YAZARA MAİL GÖNDER Tekke ve Zaviyeler Kanunu değişmeli

YAZARLAR

Yeniden alevlenen Alevilik meselesi, AK Parti döneminde görünür olmasına ve onca çalıştay yapılmasına rağmen çözülmüş değil.
Daha ilginci, son dönemde Alevilik üzerinden yeni bir fay hattı oluşturulmaya çalışılıyor. Avrupa'nın bazı ülkelerinden Suriye'ye uzanan hatta farklı hesaplar yapılıyor.
Bunu, devlet de, siyaset de görüyor ve biliyor.
Peki, neden Alevilerin demokratik talepleri karşılanarak bu "oyun" bozulmuyor?
Gezi olayları nedeniyle sokağa dökülenlerin profili de uyarı sinyali veriyor.
Bu sinyal dikkate alınarak sadece iktidar değil, muhalefette "çözüm süreci"ne paralel Alevi meselesini ele almalı...
Bunun yolu da çok açık.
Cumhuriyetin ilk yıllarında 1925'te Şeyh Said ayaklanması gerekçe gösterilerek çıkartılan 177 sayılı "Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu"nun değiştirilmesi. Bu bir devrim kanunu olduğu için Anayasa değişikliği gerekiyor.
İki yıl önce Nisan 2011'de CHP Parti Meclisi Üyesi Bülent Kuşoğlu, tekke ve zaviyelerin açılmasını istemiş ve şöyle demişti:
"Tekke ve zaviyeler birer üretim yeridir. Bunun çok iyi anlaşılması lazım. Oralarda insan yetiştirilirdi, oralar eğitim ve kültür kurumlarıydı.
Ve bunlar aynı zamanda Türk ve İslam kültürünün belirli yerlere aktarılmasını misyon edinen yerlerdi. Tekke ve zaviyelerin olmamasının topluma olumsuz etkileri oldu. Sadece devletin 'sosyal devlet' olması yetmiyor, toplumun da 'sosyal toplum' olması gerekiyor. Onun için de bu tür kurumlara ihtiyaç var. Bu kurumların yeniden kurulması için hazırlıkların yapılması gerekir." Kuşoğlu'nun bu önerisi parti içi ve dışındaki ulusalcılardan çok tepki aldı ama cesur ve gerekli bir öneriydi. O öneri bir süre sonra AK Parti kurmaylarının da gündemine girdi.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, o kanunun tartışılması gerektiğine dikkat çekerek şöyle diyordu:
"Tarikatlar yasaklandı, yok oldu mu? Tekkeler, zaviyeler kapandı bitti mi dergâhlar? Zikirler olmuyor mu, ayinler olmuyor mu, başka işler yapılmıyor mu? Hepsi yapılıyor, hiçbiri yok olmadı. Hepsi varlığını sürdürüyor.
Peki, devlet bunu bilmiyor mu, biliyor.
Öyleyse niye biz birbirimize karşı muhasara yapalım. Vatandaşların ihtiyacını karşılamak devletin birinci vazifesidir.
Biz ihtiyaçları görüp onu gidermekle mesulüz."

Cemevi isteyen CHP ne yapacak?

Biri AK Parti'den biri CHP'den iki siyasetçinin bu yaklaşımları kanunu değiştirmeye yetmiyor. Çünkü CHP, parti olarak o tezi sahiplenemiyor, korkuyor. CHP bu tavrıyla derin bir paradoks içinde.
Bir yandan cemevlerinin önünü açacak devrim kanunlarının değişmesine en sert tepkiyi veriyor, öte yandan cemevlerinin ibadethane olması için bastırıyor.
CHP, bu paradoksu yaşadığı için birçok sorun çözülemiyor. Bugün o kanuna göre, tarikat, seyid, mürit, tasavvuf demek bile yasak. Hayatın boşa çıkardığı bir kanundan söz ediyoruz.
Bugünlerde Başbakan Erdoğan Alevi meselesinin çözümüne ilişkin adımlar atılacağını söylüyor. Bence bu kanunu değiştirmenin tam zamanı. Birkaç CHP'li yetkiliyle konuştum, net bir şey söyleyemediler.
Oysa CHP'nin tarihiyle yüzleşme açısından bir fırsat bu. Ama CHP bunu yapamayacak görünüyor. O zaman AK Parti yapmalı ve ezber bozmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.