YAZARA MAİL GÖNDER G-20, Türkiye toplumsal heyecan...

YAZARLAR

AK Parti iktidarının ilk yıllarında "Acil Eylem Planları" vardı. Yapılacak iş çoktu. Ülke ihmal edilmiş, krizlerle sarsılmış, halk umudunu kaybetmişti.
Memleketi düzlüğe çıkarmak için AK Parti hükümetlerinin elini çabuk tutması gerekiyordu. Acil Eylem Planı ekseni Türkiye'ye ve bürokrasiye çok şey kattı. Takvime bağlanmış, sorumlu kurumları tanımlanmış biçimde ortak iş yapma kültürünü ve dönemsel hesap verme alışkanlığını kazandırdı. Türkiye ekonomisi krizden çıkıp, küresel sisteme ilham kaynağı olmaya başladıkça, hedef odaklı ve netice almaya dayalı çalışma tarzı, özgüven yüklemesi içinde giderek erozyona uğradı. Bazı bakanların becerisi ve risk üstlenme kapasitesi, iyi niyetli teknisyenlerin özverisi ile mesafe alınmaya çalışıldı. Bu yolla da hatırı sayılır başarılar elde edildi. Ancak... Lider düzeyindeki "vizyoner bakış", tabana yeterince yayılamadı, kurum ve kuruluşlarca içselleştirilemedi.

***

Gelinen noktada en önemli husus hem Türkiye'nin iç dinamiklerini motive edecek hem de uluslararası toplumu düşünmeye ve işbirliğine teşvik edecek "geniş çaplı vizyon belgesi" ile sahneye çıkılması idi. Geçtiğimiz hafta bir kısmı açıklanan "Öncelikli Dönüşüm Programları" ve "Eylem Planları" dizisi bu açıdan kritik önem taşıyor. Türkiye'nin içeride patinaj yapan ülke algısından sıyrılması, kalkınma sürecinde uluslararası dinamiklerden daha fazla yararlanması ve deneyimlerini diğer ülkelerle paylaşması için kapsamlı bir programa ve meydan okumaya ihtiyaç vardı. Bu nedenle Yeni Türkiye'yi, iddialarını, büyük düşünme biçimini yansıtan "Güçlü ve Dengeli Büyüme İçin Yapısal Dönüşüm" belgesi, sadece kaygıları yansıtan, içe dönük, aşırı ihtiyatlı Orta Vadeli Program'dan ayrıştı. Toplumun farklı kesimlerinde heyecan yarattı. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, "her vaadin takipçisi olacağını" söylemesi de dikkate değerdi. Bunun için Başbakanlık'ta "özel bir ekip" kurması gerekli.
***

Bu hafta gerçekleşecek G-20 Brisbane (Avustralya) Zirvesi ise Türkiye'ye Aralık 2014-15 döneminde küresel ekonomiye yön verme fırsatı tanıyacak. Ankara, henüz kamuoyuna açıklamadığı küresel sistemi esas alan hazırlıklar da yaptı. Gelişmiş ülkelerin kriz ürettiği, faturayı gelişmekte olan ülkelerin ödediği bir dünyada Türkiye'nin, "Uluslararası Ekonomide İyi Yönetişim" tezi ile ortaya çıkması, uluslararası ekonomik kuruluşların yönetimi biçimini sorgulaması, katılımcı modeller önermesi beklentiler dahilinde. Ayrıca, küresel gelir dağılımı çarpıklığının yarattığı göç ve güvenlik sorunlarına değinmesi, çözüm önerileri sunması, afet bölgelerine uluslararası toplumun anlık müdahalesine dair projelerini anlatması da muhtemel. Ve tabii ki dengeli ticaret ve finansal krizleri önleme mekanizması kurulması da Türkiye'nin değineceği ve takipçisi olacağı konular arasında.
Netice olarak... Fakir dünyada hiçbir ülke zengin yaşayamaz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.