YAZARA MAİL GÖNDER Sözümüzden dönmeyeceğiz

YAZARLAR

Başbakan Davutoğlu: AK Parti'nin sayısı yetmiyor diye yeni anayasa sözünden dönmeyeceğiz. Açık ve net sisteme ihtiyaç var, o da başkanlık. Özgürlükçü anayasanın 330'un üzerinde destek bulacağına inanıyorum

DAVUTOĞLU'NDAN YENİ ANAYASA YORUMU:

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ürdün'deki temaslarının ardından dönüş yolunda gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtlıdı:
Anayasa yazım takviminiz nedir?
Anayasa vaatlerimizden biridir. Tek zorluğu elimizdeki siyasi güç ile tek başına anayasa yapamayacak olmamız. Ama bu, sözümüzü yerine getirmememiz anlamına gelmiyor. Hedefimiz 1 ay-1.5 ay içinde anayasayı iskeletiyle ortaya çıkarmak.
Referandum olasılığı nedir?
Bununla ilgili bir şey söylemem hukuki açıdan doğru olmaz. Çünkü anayasa oylamaları gizlidir. Siyasi anlamda da "316 milletvekili ile referandum şu zaman yapılacak" desem, "Geri kalan 14 milletvekili nereden tamamlanacak?" diye bir tartışma açılır. Bunu da etik bulmam. Özgürlükçü, insan onurunu öne çıkaran anayasanın 330 ve üzeri bir destek bulacağına inanıyorum. Parlamenter mi değil mi? Ne olduğu belli olmayan bir sistem yerine açık, net bir sisteme ihtiyaç var. Bu da son geldiğimiz nokta itibariyle bizim için başkanlık sistemi. Başkanlık zaten partili başkanlıktır, partisiz başkanlık olmaz.Üniter devletlerde ve Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) olduğu yapılarda iki kamaralı sisteme ihtiyaç olduğu kanaatinde değilim.
Demokratik başkanlık mı olacak?
Demokratik olmayan hiçbir sistem başkanlık ya da parlamenter sistem önerisini kabul etmem. İnsan hakları ve özgürlüklerine dayanan, devletin değil vatandaşın haklarını öne çıkaran güçler ayrılığı prensibine dayanan ve "fren dengesi" yerli yerine oturmuş bir anayasa. Yetki, sorumluluk paylaşımı önemli. Yetki kimdeyse sorumluluk onda olmalı. 12 Eylül Anayasası bir generalin cumhurbaşkanı olacağı varsayımıyla yapı kurduğu için, Özal'dan başlayarak milletin adamı olan kişilerin cumhurbaşkanı olmasını engellemeye çalıştılar.
Yeni anayasa ile AYM yetki ve sorumlulukları da tartışılacak mı?
Yargı tümüyle yeniden tanımlanacak. AYM'nin yaptığı millet egemenliğini kullanmak değildir. Mahkemelerin yaptığı, işlevsel olarak adaleti ihdas etmektir. Egemenliği ise millet kendi seçtiği temsilciler üzerinden kullanır. Başka kimse milli iradeden bağımsız egemenlik tasavvur edemez.
Dokunulmazlık konusu nasıl gelişecek?
"Hodri meydan bütün dokunulmazlıkları kaldıralım" dedik. Duruşumuz ahlakidir. Anayasaya geçici madde koymamış olsak ve sadece terörle irtibatlı dosyaları getirsek anayasayı da reformları da unutmamız lazım. Dosyaları tartışmaya kalksak, en az 300 gün sürüyor. ("Genel olarak dokunulmazlıkları kaldıralım" diyenler var...) Siyaseti bütünüyle müdahaleye açık hale getirdiğinizde parlamento aritmetiğiyle oynamak isteyen herkes Türkiye'de dolaylı hükümet devirmeye kalkar. Geçmişte paralelin yaptığı gibi ayarlanmış bir savcı bütün ülkenin kaderiyle oynayabilirdi.
Reza Zarrab'ın, ABD'de tutuklanmasının Türkiye'ye operasyon olduğu söyleniyor...
Dosyanın muhteviyatı veya tartışmalar itibariyle Türkiye'yi ilgilendiren bir şey söz konusu olursa düşüncemizi de tavrımızı da açıklarız. Şu ana kadar böyle bir yansıma yok. İnsanın aklına şu da geliyor: Bu kadar titiz olan bir hukuk sistemi bir sürü kumpas içinde olan Amerika'daki Türkiye vatandaşı görünen kişiler ve yapılarla ilgili niye bir hususu gündeme getirmiyor? Bütün kara para aklama çabalarına karşı aynı tutarlılığı görmek isteriz. Burada çekineceğimiz bir husus olmaz.

'KENDİ İÇLERİNDE ÖZELEŞTİRİ VAR'

Bombalı saldırılar halkı korkutuyor...
Güvenlikle ilgili tedbirleri alıyoruz. Geçen gün çok hoşuma gitti. Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek, İstiklal'e gitmiş, alışveriş yapmış. Bütün bakan arkadaşlarıma söyledim, "Önce siz çıkacaksınız. Önce biz gideceğiz alışveriş merkezlerine..." Güvenlikçi tutum takınmadan toplum psikolojisini değiştirmek lazım.
Cumhurbaşkanı, şehit sayısının yüksek olmasıyla ilgili Paralel'i suçladı...
Bu, emniyete ve güvenlik birimlerine sızmış bir terör örgütü. PKK'nın algı operasyonunu Paralel yapıyor. MİT TIR'ları operasyonu yapıyor, cumhurbaşkanımızı, beni ve MİT müsteşarımızı hedef alıyor. Uluslararası camiada Türkiye, DAEŞ'e destek veriyor algısını yayan kim? Paralel. Bunu Kobani olayında kullanan kim? HDP. Siyasi kampanyaya dönüştüren kim? CHP. Burada Paralel'in orkestrasyonu var.
Brüksel sonrası teröre karşı duyarlılık arttı mı?
Terörün Avrupa'yı vurmasından sonra duyarlılık arttı. O teröristin Türkiye'de yakalanıp iade edilmesinden dolayı kendi içlerinde müthiş bir özeleştiri var. Cumhurbaşkanımızın açıklamaları sonrası bir iç tartışma doğdu, bu da sağlıklıdır.
Akademisyenler bildirisiyle ilgili yorumunuz nedir?
Akademisyenlere eleştirilerimi hatırlarsınız. PKK'ya dönük eleştiri yok. O zaman daha Kızılay saldırısı olmamıştı. Parçalanmış bedenleri gördükten sonra hala bir akademisyen o bildiriyi PKK'yı eleştirmeden okuyorsa, onunla ayrı bir düzlemde mücadele veririm.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.