YAZARA MAİL GÖNDER Son imparator ve mirası

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un, iktidar ve devlet kavramlarına dair tezler içeren spekülatif, hatta uçuk bir baba-oğul savaşı teorisi vardır. Buna göre insanlığın ilk dönemlerinde kabiledeki (Freud bunlar için eski Türkçe'de ordu anlamına geldiği ileri sürülen 'horda' kelimesini kullanıyor) oğullar, babanın mutlak otoritesini yıkmak için onu öldürmüştü.
Bu cinayetten sonra çeşitli ahlak kuralları konuldu, ancak iktidar olgusu etrafında şekillenen sorunlar çözülemedi. Aksine cinayet, gelişen medeniyetle birlikte yeni sorunlar getirdi.
Freud, bu teorisini Osmanlı'nın son dönemine uygulayacak ve Sultan İkinci Abdülhamit'i tahttan indiren İttihatçılar'a da 'babayı öldüren oğullar' diyecektir.
Abdülhamit, 31 Mart Ayaklanması adı verilen olay nedeniyle 27 Nisan 1909'da iktidardan indirildikten sonra Birinci Dünya Savaşı'nı görecek kadar yaşadı ve 10 Şubat 1918'de öldü. Geçtiğimiz Çarşamba İkinci Abdülhamit'in 98. ölüm yıldönümüydü.
Sultan Abdülhamit, son günlerde ölüm yıldönümünden bağımsız olarak da adı sıklıkla gündeme gelen bir padişah. Bunun, beş ana başlıkta toplayabileceğimiz önemli sebepleri var:
- Abdülhamit'in iktidarı döneminde Osmanlı'ya yönelen emperyalist tehditlerle 'günümüz Türkiyesi'ne yönelik tehditler büyük benzerlik arz ediyor. O devirde Osmanlı, İngiltere ve Rusya'nın, topraklarımıza yönelik mütecaviz dış politikasının ikili kıskacı altındaydı. Bugünkü Türkiye ise ABD ve Rusya'nın doğrudan veya dolaylı 'agresif diplomasi'siyle mücadele ediyor.
- Sultan Abdülhamit devrinde devlet içinde dış güçlerin desteğiyle serpilen ve sonunda darbeyle iktidarı ele geçiren komitacı gizli örgüt İttihat ve Terakki, ülkeyi içeriden zayıflatmak için kullanılmıştı. Şimdilerde Gülen Örgütü, her ne kadar darbeyi nihayete erdirememiş olsa da dış güçler adına benzer bir amaca hizmet ediyor.
- Abdülhamit iktidarı, ayrılıkçı silahlı Ermeni örgütlerinin ayaklanmalarını bastırmak için epey enerji harcamıştı. 1895'te Anadolu'da meydana gelen olaylar, Batı basını ve kamuoyunda 'Ermeni katliamı' olarak lanse ediliyordu. Silahlı Ermeni ayaklanmalarının bastırılmasında Kürt aşiret milislerinden oluşan Hamidiye Alayları da rol aldı. Bugün PKK, Hınçak ve Taşnak gibi silahlı Ermeni örgütlerinin üstlendiği role benzer bir rol üstleniyor. Ve Batı basını ve içerideki uzantıları, PKK Kürtler'e de zulmettiği halde aynı propagandayı yapıyor: "Devlet Kürtler'i katlediyor." Neyse ki en mikro düzeyde iletişimin sağlanabildiği 'nanoteknolojik medya' çağındayız. Bu sayede gerçeğin, onların söylediği gibi olmadığını ispatlayabiliyoruz.
- İngilizler başta olmak üzere Batılı güçler, Abdülhamit devrinde Ermeni ayaklanmalarına destek veriyorlardı. Hatta bir rivayete göre İngiliz Büyükelçisi, Abdülhamit'e "Daha ne kadar Ermeni öldüreceksiniz?" diye sorduğunda Abdülhamit, Yıldız'dan aldığı istihbarata binaen İngiliz gemileriyle Karadeniz'den silah getirildiğini bildiğini söylemişti. Bugün de Erdoğan, ABD ve Rusya'nın PKK'ya verdiği silahlardan söz ediyor ve "Teröre destek olmayın" diyor.
- Türkiye Cumhuriyeti'ni 2002'den beri yöneten AK Parti'nin kurucu lideri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset anlayışı İkinci Abdülhamit'inki ile benzerlik arz ediyor. Türkiye toplumunun muhafazakâr, milliyetçi kesiminin; devletin/ülkenin saldırı altında olduğu şu dönemde Abdülhamit'i sıklıkla anması rastlantı değil.

