt grupları konsolide etme eğilimi ve 6-7 Ekim olaylarını sahiplenme biçimi İmralı'nın bir süreliğine "izole edilmesini" gerektirdi. Ancak Öcalan'ın dış temaslarının kesilmesi halinde, Kandil'in ağırlığının artacağı gerçeği karşısında "ince ayar politikasına" dönüş yapıldı. "Kontrollü ve şartlı yürüyüş" formülü geliştirildi.
2- Kürt siyasetçiler... HDP başta olmak üzere diğer tüm Kürt siyasi aktörlerin, çözümden yana tavır alması, Kandil ipoteğinden kurtulması, şahsiyetli ve cesur duruş sergilemesi adına net mesajlar verildi. Bilhassa HDP'li vekillerin, devlet muhatap almazsa fazla bir değer ve anlam ifade etmediklerini, barış ortamında var olabildiklerini daha iyi anlaması hedeflendi.
3- Kamu düzeni... Sürecin ilerleyebilmesi için kamu düzeninin tesisi ile silahlı unsurların çekilmesi gereği artık ön şart haline geldi. Sadece devletin değil, karşı tarafın da adım atması zorunluluğu oluşturuldu.
4- Terörle mücadele... Genelkurmay'ın, "terörle mücadele bitmedi" tespitine rağmen, askeri önlemler yerine, yetkiyi yine sivil otoritenin kullanacağı ama güvenlikten taviz verilmeyeceği kararlılıkla vurgulandı.
Netice...
Çözüm Süreci, yabancı tesirinden arındırılacak, ihtiyatlı yürüyüş devam edecek, 'doğuyu kazanalım' derken 'batı kaybedilmeyecek', demokratikleşme motivasyonu canlı tutulacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.