Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Geldi ağladı, yalvardı, özür diledi"... peşin peşin söyleyeyim de bu işin ağlaması, özrü, gözyaşı olmaz. Olsa olsa müsait bir zamanda tekrarı olur.
"Ama ben de ona şunu şunu demiştim"... rica edeceğim kayıtlara geçsin, sen her ne demiş olursan ol, şiddet için bahaneden sayılamaz.
"Aslında, normalde çok iyi bir adamdır"... adam gibi adamın normali, anormali şeklinde kişilik bölünmesi değil karakteri vardır, karakteri.
Kızlar! Bırakın bu mazeretleri.
Şiddet, şiddettir. Sözlüsü, fizikseli, küçüğü, büyüğü, tokadı, yumruğu, tırmalaması, itmesi, hakareti, yasakları, odaya kilitlemesi, tehdidi, gözdağı... hepsi ciddi meseledir.
Şiddet, sevgi değildir.
Kendinden geçen bir kıskançlık, aşk değildir.
Kişilik haklarını elinden almak, korumak değildir.
Sahiplenmek, sahip çıkmak değildir.
Aşka falan da sığınmayın. Öyle bir aşk yok. Yok öyle bir sevmek. Sevmeyin kardeşim böyle adamları. Sevmesin böyle adamlar sizi. Siz önce kendinizi sevin.
Geçen gün yazdım, yine yazıyorum, bu tip haberler çıktıkça da usanmadan yazmaya devam edeceğim. Bir kadının bile gözü açılsa, bir kadın bile sözlerimden kendine ışık bulsa, ayağa kalksa, çekip gitse kârdır.
Alın işte Deniz Akkaya. Güçlü görünen ünlü bir kadın. Bana sorarsanız, maalesef kendisine zerre kadar saygısı kalmamış bir kadın.
Sevgilisinden dayak yiyor. Karakollara gidiyor. Dava açıyor. Mahkeme adamın Deniz'e ve evine yaklaşmasını yasaklıyor. Çıkıyor demeçler veriyor. Deniz'in menajeri ve en yakın arkadaşı Özgür Aras bile bu adama dava açıyor.
Sonuç?
Sonuç şu; Deniz önce şikayetini geri çekiyor sonra da adamla el ele bir davete katılıyor. Yani barışıyor.
Biz bu olayı şöyle okuyabiliriz;
1- Deniz Akkaya ruh hastası ve yalancı, adama iftira attı sonra da barıştı.
2- Dayak yemek Deniz Akkaya için sorun değil, hatta dayak yemek normal, bir çiçekle, özürle ya da hediyeyle affedilebilecek kadar sıradan.
3- Deniz Akkaya'nın ilişkisi şiddetten, olaydan, kavgadan beslenen rayından çıkmış akıllara seza bir ilişki.
Bana kalkıp "Sana ne, onların ilişkisi" çekilebilir. Ama bana. Özellikle karşımızdaki bir kız annesiyle, evet! bana.
Küçük Ayşe annesini örnek alarak büyüyecek. Belki o da şiddeti sevginin bir parçası zannedecek.
Var öyle binlerce Küçük Ayşe. Babasının annesine şiddet gösterdiğini görüp bunu doğru zanneden binlerce erkek çocuk gibi.
Genç kızlarımız, kadınlarımız olması gerekeni, haklarını, medeniyetin şeklini o kadar bilmiyorlar ki.
Sen kendini sevmezsen, saymazsan sana kim saygı, sevgi gösterecek söyler misin bana?
Sen kendini dövülmelere layık bulursan sana kim güzellikleri layık görecek?
Model denince Türkiye'de akla ilk gelen isimlerden biridir Deniz Akkaya. İstese neler neler yapabilir şu hayatta ama o hakareti, itilmeyi, dövülmeyi, kavgayı, acıyı tercih ediyor.
İnsan şaşırmadan edemiyor.
Lütfen kızlar! Olmayın Deniz gibi, bakmayın Deniz gibi.
Çok mu zor, biraz sevin be kendinizi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER