Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Diyarbakır Sur'da, Cizre'de, Şırnak'ta yaşanan şiddet ve hendek terörüne karşı bölge halkının tepkisi biliniyor ve giderek de yükseliyor.Ancak bu durum, şiddeti durdurmaya yetmiyor. Kandil, halkı dinlemediği gibi gençlerin ölüme sürüklenmesini de umursamıyor. Çünkü onun Suriye'de İran ve Esed diktatörlüğüne verilmiş sözü var. O hesabı değişmeden bölgedeki çatışmayı durdurma ihtimali zor.
Ama şu da bir gerçek; Kandil, devletin halkla, şiddet üretenleri ayıran mücadelesi karşısında ciddi sıkışma yaşıyor. Bu yüzden HDP ve bazı aydınları devreye sokarak "masaya dönelim" çağrısı yapıyor. Asıl istediği ise zaman kazanmak.
Ortada çözüm sürecinde de gördüğümüz gibi bir samimiyetsizlik var. Bu samimiyetsizlik sürdüğü için bölgede barış için adım atılamıyor, ölümler devam ediyor. Hükümetin tavrı çok net: Hendek teröründen vazgeçildiği ve silahlar sustuğu anda "çözüm süreci buzdolabından çıkartılacak" devreye siyaset girecek.
Sorun da PKK'nın buna yanaşmamasından kaynaklanıyor. PKK, siyasetle çözülecek sorunları silahla çözmek istiyor. İşte bu noktada samimi siyasilere, sivil toplum önderlerine ve aydınlara büyük görev düşüyor.
Birkaç gün önce eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'la buluştuk. Demirbaş, Diyarbakır'da farklı toplum kesimlerinin önde gelen ve kanaat önderi diyebileceğimiz isimleriyle kurdukları "Kırklar Meclisi" adına ölümlerin durması için çağrı yaptıklarını söyledi. Yayınladıkları bildiride şöyle deniyor:
"Bizler; 4 yıldan bu yana varlık sebebimiz olan Amed'in tarihi Sur beldesi üzerinden çalışmalarını yürüten Kırklar Meclisi olarak bu olumsuz gidişata dikkat çekmek için acil çağrı yapıyor ve 'artık yeter' diyoruz. Siyasal sorunlar siyasetin argümanları ile çözülür, sorunların çözüm yeri de halkın kendi iradesi ile seçip gönderdiği vekilleri, partileri ve dolayısıyla Meclis'tir."
Bu çağrıya katılmamak mümkün değil. Demirbaş'a da söyledim, bildiride dile getirilen "sorunların çözüm yeri Meclis'tir" tespiti önemli ama bu hükümete değil, PKK ve çevresine anlatılmalı. Bu fırsatı heba eden bizzat PKK ve HDP. HDP, Meclis zeminini kullanmak yerine, hendek siyasetini tercih etti. Şimdi kamuoyu baskısının da onlara yöneltilmesi gerekiyor.
Demirbaş, Kırklar Meclisi olarak öncelikle HDP, DBP, AK Parti Diyarbakır il başkanlığı ve Büyükşehir Belediye başkanları ile görüştüklerini söylüyor. Ardından da ekliyor:
"Biz Kırklar Meclisi olarak devletimizin yetkilileriyle de görüşmek istiyoruz. Devlet büyüktür. Devletin büyüklüğünü göstermesini istiyoruz."
Sohbette ısrarla yineliyorum: "Şiddeti PKK başlattı. Onun da bitirmesi gerekiyor mu?" Demirbaş, bu soruya dolaylı bir cevap veriyor: "Acil ihtiyacımız ölümleri durdurmak. Bildirideki çağrımız da çok açık, sorunların siyasetle çözülmesinde ısrarlıyız."
Eğer Kırklar Meclisi bu talebinde samimiyse bunun gereğini öncelikle PKK-HDP'nin yapmasını sağlamalı. Çünkü Türkiye son yıllarda önemli tecrübelerden geçti. Çözüm sürecini yaşadı. Devlet, siyasetin önünü açmak için her şeyi yaptı ama PKK bu dönemi şehirleri silahlandırmak için kullandı.
Cizre'yi gördünüz, şehir adeta bubi tuzağına çevrilmiş. Artık bu yaşanmışlıktan sonra, bir kısım aydının çıkıp "barış olsun, iki taraf da silahları bıraksın" yaklaşımının oyalamadan başka bir anlamı yok. Yapılması gerekeni PKK yapmalı. PKK bunu yapmazsa, ezici çoğunluğu şiddet istemeyen Kürtlerin gerçek temsilcileri ortaya çıkmalı ve PKK şiddetine cesaretle "hayır" demeli.
Sokakları rehin alan şiddet sarmalından çıkışın sihirli formülü bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER