YAZARA MAİL GÖNDER CHP’ye göre başak var, peki ya dane?

YAZARLAR

Meydanlar giderek ısınıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun ilk mitinglerini izlerken fırsat buldukça, diğer partilerin meydanlarından da gözlemlerimi aktaracağımı yazmıştım. Dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetine icabetle Çanakkale ve Balıkesir- Edremit'teydim.

***

İlk konumuz CHP'nin seçim vaatleri ve kaynak problemi idi. Görünen o ki CHP'nin ayakları yavaş yavaş yere basıyor. Neden mi? İnce hesap başlamış da ondan. Zira dini bayramlarda emekliye iki ikramiye sözünün kamu maliyesi içinde sürdürülebilirliği şüpheliydi. Peki gerçekte ne olacak? CHP eğer iktidara gelebilirse bu yıl ikramiye dağıtacak. Ancak 2016 bütçesinde ikramiye dağıtımını kademelendirecek... Zaten gelir dağılımının bozuk olduğunu iddia eden bir partinin 450 lira alan emekli ile 3 bin lira alan emekliye fark gözetmeksizin iki ikramiye vermesi alt gelir grupları ile üst gelir grupları arasındaki makası daha da açar. Bu açıdan bakıldığında, AK Parti'nin 1000 liranın altındaki emekli aylıklarını seyyanen 100 lira artırması önemli bir siyasi hamle olarak sahaya yansıyor. Kılıçdaroğlu, Kemal Derviş'le de sürekli iletişim halinde olduklarını anlatıyor. Dünya Bankası da sosyal harcamaların refahın tabana yayılmasına, ekonominin canlanmasına katkı sağladığını kabul ediyormuş!
***

İkinci konumuz, halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı'nın sistem içindeki konumu ve rolü. Kemal Bey, bu noktada bildik tezlerini tekrarlıyor. Ona göre, Cumhurbaşkanı'nın TBMM'de seçildiği dönemlerde kilitlenme yaşanabiliyormuş, bu nedenle halkın seçmesine karar verilmiş. Tabii, mesele bu kadar basit değil. Zira tek başına yüzde 52 oy alan Cumhurbaşkanı, bugün olduğu gibi sistemi sorgulayabilir. Mevzuatın, milletin gerisinden geldiği anlarda alternatif çözüm önerileri ile gündemi belirleyebilir. Kemal Bey'in, nispeten yeni sayılabilecek fikri ise "Cumhurbaşkanı, 1 Ekim'de TBMM'yi açış konuşmasında varsa sistemdeki problemleri anlatsın ve işin hallini Meclis'teki partilere bıraksın" şeklinde. Oysa hazır seçim yapılacakken milletin parlamenter sistemle ilgili sıkıntıları kökten çözmesi mümkün!
***

Üçüncü konumuz, "hassastı!" Kur'an, Diyanet, İmam Hatipler... Kılıçdaroğlu, Kur'an'la ilgili bakışını özetledi. "Kur'an Allah'ın kelamıdır. Kur'an ahlaktır. Bütün insanlık âleminin rehberidir" dedi. Diyanet'in tüm vatandaşların vergisi ile finanse edildiğini, Aleviler başta olmak üzere farklı inanç gruplarının temsil edilmesi gerektiğini belirtti. CHP'nin 13 yıllık kesintisiz eğitim hedefi içinde İmam Hatiplerin orta kısmını teğet geçse de "Çocuğunun din eğitimi almasını isteyen velilerin taleplerinin karşılanacağını" belirtmekle yetindi. Sohbetin bu bölümünü, AK Parti'li siyasi rakiplerine, "Fuzuli'nin Saadete Ermişlerin Bahçesi" eserini okumaları çağrısı ile tamamladı.
***

Dördüncü konumuz, HDP idi... Uçağımız İmralı adası açıklarından alçalırken, Kılıçdaroğlu, seçim öncesi HDP adına işbirliği için nabız yoklandığını ama CHP'nin bu tarz birlikteliği baştan reddettiğini açıkladı.
Ve son husus... Gözlemime göre, CHP kendi iç dinamikleri bakımından büyük, Türkiye siyaseti için küçük sayılabilecek adımlarla yüzde 30'a yüzde 70 sol-sağ oy dengesini değiştirme çabasında...
Başak ve dane olayı yani...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.