YAZARA MAİL GÖNDER Sakık: Sözlerim yanlış anlaşıldı

YAZARLAR

Ağrı'da tekrarlanan seçimlerden sonra bir yanıyla tarihi gerçeklere bir yanıyla da çözüm sürecinin ruhuna pek uymayan talihsiz bir tartışma yaşandı.
Tartışmanın nedeni, Ağrı'nın yeni Belediye Başkanı eski milletvekili Sırrı Sakık'ın, Kurtuluş Savaşı'nın önemli komutanlarından Kazım Karabekir'in bir caddeye verilen adının kaldırılacağını söylemesi. Ya da basına öyle yansıması...
Seçim meydanlarında veya özel sohbetlerinde "barış süreci"ni önemseyen, "ortak yaşamı" dilinden düşürmeyen bir siyasetçinin daha göreve başlarken, böyle bir demeç vermesi gerçekten talihsizlikti.
Çünkü Kazım Karabekir, Kürtler açısından da önemli bir isimdi...
Peki, ne olmuştu da Sırrı Sakık alelacele bunu gündeme taşımıştı? Karabekir'in Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyet dönemindeki tavrını bilmiyor muydu?
Soruyu Sakık'a sordum ve şu cevabı aldım:
"Bilmez olur muyum? Biliyorum tabii... Hatta daha fazlasını da söyleyebilirim. Kazım Karabekir, Kemalist rejimin Şeyh Sait isyanındaki kıyıma karşı çıkmış önemli bir isim. Benin sözlerim yanlış anlaşıldı."
Sakık,
tartışmanın çıkış noktasını da şöyle anlatıyor:
"Ben, miting meydanında Ağrı'da 1930'da yapılan askeri anıtın kaldırılması gerektiğini söyledim. Tıpkı Mustafa Muğlalı ismi gibi... Bunun üzerine bir gazeteci 'Mareşal Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir isimleri caddelere verilmiş, onları da kaldıracak mısınız?' diye sorunca; 'Militarizmi hatırlatan şeyleri halkımızla konuşup değerlendireceğiz' dedim. Doğrusu yetkimiz var mı yok mu onu da bilmiyorum. Ardından ısrar gelince, Mustafa Kemal'in Ermeni meselesiyle ilgili Karabekir hakkında söylediklerini hatırlattım. Hiç istemediğim bir tartışmaya sürüklendim. Bu yüzden gazetecinin sorusunun da bilinçli olabileceğini düşünüyorum."
Sakık'ın Kazım Karabekir'le ilgili söyledikleri böyle... İşin bir de "Askeri pilot anıtı" boyutu var. Türkiye'de çok bilinmese de o bölgede 1. Ağrı ve 2. Ağrı diye bilinen ve 1926'dan 1930'a kadar süren çok kanlı bir çatışma dönemi yaşandı. Genelkurmay belgelerinde bu konuda inanılmaz bilgiler var.
O savaşta uçaklar da kullanıldı.
İşte, 16 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan haber:
"Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk'ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur."
Dersim'den farklı yanları var ama Ağrı isyanı da karşılıklı çatışmalar olmasına rağmen sonunda katliamla sonuçlandı. Sakık'ın söylediğine göre, Ağrılılar şehir meydanına dikilen anıtın o çatışmalara katılan "tayyareleri" kullanan pilotlara ait olduğuna inanıyor. O günlere ait bir fotoğrafın altındaki tarih de 1930'u gösteriyor. İddiaya göre, anıtın üzerindeki tarih sonradan 1939 olarak değiştirilmiş...
Zor değil, gerçeğin ne olduğunu tarihçiler bulup çıkartır. Ama şu da görülmeli; o derin acıların yaşandığı kanlı geçmişi bugüne taşıyacak izleri silmek ne kadar gerekliyse, Kazım Karabekir gibi ortak tarihi yaratanlara sahip çıkmak da o kadar gerekli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.