Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖNERİ-YORUM ŞEREF OĞUZ

Çokluk, tokluk yokluk

Dünya hiç bu kadar zengin ve aynı zamanda hiç bu kadar da yoksul olmadı. Bu tespit, Birleşmiş Milletler'in raporlarında yer alıyor.
Giderek zenginleşen fakat bir o kadar da yoksullaşan dünya, aynı anda mümkün mü? Tabii ki mümkün! Zenginliği kimin elinde tuttuğuna ve bu zenginliği nasıl yönettiğine bağlı bir öykü bu. Bu konuda Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) "6 milyara merhaba" raporu ilginç tespitlerde buluyor.
İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı da bundan yola çıkarak, enerji, üreme sağlığı dahil, pek çok konuda eğitimin gereğini vurgulamış. Birleşmiş Milletler, bundan 22 yıl önce, 1987'de 11 Temmuz'u "Dünya Nüfus Günü" belirlerken ünlü ekonomist Malthus'un karamsar kehanetini hatırlatan pek çok göstergeyi, adeta gözümüze sokuyordu.
Malthus, geometrik diziyle artan nüfusun (1, 2, 4, 8, 16, 32...), aritmetik diziyle artan (1, 2, 3, 4, 5...) gıda kaynakları yüzünden dünyanın başına bela olacağını savunmuştu. Gerçi şimdilik Malthus haklı çıkmadı ama bütünüyle de yanlış değildi. Zira her saniye 3 dünyalının aramıza katıldığı kürede, aşırı nüfusun getirdiği sosyal ve ekonomik yıkımları biliyoruz.
1960'ta 3 milyar olan toplam nüfus, 9 yıl öncesinde ikiye katlandı. Oysa dünya nüfusu 1 milyara ancak 19'uncu Yüzyıl'ın ortalarında ulaşabilmişti.
Malthus'un katlanarak büyüyen nüfus felaketi teorisi için bugün elimizde daha fazla gözlem var. Nüfus artışı ile gündeme gelen konut, altyapı, sosyal hizmet ve enerji ihtiyacı tüm uzman ve yetkilileri ciddi olarak düşündürüyor. Ama, hala pek çok ülkede kadınlar sahip olmak istediklerinden çok daha fazla çocuk doğuruyorlar.
Kadınların çoğu üreme haklarını kullanabilmeleri için gerekli güce sahip değil. Halbuki üreme sağlığı ihtiyaçları karşılanırsa, daha sağlıklı bir nüfus artışı kendiliğinden gerçekleşecek. Önümüzdeki sorunların çözümü büyük ölçüde bu konuda sağlanacak gelişmelere bağlı.
Dünyada 15 - 24 yaş arası 2 milyar 165 milyon gencin yaşadığı tahmin ediliyor.
21. yüzyılı bu genç nüfus yönlendirecek. Acil olarak başta bu genç nüfus olmak üzere ihtiyacı olan herkesin üreme sağlığı konusunda eğitilmesi ve bu konudaki ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor.
Peki böylesine hızla gelişen nüfus artışına bağlı ihtiyaçları karşılayabilmek için ne yapmak lazım?
Genel ve geleneksel cevap, "daha fazla yatırım" olarak veriliyor. Ancak son küresel kriz ve ekonomik anlayışlardaki değişim, farklı düşünebileceğimizi gösteriyor. Buna göre birey, firma veya ulus, fazla yatırım yaparak da batabiliyor. Hedef yatırım değil, verimlilik olmalı.
Çokluk, onu tok tutabildiğiniz sürece iyi bir şeydir. Aç kalmış yada aç bıraktırılmış çoklukların tahrip gücü, yalnızca tokların değil, ""ların içinde bulunduğu toplum için de ölümcüldür.
"Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var" der bizim töremiz. Olanın, hele ki bunu, olmayanların sırtından sağlamışsa, olmayana; borçtan öte görevleri de vardır. Bilenin ise bildiğini hayata geçirebilme noktasında, bilmeyenleri "bildik" kılma zorunluluğu var.
Türkiye için sürdürülebilir kalkınmanın da istihdam yaratmanın da "daha fazla yatırımdan önce" daha nitelikli üretimde yattığını artık hepimiz biliyoruz.
Bilgi toplumun odağında madem ki insan ve bilgi var; o halde işin bir de teknoloji ve enerji boyutu var. İnsana yatırım, tartışmasız bir öneme sahip; İnsana yatırım yapmanın marjinal değeri, makinelere yapılanın yaklaşık 3 katı.
2001'de Türkiye kendi "olağan(!)" krizini yaşarken, dünya, yeni ekonominin getirdiği "bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü krizi"ne düşmüştü. Bu krizin sebepleri arasında zikredilen bir gerekçe, öteden beri hafızamda; "bitlere, baytlara yatırdığımız paranın hiç değilse onda birini, bu teknolojileri kullanacak olan insanlara yatırsaydık, daha sağlıklı bir sektörümüz ve daha barışçıl bir dünya elde edebilirdik".
Son küresel krizin, insana yatırımsızlığın, "açlık, tokluk ve yokluk" üçgenini tanımladığı, ortak kanaat. Dünyanın en büyük 17'nci ekonomisinin, nüfusun "sayısı, gençliği" odağından, "nitelik ve eğitimine" odaklanması şart. Buna, çalışanın sayısına takılıp kalan patronlarımız da dahil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA