YAZARA MAİL GÖNDER Arapkızı mı Pinklady mi?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Newton’un başına düşmesiyle yerçekimi keşfedilen, rüyada görmek durumunda evlenileceği düşünülen elmanın türlü çeşidi ve soyma tekniği... İstanbul’un yeni uluslararası yemek konferansı... Çağdaş sanatın lezzet istilası...

Mahallemizin büyük marketi coşmuş yine. Tazesinin ya dalında ya onlarda olduğu iddiasıyla muştulamış: 'Geleneksel Elma Fuarı Başlıyor!'
Türkiye'nin dört bir yanında yetiştirilen onlarca elma çeşidini, bu fuarla dalından soframıza getirdiğini söylüyor marketimiz ve sayıyor:
En harcıâlem olanı Starking belli ki, fiyatından öyle anlaşılıyor (Kilosu 1.99 lira). Bir üst ligdeyse kimler kimler var: Arapkızı, Fuji, Granny, Golden, Breaburn (Bunu yanlış yazmışlar, Braeburn olacak doğrusu ama artık olur o kadar), Jeromoni, Pinklady (Bunlar da kilosu 2.49 lira olan kategori)...
Bunlar bizim markette olanlar, düşünün... Kim bilir daha ne çok elma çeşidi var âlemde. Larousse Gastronomique'te sebze, meyve, peynir vs böyle her bir şeyin çeşitlerine dair tablolar yaparlar; dur bir bakayım dedim ve evet... Melrose'dan Gala'ya, Gloster'dan Jubile'ye, Kanada'ya özgü Reinette Grise'den Elstar'a; bordo, pembe, yeşil ve sarının hemen her ton ve deseninde elmalar...
Şöyle de yazıyor normal şartlarda burnundan kıl aldırmayan Larousse Gastronomique'te:
"Sembollerle yüklü (bilginin meyvesi, cennetin yasak meyvesi, 'pomme' de discorde, yani sürekli anlaşmazlık konusu) eşsiz bir meyve olan elma (pomum, Latince'de 'meyve' anlamındadır), Antik Çağ'da bütün dünyada bilinen ve sevilen bir meyvedir. Çok erken dönemlerde çok sayıda türü üretilir. Günümüzde Fransa'da, ABD'de, İngiltere'de ve Almanya'da en çok tüketilen meyvedir. Yılda iki milyon tonluk üretimiyle Türkiye, önemli elma üreticileri arasında yer alır. (...) Türkiye'de yabancı türlerin yanı sıra Amasya, ferik, demir ve hüryemez çeşitleri üretilir."
Çeşit de bol, hikâye de. Adem'le Havva'nın yasak elmasından girip oğlunun başına konan elmayı okuyla vuran halk kahramanı Guillaume (William) Tell'le ve yerçekiminin keşfini ağaçtan başına düşen elmaya borçlu olduğumuz Isaac Newton'la ilerleriz.
Hurafelere girersek hele hiç çıkamayız: Rüyada elma yediğini görmek, Sivas'ta evlilik habercisi. Bu kolayı. Rüyada damadın tipini de görmek isteyenin biraz uğraşması lazım tabii. Artvin'de elmanın kabuğunu tek parça halinde, bozmadan soyup yastığının altına koyması gerekiyor misal. Bu durumda damadın rüyada bizzat rol alacağına inanılıyor.
İnsan bu noktada elmalı turtalara, hamurlara geçmek isteyebiliyor. Apple pie ve Strudel'e, pişmiş elmanın tarçınla, cevizle, kuru üzümle, vanilyayla uyumuna... Lezzetli ama tehlikeli sular bunlar. 100 gramında 52 Kcal olan, demir, potasyum ve vitamin zengini elmayı ısırmak varken...
Isırmak mı dedim, aman Allahım! Görgüsüzün önde gideni olmalıyım!
Beyoğlu Sahaf Festivali'nden aldığım Görgü Ansiklopedisi'nde şöyle yazılı 'Elma'nın karşısında:
"Önce daire şeklinde olmak üzere alt ve üst kısımlardaki kabuklar ve sonra sap tarafına bir çatal batırılarak, diğer kısımlardaki kabuklar çatalın batırıldığı istikamete soyulur.
Çatalın iki tarafında kalan parçalar diklemesine üçer dilim halinde, yan taraflar ise birer parça olarak kesilerek çatalla yenir. Elmayı, bıçakla dört parçaya bölüp her parçayı soyduktan sonra çatalla yemek de mümkündür."
Hayat zaten yeterince karmaşık, bari elma yerken bu kadar zorlanmasak?

Çağdaş sanat, gastronominin hangi tarafına düşer?
Bu hafta yemeğe çağdaş sanat karışacak. Contemporary İstanbul'la eşzamanlı diyebileceğimiz bir de lezzetli festival gerçekleşecek ki İstanbul'un en sanatsal ve kreatif gastronomi buluşması olduğu iddiasını taşıyor.
İsmi Contemporary Food Art Festival. Tarihi 1-6 Kasım. Yeri peki?
Şehrin 'kalburüstü' diyebileceğimiz restoranları: Mikla, Sunset, Escale, Frankie, Ferahfeza, Dragon, Nicole, Banyan, 360 İstanbul, Park Şamdan & The Bar, Rejans 1924...
Bugün Kanyon'da kurulan şov mutfağı ve tadım alanıyla veriliyor start. Şefler maharetini gösterecek, meraklılar da lezzetlerin ön tadımını yapabilecek, workshop'lara katılabilecek.
Contemporary Food Art Festival'in sloganına ('Ben bu sanatı yerim') pek de bayılmadığımı ekleyeyim. Bakalım kendisi nasıl olacak?

Ayın 6'sında Yedi İstanbul'da...
Yedi nedir? Türkiye'nin yedi bölgesi. İstanbul'un yedi tepesi. Yemek fiilinin geçmiş zamanda üçüncü tekil şahıs çekimi.
6 Kasım'da bir anlamı daha olacak: Yemeğin derinine inen bir uluslararası konferans olarak pek çok şefin, üreticinin, kanaat önderinin konuşmasına ev sahipliği yapacak Yedi. Bomontiada'da...
Bu ilk seferin konsepti 'give back'. Dünyadan pek çok isim, çevreye ve topluma onlardan aldıklarını geri vermek için neler yaptığını paylaşacak.
Fransa'da süpermarketlerin fazla malları hayır kurumlarına bağışlamaları yönündeki kanunun arkasındaki Arash Derambarsh... 'Bilgiyi nasıl yeniden diriltiriz'e cevap arayan ve Aborijin mutfak kültürüne odaklanan Avustralyalı şef Jock Zonfrillo...
Daha birçok isim ve nice zihin açan tartışma... Yedi İstanbul'da, ayın 6'sında Bomontiada'da...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.