YAZARA MAİL GÖNDER Gezi'de kimler neden yok?

YAZARLAR

Gezi Parkı meselesinin sadece birkaç ağaç meselesi olmadığı nihayet anlaşıldı.
Sorunun adı da konuldu:
"İktidarın otoriter ve dayatmacı" tavrına karşı toplumsal tepki...
Bu tepkide itici gücün, yeni kuşak olduğuna da şüphe yok.
Ancak arka planı hiç iç açıcı değil. İç ve dış komplodan söz etmiyorum. Bunu görmek için sadece en yoğun desteğin nereden geldiğine bakmak yeter.
Her kesimden insan var sözü de bu nedenle gerçeği yansıtmıyor.
Mesela Kürtler yok... Bu ülkede sadece otoriterlik ve ötekileştirme değil, devlet baskısını en yoğun yaşayan Kürtler, acaba neden "iktidarın otoriter" yapısına karşı bir direnişe katılmadı, mesafe koydu?
Bu sorunun cevabı önemli...
Peki, muhafazakarlar var mı? Onlar da yok... Elbette Başbakanın üslubundan, son dönemdeki çıkışlarından hoşnut olmayan "Keşke daha yumuşak konuşsa" diyen bir muhafazakar kesim var ama bu hareketin içinde yoklar.
Gördüğüm kadarıyla MHP'nin tavrı nedeniyle milliyetçiler de yok. Geriye ne kaldı, bir düşünün...
O geriye kalanlar şimdi daha cazip yeni bir kavramla açıklanıyor:
Kentliler... Evet, bu doğru...
Eylem veya direnişi ağırlıkla kentliler yürütüyor. Eski kentlilerin rahatsız olduğunu zaten cumhuriyet mitinglerinden, kıyıların oylarından da biliyoruz.
Şimdi asıl soruyu soralım; İktidarın otoriter ve dışlayıcı tavrından rahatsız olup "direnişe" geçen bu kentliler, Türkiye'nin çoğunlukçu değil, "çoğulcu ve katılımcı" demokrasiye ulaşması için son 10 yılda ne yaptılar?
Örneğin 367 garabetine nasıl tavır aldılar? 27 Nisan E-muhtıra verildiğinde rahatsız mı oldular? "Genç subaylar rahatsız" sözünü duyduk ama "Kentliler rahatsız" sözünü hiç duymadık.
Ya da 12 Eylül referandumunda nasıl oy kullandılar? 12 Eylül ve 28 Şubat'ın yargılanmasına destek mi verdiler? Ve en önemlisi bu ülkenin 100 yıllık meselesi Kürt sorununun çözüm sürecine destek mi oldular?
Gördüğüm şu; Gezi'ye en büyük desteği verenler, tencere-tava çalarak o güzelim "Aydınlık için 1 Dakika Karanlık" eylemini post modern darbe uğruna 90'larda yarım bırakanlar, son 10 yılda Türkiye'nin demokratikleşmesine hiç destek vermediler ve tam aksine engel olmak istediler.
Acaba bugün iktidarın "otoriter ve dışlayıcı" bir üslup tutturmasında, bu kesimlerin son 10 yıldaki demokratikleşmeye destek olmamalarının etkisi yok mu?
Gezi eylemine samimi düşünceleriyle katılan, özgürlük isteyen, Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin ve diğer etnik kesimlerin "eşitliğini" isteyen ve bundan rahatsızlık duymayan yeni bir kuşak geliyor. Bu doğru...
Ama ne yazık ki o gençlerin çevresi eski dinozorlarla sarılmış durumda.
O gençler, en kısa zamanda kendi özgür manifestolarını ortaya koyarak samimi ve herkesi kucaklayan kimlikleriyle ortaya çıkmalılar. Ve Başbakan Erdoğan'ın "Çevre hassasiyeti olan kardeşlerim" diyerek açtığı kapıdan girecek bir esneklik göstermeliler... Çünkü eski siyaseti "inatçılıkla ve dayatmacılıkla" eleştirip, sonra da aynı "inatçı" tavrı sürdürürseniz farkınız kalmaz.
Yeni kuşak yeni bir dille Gezi Parkı meselesinin çözümüne katkı vermeli...
Yeni Türkiye ancak böyle oluşur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.