YAZARA MAİL GÖNDER Koalisyon-seçim sarkacında “Hazıra dağ dayanmaz!”

YAZARLAR

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile "koalisyon veya seçim hükümeti" görüşmesi yaptığı saatlerde, "piyasa oyuncuları" da İstanbul-Ankara hattında yoğun telefon trafiği başlattı. İstanbul'dan arayan fon yöneticileri de Ankara'daki ekonomi bürokratları da "piyasaların keyfi yok" ortak paydasında buluştukları değerlendirmelerde şu üç hususa işaret ettiler:
1-
Bu şartlar altında ekonomi yine de iyi gidiyor. Ama "Siyasi ortam ve güvenlik koşulları dert değil. Biz işimize bakarız, yürür gideriz" diyecek noktada değiliz. Neticede "Hazıra dağ dayanmaz!"
2-
13 yıllık, çok hızlı karar alma ve uygulama döneminden sonra, hükümet kurma güçlükleri, uzlaşma süreçlerinin uzaması piyasalar için oldukça yeni ve alışılması güç bir durum.
3-
İç tasarruf oranını ve verimliliği artıracak, sektörel dönüşümleri sağlayacak reformlar gecikiyor. "Bu reformlar yapılacak mı, ne zaman yapılacak ve hangi hükümet yapacak?" sorusu önemini koruyor!

***

Hep söylüyoruz. "Seçmen aynı zamanda midesi ile düşünür!" Kuşkusuz birinci öncelik "güven, huzur ve istikrardır!" Hemen arkasından "ekonomi" gelir. "Güvenlik- ekonomik- politik" öngörülebilirlik aynı anda kaybolursa bu üç faktör sandığa doğrudan etki eder.
Piyasanın tadını kaçıran nedenlere gelince...
1- Küresel Faktörler:
Uluslararası ekonomik gelişmeler iç açıcı değil. ABD faiz artırımına hazırlanırken, parasının değerlenmesi beklenen Çin devalüasyon yapıyor. Bu arada emtia fiyatları düşüyor. Dünya ekonomik kararları gözden geçirirken Türkiye bu konuya odaklanamıyor.
2- Bölgesel Faktörler:
Türkiye, yakın çevresindeki ateş çemberinin tüm yakıcılığını hissediyor. İran'a yönelik uluslararası ambargonun kademeli olarak kaldırılacak olması fırsat gibi görünse de iki ülke arasında artan siyasi tansiyon yüzünden ticari açıdan pozitif ivme beklenmiyor.
3- Ulusal Faktörler:
Terörün tırmanması endişe yaratıyor. "Hükümet, Güvenlik ve Reform" açığı beklentilere olumsuz yansıyor.
***

Güncel veriler ışığında,
1-
Türkiye ekonomisi ileriye yönelik küçük küçük sorunlar biriktiriyor. Zaman uzadıkça biriken sorunların risk üretme katsayısı artıyor.
2-
TL'ye olan güven konjonktürel nedenlerle zayıflıyor. Bu da siyasi ortama duyulan güvenin azaldığına işaret ediyor.
3-
Türkiye ekonomisi küçülmeyi de yavaş hızda büyümeyi de tolere edemiyor. Mutlaka yüzde 4 ve üzerinde büyümenin yakalanması, bunun için hükümet istikrarının sağlanması gerekiyor.
***

Üzerinde durmamız gereken son üç husus ise şöyle:
1-
Yılın ilk yarısında fazla veren bütçenin, siyasi görünüm ve bekleyen yükümlülükler nedeni ile tahminleri aşan miktarda açık vermesi sürpriz olmayacak. Bu nedenle seçim veya hükümet kararının bir an önce netleşmesi lazım.
2-
Cari açığın finansmanı noktasında petrol fiyatlarının düşük seyretmesi avantaj yaratsa da açığın GSMH'ye oranı halen yüzde 5.7. Neden? Çünkü milli gelir de daralıyor.
3-
Bugün siyasette yaşadığımız, yarın ekonomide yaşanması muhtemel sorunlar özünde "anayasal sistem tıkanıklığından" kaynaklanıyor. Seçmenin, sadece hükümeti değil nasıl bir anayasal model istediğini de belirlemesi görevi ağır basıyor!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.