YAZARA MAİL GÖNDER Yeni Türkiye: "3 alan, 3 öneri"

YAZARLAR

Türkiye'nin kısa vadeli gündemden sıyrılması, kısır polemiklerle vakit kaybetmemesi, gelecek yürüyüşünü emin adımlarla sürdürmesi için önceliklerini yeniden belirlemeye, bu amaçla özel takımlar kurmaya ve çalışma tarzını değiştirmeye ihtiyacı var. İcraat kabiliyeti hem ciddi ön hazırlığı hem uygulama zamanlamasını gözetmeyi hem de siyasal kararlılık gerektiriyor.
Kriz anlarında geliştirilen, aceleye getirilen veya raftan indirilip servis edilen düzenlemeler günü kurtarmaya yetse de yapısal değişime beklenen katkıyı sağlamıyor. Ülkeyi yönetenlerin klasik "reform" modelindeki patinajdan kurtulup, "yeniden inşa" süreçlerini başlatmasının zamanı geldi de geçiyor.

***

"Yeni Türkiye" şayet söylemden ibaret olmayacaksa, geçmişe takılmadan geleceğe odaklanabilmeli. Bu toprakların özünden ve inanç sisteminden ürettiği güncellenmiş değerler ve fikri altyapı ile kitlelerin karşısına çıkmalı.
Sadece Cumhurbaşkanı'nın veya kendisini yakın hissettiği siyasi liderin beyanlarını yeterli saymanın kolaycılığına kapılmamalı. Sorumlu olduğu alandan başlayarak mutlaka kendi ölçeğinde de olsa katkı yapmalı. Ankara'dan taltif ve takdir beklemeksizin Yeni Türkiye ideali için çabalamalı.
Edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen yazar Alev Alatlı'nın, teşekkür konuşmasında değindiği gibi; "Kadim değerlerle bağı kesilen özgürlüklerin şerden yana bükülmesini önleyecek yolları bulmak zorundayız!"
***

Kuşkusuz, millete hizmet etmenin yolu, devleti yönetebilme iktidarından geçiyor. 2015'in seçim yılı olduğu bilindiğine göre, hükümet iddiasında olanların şu soruya sadeleştirilmiş yanıt vermesi önem arz ediyor:
"İnsanı ve özgürlükleri esas alan ortak payda içinde öncelikler ne olmalı?"
Madem, siyasetçiden beklentilerimizi sıralıyoruz. O halde biz de mütevazı sınırlar dahilinde önerilerimizi paylaşabiliriz:
1- Yeni Anayasa ve toplum sözleşmesi temelinde, "Kamu Yönetimi ve Personel Rejimi" dönüşümü. Bireyi her türlü karar ve değerlendirmenin merkezine yerleştiren, farklılıkları tehdit değil fırsat olarak gören, korkularla değil özgüvenle karar veren zihniyet değişimi bu. İçinde kamu bürokrasisinin daraltılması, bakanlık sayısının azaltılması, sivilleşmenin pekiştirilmesi, hizmet esaslı yerinden yönetimin başarılması, yargı erkinin önyargıdan arındırılması, hızlı, etkin, adil işleyen, hesap veren - hesap soran devlet sisteminin kurulması, özgürlüklerin genişletilmesi gibi başlıklar söz konusu.
2- Yenilikçiliğin ve rekabetçi üretimin toplumsal kültürün asli parçası haline getirilmesi. Fikrine, memleketine, mezhebine takılmaksızın, katma değer yaratan herkesin, her kurumun, her kişinin motive edilmesi, yüceltilmesi. Yani... Sorgulayıcı, sarsıcı, değiştirici, inovatif gençlik enerjisinin siyasi dar bakış açısına kurban edilmemesi. Sadece, "bizim çocuklar" yaklaşımından ibaret olmayan "Büyük Türkiye ve Büyük Dünya" gerçeğinin kabullenilmesi.
3- Çözüm Süreci'nin neticelendirilmesi ve bu birikimden hareketle "Diyalog ve Hoşgörü" mekanizmalarının planlanması. Bilhassa, farklı aile, kültür, eğitim ve değerler sisteminden gelen gençlerin ortak toplantılar, seyahatler, projeler etrafında buluşturulması. Kutuplaşmayı tetikleyen fay hatlarındaki kırıklıkların tamiri. Üstün inanç ve değer algısının değiştirilmesi. Aşırılıkların törpülenmesi, şiddeti davet etmedikçe aykırı görüşlerin serbestçe ifadesi, linç psikozunun tedavisi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.