YAZARA MAİL GÖNDER Hadi kızlar! Yürüyün kızlar!

YAZARLAR

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı sanırım. Karanfil tutuşturdular elimize, markalar tebrik mesajları attılar artık neyimizi tebrik ediyorsalar, kimileri isyan etti, kimileri tencerede kampanyaya gitti.
Benim derdim başka. İstatistikleri yayınlamak istemiyorum artık, durum ortada. Kendi bildiklerimden bi'şeyler yazasım geldi bugün. Bütün kadınlara...
Hadi kızlar, birimiz değişirse çok şey değişir. Sizi seviyorum, siz de kendinizi sevin, hadi kızlar, yürüyün kızlar!
Bil; aciz, güçsüz, ezik ya da eksik değilsin. Kimsenin malı, kuklası değilsin. Bu hayatta dekor değilsin. Güçlüsün, akıllısın, ışıklısın, istersen başarırsın. Önce yolunu çizip o yola çıkmalısın.
Hak ediyorsun; sevilmeyi, değer verilmeyi, el üstünde tutulmayı, insan yerine koyulmayı, hakkını aramayı, sözünü esirgememeyi, 'neden?' diye sormayı, 'hayır' demeyi.
İste: Emeğinin karşılığını, kalbinden ve aklından geçenleri, daha iyisini, en güzelini, bilgiyi, kıymeti, saygı duyulmasını.
Yapabilirsin; yeniden başlayabilirsin, onu terk edebilirsin, cümle âleme rest çekebilirsin, okuyabilirsin, başka pencerelerden hayata bakabilirsin, hayal kurabilirsin, hayallerine ulaşabilirsin.
Kulağını tıka: klişe sözlere, 'yapamazsın' diyenlere, içindeki titrek sese, ezberden konuşan eski kafalara, mahalle baskılarına, -meli'lere, -malı'lara, mallara, korkaklara, "sürüden ayrılma" buyuranlara.
Üzerinden atla: Artık hiçbir geçerliliği kalmamış kuralların, seni hapseden mecburiyetlerin, varlığını kirleterek seni aşağıya çekenlerin, el âlemin, hayallerinin ve gerçek benliğinin önünde dikilen her şeyin-herkesin.
Sil gitsin: Sana kendini eksik hissettirenleri, hakaret edenleri, zayıf olduğuna inandırmaya çalışanları, namusundan vurmaya çalışanları, istemediğin adamlarla evlenmeye zorlayanları, senden yararlanmaya kalkanları, sana tuzak kuranları, canını yakanları.
Kıymetini bil: Gerçek dostlarının, tek başına mücadele eden kadınların, yol gösteren kitapların, gözünü açan filmlerin, kışkırtan şiirlerin, ruhunu yıkayan şarkıların... Vizyonunu genişletenlerin, sana destek olanların. Kendinin. Önce kendinin ve bugüne kadar yapabildiklerinin.
İnanma: Gözünü gözünden kaçıranlara, anında ilan-ı aşk edenlere, beklemeni isteyenlere, büyük vaatlerde bulunanlara, en hassas noktanı yakalayıp oradan konuşarak seni ele geçirmeye çalışanlara, "Olmaz' diyenlere, "Ancak şöyle şöyle olur" diye seni bir yola sokmaya çalışanlara.
Toz kondurma: Kadınlara... Her ne yaparsa yapsın tüm kadınlara!
İzin verme: Şiddetin her türlüsüne. Hakarete, dövülmeye, itilmeye. Hem sana hem diğerlerine. Yanında başka bir kadın hakkında ileri geri konuşulmasına. Başka bir kadının göz göre göre ezilmesine. Başka bir kadının dayak yemesine, şiddete, tacize uğramasına, kötü kadın ilan edilmesine, harcanmasına.
Saklanma: Korkundan, utancından, dışlanma endişesinden.
Korkma: Yalnız kalmaktan, evlenmemekten, birine ait olmamaktan, bir erkeğin kanatları altına gizlenmemekten, birilerinin seni reddetmesinden.
Arkana bakma: Hakların çiğnendiğinde, kalbin parça parça edildiğinde, kişiliğin elinden alındığında, 'sen sus otur', 'sen anlamazsın' lafları havalarda uçuştuğunda, aldatıldığında, kandırıldığında.
Yürü: Kendine, hayallerine, amaçlarına, içindeki sese, aşka, aşkına, en parladığın o noktaya...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.