YAZARA MAİL GÖNDER Hanimiş kahraman

YAZARLAR

Dön gel aynı sorular. Bazı soruları sormaya da cevabında kararsız kalmaya da ısrarlıyız. Kadın ve erkek dost olabilir miymiş, ay ne saçma şeymiş, saçmalanmasınmış, olamazmış. İşin doğasına aykırıymış. Bir taraf mutlaka derinden de olsa özel duygular beslermiş.
Fikrim şu şekil; kadın ve erkek 'sadece arkadaş' olabilir. Çok da güzel birbirlerinden beslenir. Biraz Mars biraz Venüs aklı, etkisi, katkısı, kafası, üstelik arada anadan yadigar beklentiler, kodlar, hesaplar da yok, bundan daha iyi karışım olabilir mi?
Tabii kadın-erkek dostluğunun hazzı, cazibesi ve çekiciliği de başkadır, rakip tanımaz. Deneyin, görün.
Bir yılın daha sonuna geldik. Eee ne oldu? 2014 hayatımın en vasat yıllarından biri olarak tarihe geçti. Ne çok iyi, ne çok kötü, ne çok mutlu, ne en dipte... Öyle arafta, havalandırılmaya doyamayarak karafta. Günlere, yıllara, sayılara, teklere, çiftlere kaldıysak 2014 hadi bitsin o zaman.
Her şerde bir hayır varmış. Duyarız, bol bol kullanırız da anlamını yüzde yüz belleyemeyiz bazı sözlerin. Halbuki al bu sözü koy başucuna, sımsıkı sarıl, asla unutma, hakkını ver değil mi? Ne zaman üzüldüğümüz, sinirlendiğimiz, kendimizi kaybettiğimiz şeylere sonradan pişman olmadık.
Yoksa bütün sorun önem sıramızın yanlışlığında olmasın?
Geleni kutlamak değil de gidenin ardından ağlamak ya da 'ohh' çekmek adetten midir?
Kutlamak demişken İstanbul'un dört bir yanında bitmek bilmeyen yılbaşı partilerine gittik de sahi biz neyi kutladık?
Hanimiş kahraman. Arıyoruz, arıyoruz hanimiş. Sanki bir gün aniden kapıda belirecekmiş gibi, tutup bizi dertten, huzursuzluktan, olduramadıklarımızdan çekecekmiş gibi bekliyoruz birini. Özellikle kadınlar da varlıklarını hiçe sayarak yaygın bir beklenti biçimi bu. Devamsızlıktan kalan aşklar, falcılarda kuyruklar, inanma peşinde koşulan gurular tam da bundan sebep. Halbuki yok kahraman. Senin süpermanin sadece sensin bebeğim.
Gelir, gelir, kanundur daima üst üste gelir. Sıkıntıya en iyi derin nefes alıp, dua etmek gelir.
Burak Özdemir imzalı 'Tanrı'nın Doğum Günü'nü okudunuz mu? Keşke okusanız.
Kadın gibi kadın olmak mutfakta şahane yemekler pişirmek, elinde bezle gezip evi gıcır gıcır yapmak, seksi giyinmek, 36 bedene fikslenmek falan değil, kadın olmak en damarına basılan, en acil, en can yakıcı, en kışkırtıcı durumda bile durup, sakinliğini ve sükunetini koruyarak atacağın doğru adımı bulabilmek bence.
Pırasaları halka halka incecik doğra üzerine 1 limonun kabuğu ve bir havuc rendele az zeytinyağında hepsini çevir. Sonra bir avuç pirinç at, yarım limonu da sık şöyle, azıcık da su ekle, bir küp şeker ve tuz da koy pişir. Altını kapadıktan sonra tenceresinden çıkartmadan üzerine sızma zeytinyağı gezdir, soğuduktan sonra başka kaba al, bırak bir gün buzdolabında dinlensin. Nasıl da güzel yersin. Şip şak tarif; Giritli İdilika'dan.
Afiyet olsun, yılın son pazarı tüm geçen pazarlara inat en güzeli olsun. İyi pazarlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.