Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yeni Türkiye'nin en belirgin tarzı, belki de bilgiye daha fazla önem vermesi olacak. Genellemelerin Eski Türkiyesi'nde yöreleri denk, töreleri denk sayardık, küre ile de fazlaca ilgili değildik.
İzmir'i kalkındırma planı ile Batman'ı kalkındırmayı "aynı" sandık. Yıllarca "yöresel kalkınma planları" üzerinden katrilyonlarca kaynağı, bu "toptancı" zihin yapısıyla çarçur ettik.
Küreselleşmenin belki de en büyük paradoksu, yerelleşmeyi de önemli hale getirmesi oldu. Gördük ki yerelin kendine has dinamikleri, kalkınma modellerinin olmazsa olmazı imiş. Ancak bu sayede teşvikler daha nitelikli hale gelebildi, sosyal yardımlar verim kazandı.
Hükümet şimdi sosyal yardımları daha da yöreselleştirerek umulan faydayı artırmak için hareke- te geçti. Son teşvik paketindeki mantığa dayalı bu yeni yaklaşım sayesinde "ihtiyaç" ve "lüks" tanımları yeniden yapılıyor.
Bu şüphesiz son derece değerli bir adımdır. Sonuçta ihtiyaç ile bire bir örtüşme gayreti vardır. Tıpkı vahşi sulama ile damla sulama arasındaki fark gibi... İhtiyacı olsun olmasın, ihtiyaç dereceleri uyuşmasa da toprağın tamamına aynı miktarda suyu akıtıyorduk.
Hal böyle olunca suya gerçekten ihtiyacı olan doymuyor, su gerekmeyen toprak da çamurlaşıyordu. Şimdi kısıtlı kaynağı, doğru adrese teslim gayreti bizi, nokta sulamaya taşıdı ve verim patlaması yaşadık.
Benzer yaklaşımı ben teşviklerde de görüyorum. Her bölgenin kendine has dinamikleri var ise bunlarla örtüşecek ayrıştırmayı yapmak, daha fazla bilgi kullanıp daha doğru kaynak tahsisinde bulunmak, zorunluluk idi...
Nitekim tarih sahnesinde uzun boylu kalan kentlerin ve yörelerin dayandığı temel ilkeler de bize bunu anlatıyor. 3 temel dinamik söz konusudur ve bunların doğru bileşeni, o kenti, yöreyi, bölgeyi tarih sahnesinde sürdürülebilir kılmıştır.
1- Tarihi kültürel miras. Bunun anlamı, yörenin tarih sahnesinde var olagelmiş güçlü yönlerinin, bir sonraki adım için avantaj sağlamasıdır. Kültürel mirası hesaba katmayan planların suya düşmesi kaçınılmazdır.
2- Doğal kaynaklar... Deniz olmayan yere liman isteyecek kadar cahil vekillerden söz eder 1960'lı yıllarımız. Kentin coğrafyası, ticaret yolları, doğal kaynakları, maden, hammade, fauna, flora zenginlikleri, o kentin yarınını tasarlarken hesaba katılması gerekenlerdir.
3- Yerel kabiliyetler... Bu faktör, belki de en önemlisidir. Bazı kentler vardır. Her iki özelliği barındırıyor olsa da yerel kabiliyetler dediğimiz kentin eşrafı, fikir ve kanaat önderleri, eğer yeteneksizlik seviyelerine ulaşmış ise o kentin yarınından söz etmek mümkün olamaz.
Önce ekonomik teşvikler, ardından marka kentler projesiyle yöresel farklılıkları dikkate almak ve şimdi de sosyal yardımların maksimum faydasına yönelik bu adımlar son derece önemlidir. Bu da zaten küresel düşünmek, yöresel davranmak ve töresel yaşamak konusundaki Yeni Türkiye zihin yapısıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER