YAZARA MAİL GÖNDER Güçlü başbakanlık mı, çok partili başkanlık mı?

YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başlattığı başkanlık sistemi tartışması yeni değil ama artık bitmek zorunda. Rahmetli Özal'dan beri bunu tartışıyoruz. Referandumla bu konu halkın önüne gelse hiç tereddütsüz en doğru seçimi yapar. Başkanlık mı, yarı bakanlık mı, yoksa parlamenter sistem mi, uzatmadan kararını verir. İşi uzatan siyaset sınıfı.
Muhalefet partileri CHP ve MHP sanki Türkiye'de yaşamıyor gibi. Şu anda Türkiye belirsiz ve ucube bir sistemle yönetiliyor. Hiçbir sisteme uymuyor; ne başkanlık istemine, ne yarı başkanlığa ne de parlamenter sisteme benziyor. Bu yüzden yeni anayasa ile birlikte her parti bu seçimlere giderken Türkiye için nasıl bir siyasi sistem arzu ettiğini ortaya koymalı ve topluma anlatmalı.
CHP ve MHP hatta HDP başkanlık sistemine karşı çıkıyorlar ama ne istediklerini de tam olarak ortaya koymuyorlar. "Parlamenter sistem" deyip geçmek olmuyor, nasıl bir parlamenter sistem olduğu da anlatılmalı. Çünkü dünyada birbirinin birebir kopyası ne parlamenter sistem var ne de başkanlık sistemi... Her ülke seçtiği sistemi, kendi tarihsel deneyimini de katarak hayata geçiriyor.
Bu konuda, AK Parti'nin 2013'te çıkarttığı bir kitap var: "Karşılaştırmalı Hükümet Sistemleri." İngiltere, Almanya ve İrlanda gibi parlamenter, ABD, Brezilya veya Şili gibi başkanlık, Fransa, Güney Afrika, Rusya gibi yarı başkanlık sistemi içinde ama birbirinden çok farklı sistemler üretilmiş. Bu farkı yaratan ise "yasama-yürütme" ilişkisinin nasıl kurulduğu.
Aslında bunun tek bir cevabı yok. Her ülke kendi deneyimi ışığında bu soruya bir cevap aramış. Örneğin Federal Almanya, 16 federal yapıdan oluşan parlamenter sistemle yönetilen bir ülke. Ama şu tespitlere bir bakın:
"Federal Alman Hükümet sistemi, 'zayıflatılmış parlamenter sistem' olarak adlandırılmaktadır." "Parlamentonun hükümeti gerçek anlamda denetleyebilmesi mümkün değildir." Yani parlamenter sistem gibi görünse de "siyasi istikrarı" ön planda tutan Almanya hükümet sistemi "Güçlü bir başbakan" öngörür ve buna da "Başbakan demokrasisi" denir.
İspanya'da da güçlü bir hükümet sistemi var. Uzmanlara göre "Yasama karşısında yürütmenin eli oldukça güçlüdür..." Kitaplarına giren ve Türkiye'yi hatırlatan şu şikâyeti aktarmakla yetinelim: "Özellikle 1982-86 arasında hükümetin kanun tasarılarını engellemekte başarısız olmaktan bıkmış olan muhalefet çareyi kanunları anayasa mahkemesine taşımakta bulmuştur." Brezilya yakından incelemesi gereken bir örnek. ABD sistemine benzemiyor. Ama söylenenlerin aksine iyi işliyor. Prof. Birol Akgün "Latin Amerika Ülkeleri ve Brezilya Örneği" başlıklı yazısında şöyle diyor: "Son 30 yıllık tecrübe, L. Amerika sistemlerinin tanımlayıcı özelliği olan 'Başkanlık sisteminin çok partili sistemle uygulanması' modelinin sürpriz biçimde iyi çalıştığını ortaya koymaktadır." Brezilya'da seçimlere 30 parti giriyor ve her parti mecliste temsil ediliyor. Devlet Başkanı Silva, 523 milletvekilliğinden sadece 91'ini kazanarak iktidar olmuştu. Yani "başkanlık sisteminde sadece iki parti olur" demek de doğru değil. Türkiye, kendine özgü yanları da olabilecek bir siyasi sistemi kurmak zorunda. Bunun yolu da açık açık tartışmaktan geçiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.