YAZARA MAİL GÖNDER Cumhuriyetçi Jale, fena halde depresyonda!

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Jale, depresyondasın biliyorum. Terk edildin, yalnız kaldın, onu da biliyorum. Gecikmeden tedavi olmalısın, hayata sarılmalısın, onu söylüyorum. Bu sizdeki asabiyet öldürecek seni inan! Çok gerginsiniz, karamsarsınız, bedbinsiniz, hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz. Sırf Başbakan dedi diye karşı çıkmadığınız ne kaldı, bilmiyorum! Hatta sizin sülaleden, Dersimli Kürt Kemal Bey o ırkçı andı savundu. Pes yani! Seninkiler ne demokrasi devriminden ne de Balyoz kararlarından memnun değiller. Geçen gün Çandarlı Paşa bile, "Yetmez ama evet değil, yeter artık!" diye bağırmış ortalık yerde. Halbuki, yıllarca biliyorsun bu iktidar sizinkilerdeydi. Tepede paşalar, arkada siz ülkeyi yönettiniz. Ya da tam tersi! Fark etmez. Hiçbir sözünüzü yerine getirmediniz. Ülkeyi çürüttünüz. Al gülüm yaptınız, ver gülüm şekline girdiniz. 'Sol' belliydi, 'sağ' belliydi, düzen kurulmuştu, oh! Pastayı yediniz. Tabağı sıyırdınız. Entelektüelleriniz, belirsiz bir demokrasinin klişelerini geveleyip durdular. Bizi o narsist aydınlanmacılar oyalarken, her darbe sabahı Genelkurmay'a koşup brifing brifing gezdiniz ve "Seküler ordumuz demokrasimizin teminatı efeem" şeklinde demeçler verdiniz. Elbette ki Anadolu ve de varoş çocuklarının oyu sizinkiyle eşit değildi! Onu da zaten gözümüzün içine baka baka iç etmiştiniz. Meclis bir oyun sarayıydı. İş, ruhsatsız çıktığınız kaçak devlet katlarında çözülüyordu. Enflasyon memleketi kavurdu, bankalar cebellezi edildi, general kucaklarında şiirler söylendi, ağlak Anıtkabir belgeselleri yapıldı. El üstünde tutuldunuz. Ahmet Kaya gibiler hakikate uyandığında, "Örtülü kızlar benim bacımdır" dediğinde onu da çatal kaşıkla linç ettiniz. Dindar insanlar iktidara geldiğinde bile sponsorlar, yerel ve merkezi kurumlar tarafından desteklenen sizdiniz. O malumatfuruş, o sıkıcı kültür vesayetiniz, hegomonik vaziyetiniz sürdü gitti. Sonuç olarak bir eliniz yağda, bir eliniz baldaydı hep dostum. Ne zamanki Ergenekon dalgaları başladı, sıkıldınız. Bir kısmınız saf değiştirdi, fakat bu fazla sürmedi. Kalıtımsal kibriniz her şeyin üstündeydi çünkü. Arkasından ekonomik başarılar geldi. IMF'ye posta kondu! Sağlık, ulaşım derken, kansız devrimler art arda patladı. İyice huzursuzlandınız. Ama esas mesele Barış meselesiydi! En büyük devrim oydu. Sizde ki depresyon işte o an tavan yaptı. Başbakan bir dünya lideri olacak ve Türkiye, dünyaya konuşacaktı. Dünya, bu ülkeden, Müslümanlar'ın birbirini öldürmedikleri bir medeniyet inşasını izleyebilir; Anadolu Ruhu, her meşrebiyle gün yüzüne çıkabilir, ülke iki yüzyıllık uykudan uyanabilirdi. Çaresiz kaldınız Jale! Siz olmadan bu "tornacı çocukları" ülkeyi uçuruyorlardı. Olacak şey değildi be abla! Panik, genlerinizdeki kurdu uyandırdı. İslam fobisi sizi türlü kılıklara soktu. Hele, Gezi'nin ulusalcı gaspıyla birlikte password'ler karıştı, Mustafa Keser'in askerleri şekline büründünüz. En demokrat görünen adamınız bile sokaklardaki meyhane masaları düzene sokulurken, "Hayat tarzımıza müdahale", "Askeri vesayet bitti Müslüman vesayet başladı" diye baklayı çıkarıverdi ağzından. Bakla dediğin dil altında fazla durmuyordu tabii. Çünkü kafanızdaki Müslüman imajı Kemalist diktatörlüğün size öğrettikleri kadardı. O filmlerde oduna su sıkıp satan, kadınların göbeğine yazı yazan sakallı, kötü bakışlı, takunyalı bir tipti. Tiyatrolarınızda dinci diye alay ettiğiniz, çok satan romanlarınızda küçümsediğiniz bir tip. İşte o, gerçekten iktidardaydı artık. Yaptığınız hiçbir numara, mühendislik, şu bu başarılı olamadı. Aramızda kalsın, arkanızda asker olmayınca zaten siz, elektrik sigortasını bile değiştirecek kabiliyette değildiniz. Bunu biliyorduk ikimiz! Yenildiniz. Hâlâ yeniliyorsunuz. Devrimse al sana; Sürekli Devrim! Dengeler bozuldu Jale. Solcular sağcı, sağcı dediklerin solcu oldu. Yeni bir konuşma başlıyor. Sana tavsiyem, çık o Maçka, Bebek, Nişantaşı üçgeninden. Çık, denizi kokla. Haliç kıyılarında piknik yap. Haliç boğaz gibi oldu, su temiz. Balık tut. Senin kavgalı olduğun belediye tarafından su ve doğalgaz getirtilen adalarda dolaş istersen. Fark etmez, vapurda, Adalı Ermeni ve Rum cemaatinin bir kısmıyla birlikte kafatasçı bir gazete okuyabilir, belli miktar Stockholm Sendromuna da girebilirsin. O kadar da olur artık... Depresyon dediğin bir ayar bozukluğu Jale. Savaş bitti inan bana. Artık yeni bir zamandayız. Genç bir solcuyken utandığın o Nazi andını sizinkiler kaldıramadı da, Recep Tayyip Erdoğan kaldırdı, alo diyorum sana! Uyansana. Apaçık olanı kabul etmeli dostum. Barışa ve özgürlüklere sahip çıkmalı ve daha fazlasını istemeli. Göksel'in sevdiğim bir şarkısı var, "Depresyondayım, unutuldum", diye başlayan, "Düşündüm banka soymayı, uluorta soyunmayı, hayatımdaki herkesi vurmayı" diye süren. Bu asabiyetle bak, maazallah senin de sonun böyle olacak, onu söylüyorum. Aman, diyorum!

AH JALE AH...
Sana seninkilerin 1969'dan beri yok saydığı bir kitap tavsiye ediyorum Jale: "Türkiye de sağ sol, sol da sağdır. Türkiye'nin 'solcuları' gericidir. Türkiye'nin ilericileri, 'sağ' cenahta görülen geniş İslamcı halk kitleleridir." (İdris Küçükömer-Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması. Profil Yay.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.