YAZARA MAİL GÖNDER CHP'nin trajedisi

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

CHP'nin projecilikte AK Parti ile yarışma şansı yok. Kültürel söylemlerini terk etmesi halinde ondan doğan boşluğu MHP doldurabilir. Demokratik söylemlerine ağırlık verse bile bu alanda HDP popülizmini aşamama tehlikesi bulunuyor. Tam bir sıkışmışlık hali

İki ayrı asr-ı saadete sahip CHP'nin içinde giderek yaşlanan bir grup 1930 yılların nostaljisine özlem duymaktadır. Bu nostalji kamusal bir kültürel devrim diline sahip Kemalizmi kişilerin özel hayatlarının parçası haline getirmiştir. 28 Şubat süreciyle birlikte o zamana kadar kamu binalarının merkezi konumlarını işgal eden Atatürk köşeleri ve portreleri CHP'lilerin evlerinin ve araçlarının ayrılmaz bir parçası olmuştu. Kaç kişi olduğunu meydanlarda test etmeye çalışan halk kitleleri kendilerini öncelikli olarak bir kültürel devrimin parçası olarak görüyorlardı.
Kemalist kültüralizmin ikinci perdesi 1970'li yılların asr-ı saadetinde yaşandı. Enternasyonalin sosyal demokrasi dilini yerlileştirerek demokratik soldan bahsetmeye başlayan CHP, aslında darbecilikten arındırılmış vicdani bir sol Kemalizm romantizmi geliştirmişti. Hayat pahalılığının ezdiği yeni kentlilerde karşılığını bulan yerli sosyalist politikalar, Bülent Ecevit'in Anadolu'nun Karaoğlan'ı olarak efsaneleşmesine yaradı. Ecevit, kendi karizması üzerinden Kemalist kültürü sevimli kılmaktaydı.
Yine de Kemalist kültürün en sevimli yüzü Erdal İnönü olarak kaldı. Soğuk savaş sonrası CHP'nin 1992'de yeniden kurulması küresel politik dile entegrasyon çabalarıyla birlikte dikkat çekti. CHP, bir taraftan hazırlattığı Kürt Raporu'yla postmodern kimlik politikalarına uyum sağlamaya çalışmaktaydı. Diğer taraftan da 1995 seçim kampanyasını 'üçüncü yol' politikalarına oturmaya çalışması yeni arayışların bir sonucuydu. Fakat 28 Şubat süreci CHP'yi de yeniden kültürel Kemalizme geri döndürmüştür. Hatta bu kez kültür sadece kamusal alana değil, özel alana özgü dile hakim olmaktadır. Tenlere kadar kazınan Kemalist imajlar üzerinden Cumhuriyetin kazanımlarını korumak CHP'nin en önemli amacı olmuştur.

Boşluğu MHP doldurur

CHP'nin kültürel dili 2007'de arkasında durduğu 27 Nisan bildirisi ve Anayasa Mahkemesi'ne bile gözdağı vermeye çalıştığı 367 kararı sonrasında tükenmiştir. İktidara gelmek için toplumsal tabanını genişletmek zorunda olan CHP için 2011 seçimleri yeni olanın başladığı yerdir. CHP, 2011 seçim kampanyası ile birlikte ayrıştırıcı kültüralist dilini birleştirici ekonomik ve demokratik bir dille değiştirmeye çalışmıştır.
2001 ekonomik krizi sonrası AK Parti iktidarının meşruiyet kaynaklarını iyi analiz ettiği belli olan CHP, demokratik ve ekonomik bir politik dili öne çıkarmaya başlamıştır. Zira Ak Parti bir taraftan ekonomik krize karşı koyma kapasitesiyle diğer taraftan da açılım politikalarıyla toplumsal ikna gücünü artırmıştı. 2011 seçimleri ise Ak Parti kendi politikalarına 'çılgın projeleri' de eklemlemiştir.
CHP'nin 2007 sonrası dönüşümüne baktığımızda da aynı politik çizgiyi kendi bağlamında taklit etmeye çalıştığını gözlemlemekteyiz. Öncelikle kültürel Kemalist iddialarını öteleyen CHP, muhafazakâr merkez sağ seçmene hitap edebilmek için 'çarşaf açılımı'na kadar uzanan yeni bir yola girmiştir. Sonrasında özellikle yoksulluğun ajitasyonuna dayalı bir muhalif ekonomik söyleme savrulmuştur. Orta Anadolu'da adeta yeni bir Ankara yaratma iddiasındaki 'çılgın lojistik kent' projesiyle de 2011 AK Parti seçim söylemlerini takip etmektedir.
Bir taraftan toplumsal özgürlükleri yeniden tartışmaya hazır olduğu mesajını veren CHP, diğer taraftan da ekonomik ağırlıklı projeci bir politik dile doğru savrulmaktadır. Bu savruluşların yarattığı tereddütleri ise, bazen Kemalist kültüre bazen de sosyalist kültüre atıflar yaparak aşmaya çalışan Kılıçdaroğlu, eski CHP oylarını zaten çantada keklik görmektedir. Yükselen parti grafiğinin CHP seçmenini yanında tutacağından emindir.
Fakat bu yeni politik dille CHP'nin boşalttığı alanları MHP güçlü bir şekilde doldurmaktadır. Diğer taraftan aynı kulvarda HDP'nin demokratik söylemi kullandığı düşünülürse CHP'nin ne kadar sıkıştığı daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda CHP çok yönlü bir trajedi yaşamaktadır.
Politik köşesini terk etse, MHP oraya yerleşmeye çoktan hazırdır. Demokratik bir dili benimsese HDP'nin popülist demokrasisini aşamama tehlikesini hissetmektedir. Ekonomik ve projeci bir dile savrulsa bir AK Parti imitasyonuna dönüşme tehlikesi altındadır. Maalesef önümüzdeki seçim bize, dönüşen CHP'nin yeni politik alanlar mı kazanacağı yoksa politik yelpazedeki yerini mi kaybedeceği konusunda nihai bir karar sunamayacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.