Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Müzikle tasarımı, kültür sanatla gastronomiyi buluşturan ufuk açma üssü Bomontiada... Çapa'ya Nişantaşı dokunuşu getiren ideal öğlen lokantası Uğurlu... Garson robotlar, konuşan tavalar, dijital tatlarla yarının yemekleri...

18 OCAK PAZARTESİ

Ruh, beden bu vahada beslenir
Olacak, oluyor, oldu. İlk 'Babylon taşınıyor' diye duyulan, ne zamandır konuşulan Bomonti 'adası' nihayet görücüye çıktı. Tarihi Bomonti Bira Fabrikası'nda heyecan verici bir yer. Kültür sanat ve yeme içme bir arada. Hem de ufuk açan Babylon lokomotifiyle. İnsanı zenginleştiren pek çok deneyimi aynı damın altında topluyor Bomontiada: Sanat, performans, müzik, tasarım, tadım... Babylon, insanları birleştiren müziğini ve eğlencesini yayıyor her zamanki gibi ama fazlası da var. Pop up etkinlikler, sırf konser değil sinema ve tiyatro, gün boyu sosyalleşmelik geniş fuaye... Alt, Vasıf Kortun küratörlüğünde yeni bir çağdaş sanat merkezi. Atölye İstanbul, etkileşime imkân sağlayan bir ortak çalışma alanı. Ve bu sayfanın esas alanına giren lezzet noktaları: Delimonti, büyük sofrasında tadım da yapılan, bazı çeşitleri oracıkta hazırlanan, deli bir gastronomi marketi. Yerel, yöresel, kimi özlediğiniz kimiyse hiç bilmediğiniz ürünlerle dolu; d.ream tarafından buraya özel tasarlanmış. Kiva'yı Galata'dan biliyorsunuzdur. Anadolu'nun sürprizli tatlarıyla öğretir, şaşırtır. Öğlen menüsü aynı... Akşamlarıysa eski İstanbul mezeleri ve canlı müzik giriyor devreye. Kilimanjaro, Pozitif'in yeni mekânı. Müziği, barı, atmosferi ve yudum yelpazesiyle iyi bir buluşma ortamı ama mutfağı da es geçilmesin. Ev yapımı şarküteri var bir kere!

19 OCAK SALI

Patlamış Mısır Günü
Meğer 19 Ocak Patlamış Mısır Günü'ymüş. Kara denk gelmesi tatlı bir tesadüf, şeklen de hissen de en yakışan abur cuburlardan çünkü ona (Bir diğeri de bezedir.) Ayrıca da karlı havaya en uyacak eylemlerden biri olsa gerek: Taze patlamış mısır eşliğinde iyi bir film izlemek. 'Popcorn' en çok sinema salonlarında tüketilirmiş gibi bir algı var ama hayır, yüzde 70'ten fazlası evlerde patlatılıyormuş. Kökeni ta 1519'a dayanıyor; kâşif Hernan Cortes, Mexico'yu keşfi sırasında tanışıyor bu arkadaşla. Bugün geldiğimiz noktada sirkeliden acılıya, çikolatalıdan karamelliye, türlü tat ve rayihada olanına rastlanıyor (Tuzlu ve yağlı en klasik versiyon hep kazanır, o da ayrı.) Sırf neşe vermiyor, besin değeri açısından da kinoa ile denk tutuluyor patlamış mısır, hem de antioksidan. Günü kutlu mutlu olsun hepimize.

20 OCAK ÇARŞAMBA

Uğurlu bu lokanta
İstanbul'un en iyi esnaf lokantasını sorsalar ne dersiniz? Kanaat mi? Her çorbanın farklı renkte bir un çorbası şeklinde çıktığı, yemeklere yağ basılan, senelerdir şöhretinden yiyen yerleri seviyorsunuz demek! Artık esnaf lokantaları da şekil değiştirdi. Ya da şöyle diyelim: Her gün üç-beş kap yemek çıkartan ve tevazudan ziyade sefalete yakın duran dükkânlar bâki ama asıl küçük, karakterli, özenli öğlen lokantalarının devrindeyiz. Hızlı, tabii ki makul fiyatlı ama öbür taraftan da özellikli, kişilikli lezzet istiyor çalışanlar. İşte Uğurlu tam böyle bir yer. Yıllarca Nişantaşı'ndaki Kantin'de çalışan Uğur Çelik, Çapa'da açtığı küçük lokantasında, standardın çok üstünde tabaklar çıkarıyor. Çapa semtine sınıf atlatmış resmen! Bir karamelize soğanlı yaprak ciğer yapıyor ki of, sayfalarca güzelleme yazılır üstüne. Salata malzemeleri tabaktan çıkıp zıplayacak tazelikte, bu kadarına en son nerede rastladığımı hatırlamıyorum. Karnabahar kızartması, köpük. Çıtır balıkları parmak yalatıyor. Bir keresinde ekşili köfteye denk geldim; insanda gam, keder bırakmaz. Tatlılardan karadutlu, ayvalı muhallebileri de pek nefis ama asıl üstünü 'creme brulee'leştirip çıtırdattığı peynir helvası, öyle böyle değil. İnsanı şehrin ta öbür ucundan Çapa'ya taşır. 'En iyi'leri seçiyorlar ya ha bire yerli yersiz, 'En İyi Küçük Öğlen Lokantası' diye bir kategori varsa, benim için birinci belli: Uğur'un Uğurlu'su.

21 OCAK PERŞEMBE

Reseptörlü dile dijital tat
Televizyonda sadece belgesel seyredenlerden, elbette ki değilim! Her türlü sefil programdan da alınacak feyz bulurum evelallah! Vaktiyle 'Yemekteyiz'lere olan ilgimi çok kereler yazdım. Şimdilerde de 'Kısmetse Olur'un iki bardak yıkamayı zul addeden çokbilmiş kızları olsun, 'Titiz Misin?'in çılgınca temiz olduğu iddiasıyla mutfak tezgâhının üstüne ayakkabılarıyla çıkan yarışmacısı olsun, yemekle ilişkimize dair pek çok şeyi açık ediyor TV programları. Ama hep dediğimiz gibi, ekranlarda her beğeniye hitap edecek her telden yapıma rastlanabilir. Bu harcıâlem işlerin yanı sıra BBC Earth'te de 'Yarının Yemekleri' diye bir belgesel yayımlandı misal. Meyve sebzeler topraksız yetiştirilebilir mi? Dile yerleştirilen reseptörlerle dijital tatlar algılanabilir mi? Robot garsonlar kapıda mı? Yosun hapı, vücudun yağ tutmasını engeller mi? Tava, konuşur mu? Yakın geleceğe dair böyle zihin esneten yemek programları da yayımlanıyor; bilginize...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER