YAZARA MAİL GÖNDER Diktatörler ne yerdi?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Stalin'in en sevdiği aşçısı, bizim bildiğimiz Putin'in dedesi oluyor... Hitler sözde vejetaryen ama dil, fıstık ve ciğerle doldurulmuş güvercin yavrularını afiyetle yutuyor... Mussolini, çiğ soğan/ sarımsak tüketimiyle karısını kaçırıyor... İnsan eti kime tuzlu geliyor?

ATIŞTIRMAK ALTI SAAT SÜRER Mİ?

Birkaç yıl önce Batum'a gittiğimizde, Gürcü mutfağının ve şaraplarının nefasetini bizzat -'in' tabirle- deneyimlemiştik! Hamur işleri çok başarılı bir kere: Bizim su böreğini andıran Gürcü açması ve ekstra bol peynirli bomba pide Haçapuri rüyalara girer. Esaslı etler var sonra; cömertçe ceviz ve sarımsak kullanılıyor etkisini artırmak için. Bir de şarapları öne çıkıyor; kişilikli Gürcü şarapları sürpriz değil. Zengin sofralar kuruluyor, hayatın merkezinde kaynıyor tencere... Stalin, Gürcü. Sofrasındaki yemeklerde hep bu Gürcü kökeninin izi olur, ziyafetler birbirini kovalarmış. Zaten kendi de yemeye, içmeye, sofrada saatler geçirmeye pek düşkünmüş. 'Atıştırmak' sizin için birkaç lokma peynir ekmekten mi ibaret? Josef Stalin için, en sevdiği aşçı olan Spridon Putin (Bizim bildiğimiz Vladimir Putin'in dedesi) tarafından pişirilmiş, bitmesi en az altı saat süren bir akşam yemeği demekmiş. Sabahın beşine kadar kimsenin sofradan kalkmasına izin vermez, tekrar tekrar aynı anekdotları anlatıp bayarmış. "Politbüro memurlarına domates fırlatır, ekmek tanecikleri atar ve onlarla çocuksu bir şekilde alay ederdi" yazılı Diktatörlerin Akşam Yemeği'nde. Ekmek tanecikleri de ne mi dediniz? Amaaan, bu da bir şey mi, ekmek lokmaları der geçeriz. Orijinali Dictators' Dinners olan (Victoria Clark & Melissa Scott) kitabın sözde 'dilimize' çevrilip hafta içinde kitapçılara dağıtılan baskısı, Hıncal Uluç ve Ayşe Özyılmazel'in kulakları çınlasın, kötü çevirinin şahikası! İyi tarafından bakalım: Sürekli bir zihin egzersizi. İnsan kafasında İngilizceye çevirip, sonra eşanlamlardan buluyor doğruyu!

ÇİĞ SOĞANDAN KAÇIP SAKLANAN KADIN

"Kendini beğenmiş ve bir boğa kurbağası gibi kabahatli Benito Mussolini"nin en sevdiği yemeklerden biri, "yağ ve limon eklenmiş, kabaca doğranmış çiğ soğanlı salata" imiş. "Bütün bir kâse salatayı yerdi" demiş bir keresinde eşi Rachele, aile aşçısıyla konuşurken. "Bunu yedikten sonra yanına yaklaşamazdım. Akşamları onu uyuması için odamızda yalnız bırakır ve çocukların odalarından birinde saklanırdım!" Bezmiş kadın çiğ soğandan! Yalnız bir gariplik var: Kitabın arka kapağında soruluyor: "Peki ya İtalyanların Mussolini'sinin tabaklar dolusu çiğ sarımsağı yalayıp yuttuğu için karısı tarafından yatağında yalnız bırakıldığını?" Biliyor muymuşuz? Önsözde de deniyor ki "Mussolini'nin canının, kâseler dolusu çiğ sarımsaktan başka hiçbir şey çekmediği kimin aklına gelirdi?" Soğan mı, sarımsak mı? Her halükarda, amma çekmiş karısı! Ciddileşmek gerekirse: Makarna ve ekmek, Mussolini'nin ilgi alanına girenlerden. 1920'lerin ortasında buğday üretimindeki üçte birlik artış, ilk faşist başarısı çünkü... "Evin kalbi ekmeği sev" diye başlayan bir ekmek şiiri de yazmış hatta. İtalyan mutfağının, dünyanın en iyisi olduğu kanaatinde... Favorisi Emilia-Romagna mutfağı (Bkz. Sabah Tatil'deki yazım), sonra Toskana, sonra da Roma.

DİL VE CİĞER YİYEN VEJETARYEN


Hitler'in vejetaryen olması kadar tuhaf ve ironik kaç şey sayılabilir? Gerçi uzun zaman dünyanın en kötü şöhretli vejetaryeni olarak bilinen Adolf Hitler'in neresi vejetaryen, bunu anlamak da zor ya... "Aslında bu konuda çok da fanatik değildi" deniyor kitapta ve vejetaryenliğe yeni bir boyut getiriliyor: "Dil, ciğer ve fıstıkla doldurulmuş güvercin yavrularını midesine indirirdi. En azından bir kere, 'Ciğer mantısından daha lezzetli bir şey yok' dediği söylenir." Yine ironik bir hal: Vejetaryenliği, hayvanlar âleminin mütevazı türlerine olan şefkatine bağlanıyor. Restoran akvaryumlarındaki ıstakozların haklarını dert edinip kaz ciğerini yasaklayan bir Nazi rejimi söz konusu zaten. İnsanlara zulmün karşılığında ne şık bir vicdan temizliği!

LAZANYADAKİ PANKEK KATLARI


Nikolay Çavuşesku, basit ve sağlıklı yemekler yermiş. Bifteğin yanında domates, soğan ve beyaz peynirli salata, özellikle son yıllarındaki favorisi... "Vejetaryen lazanya -ıspanak ve pankek katmanları, ekşi kremaya karıştırılmış yumurta ile kaplanırdı- en sevdiği yemeklerden biriydi" diye tarif de veriliyor kitapta, bu da sorduruyor bize: Lazanyanın katlarına ne zamandır pankek diyoruz? Ekşi kremaya karışmış yumurtadan kasıt beşamel sos olmasın?

İNSAN ETİ VE GÜNDE 40 PORTAKAL

Saddam Hüseyin "Sadece yemekle tatmin olsaydık kurt veya kümes hayvanı olurduk" diyor ama yakaladığı balığı kızartmaları için sabahın beşinde mutfak çalışanlarını uyandırıyor. Irak'ın ulusal yemeği Masgouf (İçinde zerdeçal, Hinthurması olan ızgara sazan balığı) en sevdiği. İdi Amin askeri darbeyle gücü eline geçirmeden önce, İngiliz sömürge alayında aşçıymış. İdi Amin günde 40 portakal yiyormuş. Yazıyla kırk. Yiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.