YAZARA MAİL GÖNDER AVM için babanın ölümünü beklemek

YAZARLAR

Eskiden tarım sektöründen neredeyse utanırdık. Öyle ki zamanın DİE'si "ekonominin şu yüzdesi hâlâ tarımda" diye rakam açıkladığında, bunu geri kalmışlığımıza ölçü alırdık.
Derken sanayi ötesi toplum tartışılır oldu, "sanayide pek bir varlık gösteremedik, bari bilgi toplumunda zıplayalım" rüyası edindik kendimize... Rahmetli Özal'ın "1 milyon bilgisayar olsa Türkiye'yi uçururduk" sözünü hatırlıyorum.
Bugün milyonlarca bilgisayarımız, on milyonlarca akıllı cebimiz var. Türkiye'yi uçuramadık ama bilişim sektörünü besledik, 50 milyar $'a çıkardık. Derken hizmet sektörünü fark ettik ve ona yoğunlaştık.
Ancak bunu yaparken tarımdan ve sanayiden vazgeçmek gerekmediğini çok geç idrak ettik. Oysa bilgi toplumundakiler de acıkacak ve torunlarımızın iştahı bizden aşağı olmayacak. Neticede sanayi sektörünü yeterince önemseyemedik.
Oysa küresel krizde bizi pozitif ayrıştıran unsurlardan biri de %15'i aşan imalat sanayimizdi. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan'ın dün İSO Meclis toplantısındaki "zor şartlara rağmen büyümenin üçte birini karşıladık" sözü, bunun ifadesi...
Türkiye, hizmet sektörünü büyütürken tarımdan da sanayiden de vazgeçmek zorunda değil. Aksine, nitelikli tarım ile stratejik sanayi kavramlarını, toplum hayatının odağına çekmeli ki küresel arenada birinci ligin büyük oyuncusu olabilsin.
AVM gerçeğini küçümsediğim yok; lakin AVM işine girmek için babasının ölmesini bekleyen üçüncü kuşak bazı sanayicilere bir iki sözüm var: Elin üretimiyle zengin kulübüne giremezsin. Sanayi, 'bir şeyden çok üretmek demektir' ve ülke olarak üretim yoksa neyin hizmetini verecek, hangi malı servis edeceksin?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.