'ÜLKENİN YARISINI DÜŞMAN ETTİLER'
Üç Boyutlu Portre'nin bu haftaki konusu Sultan Abdülhamit, sevenlerince çok övülen, ama sevmeyenlerince çoğu zaman haksız biçimde yerilen bir padişah. Rahmetli Oktay Sinanoğlu'nun, "Ülkenin yarısını Atatürk'e, yarısını Abdülhamit'e düşman ettiler" sözü bu sorunun püf noktasını anlatıyor. Hâlbuki Abdülhamit, muhalif cephede de hiç olmazsa romancı Ahmet Ümit'in Elveda Güzel Vatanım romanındaki tarafsızlıkla ele alınması gereken bir lider. Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı boşuna demiyordu, "Abdülhamit dünyanın gördüğü son büyük imparatordur" diye.
34. Osmanlı padişahı Abdülhamit, kendisinden sonra iki padişah (V. Mehmet ve Vahdettin) gelse de imparator ve halife sıfatlarını kendisinde birleştirebilen son sultandı. Onun ölümünden sonra hilafet 'de facto' olarak işlevini yitirdi. Bu yönüyle Abdülhamit 'son gerçek halife' olarak da görülebilir.
22 Eylül 1842'de doğan Sultan Abdülhamit 31 Ağustos 1876'da tahta çıktı. Aynı yıl ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasî'yi ilan etti. Böylece Birinci Meşrutiyet Dönemi başladı. Abdülhamit, 27 Nisan 1909'a, İkinci Meşrutiyet'ten bir yıl sonrasına kadar 33 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu uzun iktidarın, Osmanlı İmparatorluğu'nun da ömrünü biraz uzattığı yönünde görüşler var. Abdülhamit'in bu kadar iktidarda kalabilmesinde büyük bir politikacı, stratejist ve istihbarat dehası olmasının etkisi yadsınamaz.
İkinci Abdülhamit, henüz 10 yaşındayken annesini kaybedince babası Abdülmecid'in diğer eşi tarafından büyütüldü. Amca Abdülaziz tahttan indirilince iktidara geldi. O iktidara geldiğinde imparatorluk, özellikle Balkanlar ve Ortadoğu'da büyük sorunlarla boğuşmakta, kendi içinde de ekonomik problemler yaşamaktaydı. Pax Ottomana (Osmanlı Barışı/Düzeni) bozulmuştu. Ruslar, şimdi Suriye üzerinden Türkiye'yi kuşatmaya çalıştıkları gibi o dönemde Panslavizm akımıyla Balkanlar üzerinden Osmanlı'yı kuşatmışlardı.

İTTİHATÇILAR VE GÜLENCİLER
Abdülhamit'i ilginç ve önemli kılan pek çok özellik var: Polisiye, özellikle de Sherlock Holmes öyküleri hayranı olması, istihbarat bilimini çok iyi bilmesi ve kurduğu Yıldız Teşkilatı üzerinden istihbaratı etkin kullanması, eğitim faaliyetlerine önem vermesi ve demiryolu yapımı başta olmak üzere ulaşım konusunda önemli atılımlara imza atması bunlardan sadece birkaçı.
İttihat ve Terakki'nin paramiliter örgütü Teşkilat-ı Mahsusa'nın da atası olan Yıldız İstihbarat Teşkilatı 1880 yılında kuruldu. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) İstanbul Bölge Başkanlığı'nın hâlâ aynı bölgede mukim olmasının sebebi, atası Yıldız'ın burada kurulmuş olması.
Teşkilat-ı Mahsusa'nın kuruluşu ise -her ne kadar Gülen Örgütü'nün atası olsa da- Gülencilerden farklı olarak darbeyi gerçekleştirebildiği için devlet yönetiminde daha etkin rol alan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşundan (1889) çok sonra gerçekleşti. (Fiilen 1911.)
Abdülhamit'in 24 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet'i ilanına rağmen karışıklıklar son bulmadı. Görünürde İttihatçı karşıtı bir ayaklanma olan 31 Mart Vakası ile gerginlik tırmanınca Sultan tahttan indi. Böylece iktidar, tamamen İttihat ve Terakki hükümetlerine geçti. Ne var ki Freud'un alegorisi ile oğulların babayı öldürmesi de huzur getirmedi ve devlet, Trablusgarp, Balkan ve nihayet Birinci Dünya Savaşı'nın ardından yıkıldı.
Abdülhamit, uzun iktidarı boyunca darbe girişimleri ve suikastlar atlattı. Bunlardan en önemlisi, bir Ermeni örgütünün düzenlediği 1 Temmuz 1905'teki Yıldız Suikastı'dır. Sultan bu suikasttan sağ kurtulunca şair Tevfik Fikret 'Bir Lâhza-i Ta'ahhur' (Bir Anlık Duraklama) adlı şiirinde şu mısraları yazabilmişti:
"Ey şanlı avcı, damını bihûde kurmadın.
Attın fakat yazık ki, yazıklar ki, vurmadın."
Abdülhamit, iktidardan indirildikten sonra üç yıl Selanik'te kaldı. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine İstanbul'a getirildi. Beylerbeyi Sarayı'nda oturdu. 10 Şubat 1918 akşamı vefat etti. Cenazesi Çemberlitaş'taki Sultan Mahmud türbesine defnedildi.
Yazıyı, İkinci Abdülhamit devrinin ve zamanımızın benzerlikleri üzerine kurduğumuz için hep 'tarihi tekerrür'lerden bahsettik. Yazıyı o günle bugünü ayıran iki önemli farktan söz ederek bitirelim: Bugünün İttihatçıları (Gülenciler) ve ayrılıkçı örgütü (PKK), atası teşkilat ve örgütlerden farklı olarak yenildi. Devlet Gülenciler'de değil, PKK yüzünden 'Kürt tehciri' de olmadı, olmayacak. İkinci farksa şu: Osmanlı'nın, çok geniş topraklara hükmettiği için öyle ya da böyle 'verilecek toprağı' vardı. Bu yüzden ana gövdeye kadar, yani en fazla küçülebileceği yere kadar küçüldü. Anadolu -bu güvenli yuva- İkinci Abdülhamit ve Mustafa Kemal Atatürk'ün son mirası. Bundan sonra verilecek tek karış toprak yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.