YAZARA MAİL GÖNDER Başkanlık ve muhalefet

YAZARLAR

Bir hükümet biçimi olarak "Başkanlık sistemi" tartışmasını muhalefet partilerinin klasik kutuplaşma zemininde yürütmesi onlar için avantaj değil tam tersine dezavantaj.
Çünkü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun deyimiyle CHP, MHP ve HDP'den oluşan "muhalefet bloku" böylece kendilerine iyilik değil kötülük yapıyor ve oy kaybettiriyor.
Özellikle de MHP ve HDP'de tehlike sinyali verecek ciddi bir düşüş var. Bugün seçim olsa, iki partinin de baraj altında kalması şaşırtıcı olmaz. CHP'nin durumu da parlak değil, oy kaybetmese de etkisi azalıyor.
Üst üste seçim kaybeden, umut vermeyen bir parti algısı kalıcılaşıyor. Bu durum, sadece o partiler adına değil, Türkiye adına bir kayıp. Siyasi diyalog kilitlendiği gibi umutsuzluk da derinleşiyor.
CHP'nin içinde bulunduğu bu duruma kurultay bile merhem olmayacak gibi görünüyor. Bu MHP için de geçerli… HDP'nin durumu ise daha vahim. Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Leyla Zana gibi tecrübeli birkaç siyasi aktörün hoşnutsuzluklarını seslendirmeleri, yeni bir çıkışa dönüşür mü o da belli değil.
Kısaca muhalefet cephesindeki tablo gerçekten iç karartıcı…
Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi "Yeni Türkiye'yi ve küresel dünyayı" anlamaya çalışan bir "siyaset" üretememeleri…
O partilerin iç yapısı bunu anlamaya, analiz etmeye de izin vermiyor. İşte bu noktada, onlar için en büyük şans başkanlık sistemi tartışmaları…
Göreceksiniz, başkanlık sistemi tartışmaları, ayak sürümelerine, karşı çıkmalarına rağmen o partileri de değiştirecek. Çünkü başkanlık sistemiyle başta CHP olmak üzere muhalefet bloku da iktidar şansı yakalayacak.
Sistem böyle gider, o partiler de hiçbir siyasi değişim yapmazlarsa sonuç zaten değişmeyecek. Hepsi kendi oyunu alsa bile iktidar şansı yakalamaları uzak ihtimal. Ama başkanlık sistemiyle bu mümkün… Dar bölge ve iki turlu seçim olduğunu düşünün, muhalefetin şansı bugünkünden daha fazla olacak. Bu aynı zamanda yeni siyasetler üretmeyi de zorlayacak.
CHP ve sol aydınların korkulu rüyası olan "toplumun yüzde 65'i sağcı, yüzde 35'i solcu" ayrımı da gerçekçi değil. Her partiye oy veren çekirdek bir yapı var ama toplumun yaklaşık yüzde 40 gibi önemli bir kesimi değişime, hizmete ve sahici lidere oy veriyor.
Liderler değilse bile artık muhalefet partilerindeki siyasi aktörlerin bu gerçeği görmesi gerekiyor.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.