YAZARA MAİL GÖNDER 'Dünyanın uyuyan vicdanı'

YAZARLAR

Türkiye, Suriye iç savaşının etkilerini sadece bölgesel ve küresel ülkelerle karşı karşıya gelerek ve ekonomik kayıpla yaşamıyor aynı zamanda tarihinin en büyük mülteci akınıyla da yaşıyor.
BM'nin de kabul ettiği resmi rakamlara göre 1 milyon 600 bin civarında Suriyeli mülteci bugün Türkiye'de.
Gayriresmi rakamlar 2 milyonu aşıyor.
Bu durumun nereye kadar gideceği de meçhul.
Esad diktatörlüğünün Halep kuşatmasıyla bu rakamın çok daha büyüyeceğinden söz ediliyor.
Türkiye'ye maliyeti de hiç az değil; 4 milyar doların üzerinde.
Bu insani ve vicdani sorumluluğu yerine getiren Türkiye, ne yazık ki hem içeride hem de dışarıda bu konuda en acımasız biçimde eleştiriliyor.
Hatta iç siyasi odaklar, neredeyse Suriyeli mültecilere karşı "ırkçı" bir kampanya yürüterek, toplumsal çatışma hesabı bile yaptı. Oysa Türkiye, gönlünü açtığı ve sıkıntısını çektiği bu konuyu çok daha iyi değerlendirebilirdi.
Nihayet, Gaziantep'te düzenlenen "Savaşın Mağdur Ettiği Kadınlar" paneliyle bu konuda ilk kez önemli ve anlamlı bir adım atıldı. Uluslararası boyutu da olan panele Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan, KADEM Başkanı Sare Aydın Yılmaz. BM Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü, aynı zamanda BM Kadın Türkiye Temsilcisi Ingibjörg Gisladottir ve çok sayıda BM görevlisi ve Türkiye'den sivil toplum temsilcisi katıldı.

Bir kadının çığlığı
"Şafağın doğacak ey vatanım" şiiri ve Tülay Gökçimen'in "Haykırış" belgeseliyle açılan panelde Suriyeli mülteci bir kadının şu çığlığı sarsıcıydı: "Dünya başımıza yıkıldı. Tek çare Türkiye'ye geldik. Ölüm, aşağılanmak ve rezillik nereye kadar?"
Kamu yönetimi de medya da ne yazık ki, Suriyeli mültecilerin bu insani çığlığını ve Türkiye'nin milyonlara kucak açmasını dünyaya gereğince anlatamadı.
Doğrusu sosyal medyada bile bir kerecik olsun anlamlı bir kampanya yürütülmedi.
Bu eksikliği, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), G.Antep Büyükşehir Belediyesi ve onlara katkı sunan Hasan Kalyoncu Üniversitesi, "Savaşın Mağdur Ettiği Kadınlar" paneliyle gidererek Türkiye'nin yaşadığı mülteci sorununu uluslararası düzleme taşıdı ve övgüye değer bir iş yaptı.
Doğrusu bu göç dalgasının arkasında küresel bir hesap mı var bilmiyorum ama Türkiye'nin yaptığı gerçekten az şey değil. G.Antep Belediye Başkanı Fatma Şahin'in dediği gibi "Tarih, savaşı çıkaranları yazar ama halklar da zor zamanlarda yardım eli uzatanları unutmaz..."

'Anlatma' problemi
Ama devletler unutur.
BM de unutmuş görünüyor.
Panelde konuşan BM temsilcileri Türkiye'nin yardımlarını kısa cümlelerle anarken, daha çok mültecilerin yaşadığı sorunlar üzerinde durdu. Ne Türkiye'nin dünyaya sitemine değindiler, ne de gelişmiş ülkelerin neden yardım etmediği sorusuna cevap verdiler.
Belki de bu yüzden Başbakan Davutoğlu'nun eşi Opr. Dr. Sare Davutoğlu, "Dünyanın uyuyan vicdanını harekete geçirebiliriz" diyor ve ekliyordu: "İnsanlığın imdadına koşun, kadınlar ve çocuklar ölmesin. Vicdanların sesine sağır kalan dünyaya gelin bir insanlık dersi verelim."
Paneli geride bırakıp, biraz Gaziantep'i dolaşınca gördük ki, hayatın içinde hiç de uzaktan anlatılmak istendiği gibi bir "Suriyeli Problemi" yok.
Ama onları dünyaya anlatma problemimiz var. Bu kadar haklı ve insani bir çabayı neden anlatmadığımızı oturup düşünmemiz lazım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.